BİZİM ÇOCUKLAR
Alevler; ateşin uzantısı değil miydi?
Tribünlerde milyonlarca rüzgâr da ateşi yelliyordu,
Ateş büyüyor büyüyor güzelleşiyordu…
Hevesleniyorduk,
Yüzüp yüzüp kuyruğuna geliyorduk;
Bir türlü karaya çıkamıyorduk,
Gözyaşlarımızda boğuluyorduk…
Biliyorum her şey bitmek için başlar.
Bitecekse de böyle bitsin diyorum ama
yine de kabul edemiyor insan.
(Mert Günok)
“Ahtapot musun, örümcek misin” diye bağırıyor spiker.
Gerçekten o anda dev bir örümceğe dönüyor, takımını ipten alıyor…
yeniden diriliyoruz.
Sana ne demeliyim ki
İçimdeki çocuğun elma şekeri mi?
(Barış Alper)
Karadeniz gibi hırçın çocuk,
sen koştukça biz coştuk.
Sen yorulmadıkça biz güçlendik…
(Arda)
Evin küçük çocuğu, yaramazı, sevimlisi
sahanın her yerinde, dinamitleyicisi,
sol ayağı, kalbi…
(Ferdi)
Sen tercihini bizden yana yapınca,
biz de tercihimizi senden yana yaptık,
yanılmadık…
(ve hepiniz)
Çok güzeldiniz bizim çocuklar,
Sevincinizle de üzüntülerinizle de…
sahada döktürdüğünüz yetmiyormuş gibi,
Maç sonrası döktürmelerinizle de,
Seyretmelere doyamadığımız görüntülerinizle,
Yollara döktüğünüz kan kırmızısı kafilelerle…
Bizi çok mutlu ettiniz,
Çok güzeldiniz,
Üzgünsünüz biliyoruz, daha ileri gidebilirdiniz çünkü…
Ağlamayın, ağlatmayın…
Kaybediş dediğin anca bu kadar güzel olur,
Bizi bir kere daha bir araya getirip “birlikte ne kadar güzel olduğumuzu” hatırlattığınız için teşekkürler BİZİM ÇOCUKLAR!


