Ardavirafname
Zerdüştlerin başkaynağı “Ardavirafname” “miraç, kabir hayatı, sırat köprüsü” gibi konularda hadislere nasıl etki etti….
Zerdüstler peygamberi kabul ettikleri Ardaviraf’ın miraç’a yükseldiğine inanırlar.
“Ahuramazda” adındaki tanrı ile temas ederek yeni bir din kurduğuna, “Avesta” adındaki kutsal kitabı getirdiğine ve “Gata” denen kendi şiirlerini de Avesta’ya dahil ettiğine inanırlar.
Önce onun peygamberlikle görevlendiriliş anlatısına değinelim ve Muhammed A.S.’a ilk vahyin gelişi rivayetlerine ne denli benzediğini görelim.
Büyük İskender’in (ölümü M.Ö. 323) İran’a saldırısının ardından Zerdüştî inanç ve ritüellerindeki zayıflamaya karşı dinin güç kaybını önlemek için din adamlarınca bir dizi toplantılar yapılır.
Bu toplantılar sonunda Ardaviraf, Tanrı katına gitmesi için görevlendirilir. Ardaviraf bir sıra ritüelden sonra yedi gün yedi gece uykuya dalmış, bu sırada Tanrı katına yükselmiş, “Hayır Dini”nin hükümlerini öğrenmiş, kendisine yıldızların ve gezegenlerin hareketinden haber verilmiş, Cennet’i, Cehennem’i, Âraf’ı görmüş, son olarak da Tanrı Ahura Mazda’nın huzuruna varmıştır. Yedinci gün sonunda uyanmış, dünyaya dönmüş ve gördüklerini bilge bir yazıcıya yazdırmış ve böylece Ardavirafname meydana gelmiştir.
Rivayetlere göre Ardâviraf, tek başına sık sık, Çeka Daiti ırmağı kenarına giderek orada dua etmiş, Tanrı, âlem ve yaratılmışlar üzerine derin düşüncelere dalmıştır. Ardaviraf, otuz veya kırk yaşlarında iken yine Daiti ırmağı kenarında böyle bir tefekkür, inziva ve ibadet esnasında, Vohumenah isimli bir melek, Tanrı Ahura Mazda’nın mesajını getirmiştir.
Otuz yaşında ona peygamberlik verilmiş, taraftarlarıyla Aivitak Suyu kenarında halvete çekilmiştir. Halvete çekilişinin kırk beşinci gününde, Ürdi Behişt ayında, bir gece sabaha karşı Miraç’a çıkmış ve ruhanî yükselmenin sonuna varmıştır. Vohumenah (Behmen) denilen melek gelmiş, ona her şeyden elini çekmesini tembih etmiş ve onu cennete götürmüştür.
Melekler sonra Ardaviraf’ın göğsünü yarmış ve içindekileri çıkarıp temizlemiş ve yerine koymuştur. Bundan sonra Ahura Mazda onu, insanları Hayır Dini’ne davet etmekle görevlendirmiştir.
Ardaviraf, miraç yolculuğundan sonra maddi âleme, kendisine verilen kutsal kitap Avesta ile dönmüş ve getirdiklerini tebliğe başlamıştır.”
Görüleceği üzere Aradavirafın peygamberlikle görevlendirilmesi, Tanrı katına yükselmesi hatta göğsünün yarılıp içinin temizlenmesi gibi konuların neredeyse birebir karşılığını İslamî anlatılarda Muhammed A.S. için de söz konusu edildiğini görmekteyiz.
Muhammed A.S. için de “şakk-ı sadr” yani göğsünün yarılıp temizlenmesi, hatta açıp genişletme bölümü İnşirah suresi’nin bu olayı anlattığı bile iddia edilmiştir. Gerçekte şakk-ı sadr diye bir hadise söz konusu değildir. Bu, tümüyle Zerdüştî kaynakların etkisiyle Muhammed as’a isnad edilmiş bir uydurmadır.
…
Ardâvîrâf’ın ahıret günlüğünden rengârenk ve kanlı canlı cehennem enstantaneleri:
O ilk gece güzel düşünceyle, güzel sözle, güzel işle yüce makamlara, çok geniş ve sağlam Çinvâd Köprüsü’ne vardım. Orada ölülerin ruhlarını gördüm.
