Şimdi yükleniyor
×

55 Milyon Dolarlık Adam

Bu Yazı 4 dakikalık okuma süresine sahiptir.

ajax-loader-2x 55 Milyon Dolarlık Adam

Cacabey, Göksu, Gökreis, Göktürk, Gökay, Türkay, Türkonot, Evrenot, Gökmen, Uzay İnsanı, Alpaslan, Fatih, Akıncı. İlk kez uzaya Türk göndereceğiz dediklerinde TDK’ya en çok önerilen isimler bunlar. TDK ise 2005 yılında ‘astronot’ için ‘gökmen’ ve ‘uçman’ kelimelerini önermiş.

Sonuç? Astronot.

Bütün dertlerimiz unutuldu, tüm ülke TV’lerin karşısına kilitlendi, saatler öncesinden, dakikalar sayılmaya başlandı. Bir zamanlar AB’ye girdik diye gündüz vakti Ankaranın göbeğinde patlatılan havai fişekleri izlemek için toplanan vatandaşlar gibi, toplu izleme alanlarına doluştu millet.

Bir Türk’ün uzaya çıkması önemli mi? Elbette önemli ama nasıl ve ne şekilde çıktığı daha da önemli. 55 milyon dolar para vererek Turist Ömer gibi sırf biz yaptık oldu demek için gönderilmesi, işte o nokta can sıkıyor.

Bu ülkede para yok denilerek Tank Palet Fabrikası 50 milyon dolara satıldı güzel kardeşim.

Saatler öncesinden toplandı ahali.

Uzaya gidecek ilk Türk Astronot’u gururla izliyor. Siyasi rantmış, seçim malzemesi yapılacakmış kimsenin umrunda değil, en düşük emekli maaşı 10 bin TL olmuş, nasıl olsa refah içerisinde yaşıyoruz, 55 milyon dolarcık nedir ki? Yolla gitsin, seçim öncesi iyi bir PR çalışması da olur hem.

Merakla bekliyoruz, ilk sözleri ne olacak?

Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu için ilk Türk’ün uzaya adım attığı şu anda Yüce Ata’mızın sözüyle bu anı başlatmak istiyorum: Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dahiyane sözü; ‘İstikbal göklerdedir.’

Oldu mu şimdi ama?

80 milyon içinden seni seçecekler, ilk Türk Astronotu yapacaklar, sen uzaya çıktığın ilk saniyelerde kalkıp Yüce Atamız diyeceksin. Bence gelme, kal orda, yerler seni, çiğ çiğ hem de.

Fırlatmayı seyretmedim, bir çok sebepten dolayı içimden gelmedi. Halbuki SpaceX’in önceki fırlatmalarını defalarca izledim. Yapılanın, lanse edilenin ne amaçla kullanılacağını bilmenin verdiği tepki büyük ihtimal. İlk astronotumuzun kim olduğunu bile araştırmamıştım ta ki ilk sözlerini duyana kadar.

İlk Türk uzay yolcusu Alper Gezeravcı. Bulabildiğim bilgiler etkileyici denebilecek düzeyde. Uzaya gönderilebileceğimiz çok değerli bilim insanlarımız varken neden böyle bir tercih yapıldı bilemiyorum. Üstelik bilimsel çalışmalar yapılacakmış. Hazır 55 milyon dolar da vermişiz, ben olsam papaz eriğini imam eriğine çeviren projeyi geliştiren öğrenciler arasından seçerdim ilk Türk Uzay Turistini. Hazır deneyde yapılacakmış, imam projesini uzayda uygulatır bütün evreni evririrdim.

Neyse…

Her şeyimizin Milli olduğu gibi bunu da Milli Uzay Programı diye itelediler. Roketi yapan SpaceX, fırlatan Nasa, gittiği yer Uluslararası Uzay İstasyonu. Hiç bir aşamasında en ufak bir katkımız yok ama sanki herşeyi biz yapmışız gibi böbürleniyoruz.

Ortada milli olan tek şey bizim astronot. Gerisi gavurun icadı, emeği, çalışması.

Herkesin şunu kabul edip anlaması lazım. Biz uzayı falan fethetmedik güzel kardeşim, 55 milyon doları bastırdık ve turist olarak uzaya gittik.

Gitmeyen mi kaldı?

Jeff Bezoz’un Blue Origin‘i ile uzaya gönderilen turistler Karman Hattı’nı geçip 10 dakikalık uzay uçuşu yaptılar diye resmen astronot olarak ilan edildiler. Açık artırma ile satılan bir bilete 28 milyon dolarcık ödedi yolculardan biri. Wally Funk, 80 yaşında en yaşlı astronot oldu, Oliver Daemen ise 18 yaşında en genç astronot olarak tarihe geçti. Jeff Bezos la beraber Mark Bezos bile astronot oldular. Anlayacağın sıradan insanlar bile astronot oldu yıllar önce. Arkalarında bunları destekleyen devlet de yoktu. Sadece ceplerinde yeşil dolarcıklar vardı hepsi bu. Bastırdılar parayı ve astronot oldular.

Yani…

Milli Uzay Programı dedikleri şey 55 milyon dolarlık “her şey dahil” SpaceX uzay biletinden ibaret.

Bilete dahil hizmetler “sabah-öğle-akşam yemekleri, ara öğünler, alkolsüz içecekler, konaklama, gidiş dönüş uzay bileti ve uzayda eğlensinler diye deney aletleri vs.” Hatta tur programı bile önceden verilmiş ellerine.

Birinci gün, ılıtılmış su bazlı renksiz sıvı eşliğinde uzaydan panoramik dünya seyri, akabinde size özel deney aletleriyle eğlenceli vakit, sonra dinlenmek için kapsüllerinize kısa bir yürüyüş ya da uçuş. İkinci gün sabah kahvaltısı sonrasında hafif kültür fizik, sosyalleşme