İlk üç gecede ruhlar bedenlerinin yanıbaşına oturmuş, “İyilikleriyle herkesin iyiliklere kavuştuğu kişilere ne mutlu” …duasını okuyorlardı.
Bir yere vardık. Yanyana ayakta durmakta olan birkaç kişinin ruhunu gördüm. Kutsal Sûruş’a “Bunlar kim ve neden ayakta duruyorlar?” diye sordum. Kutsal Sûruş: “Buraya ‘Hemistekân’ derler ve bu ruhlar kıyamet gününe dek burada ayakta durarak beklerler. Bunlar sevaplarıyla günahları birbirine denk olan insanların ruhlarıdır. Kıyamet gününe dek burada ayakta bekleyecekler”.
Dördüncü adımı aydınlıklar yurdu, mutluluk ve huzur diyarı yüce Arş’a doğru attım. Ölülerin ruhları aydınlıklar içerisinde bizi karşılamaya geldiler. Bizi selâmlıyorlar, bize dua ediyorlardı. İlginç bir yere götürdüler. Orada bir ırmak vardı. Çok tehlikeli, alabildiğine derin, zor geçit veren ve cehennem gibi karanlıklara gömülmüş bir ırmaktı. Ruhların çoğu bu ırmağın içerisinde bulunuyordu.
Bazı kişilerin ruhları bütün gayretlerine rağmen o ırmaktan asla geçemiyorlardı. Bazı ruhlar da büyük zorluklar ve eziyetlerle düşe kalka karşı kıyıya ulaşabiliyor, bazıları da hızla ve rahatlıkla geçiyorlardı. Başaşağı asılmış bir erkeğin ruhunu gördüm. Dev iriliğinde elli tane yaratık, ellerinde engerek yılanları ile onun bütün vücudunu durmadan kamçılıyorlardı.
“Bu beden ruhuna böyle cezalar çektirecek ne günah işledi?” diye sordum. Kutsal Sûruş şöyle cevap verdi: “Bu, dünyada kötü idarecilik yapan, insanlara karşı bağışlayıcı davranmayan, onları azarlayan, hatalarını affetmeyen, onlara türlü türlü zararları dokunan, şiddetli işkenceler yapan, suçlarından kat kat fazla cezayla onlara eziyet eden günahkâr bir adamın ruhudur”.
Bir kadının ruhunu gördüm. Sürekli ağlayıp inliyor, şaşkın bir şekilde aşağı-yukarı gidip geliyordu. Başından aşağı kar ve dolu yağıyordu. Ayaklarının altında eritilmiş çok kızgın çinkodan bir ırmak akmaktaydı. Kafasını ve yüzünü bıçakla parçalıyordu.
“Bu beden nasıl ağır bir günah işledi de karşılığında böyle ağır bir cezaya çarptırıldı?” diye sordum. Kutsal Sûruş şöyle cevap verdi: Bu, dünya hayatında yabancı erkeklerle gayrımeşru yollardan gizli ilişkiler kurarak hamile kalmış, çocuğunu da kimsesiz ve sahipsiz bırakmış bir kadının ruhudur.
Zerdüştlük’te önemli yeri olan Çinvâd ile İslamiyet’teki Sırat Köprüsü arasındaki benzerlik de dikkat çekicidir.
Anlaşıldığı üzere Ardavirafname’deki pek çok anlatım, Muhammed A.S.’ın Miraç’ına sonradan eklenmiştir. Miraç anlatımlarının Peygamberin vefatından asırlar sonra Zerdüştî kaynaklardan alıntıyla oluşturulduğu çok nettir.
Binlerce sene öncesinden kalmış bu ilginç metni merak edenler, Prof. Dr. Nimet Yıldırım’ın Türkçe’ye çevirdiği Ardâvîrâfnâme’yi okuyabilirler.
Kaynaklar
- Cemil Kılıç
- Murat Bardakçı
- Günay Tümer, Dinler Tarihi
- Nimet Yıldırım, Ardavirafname

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


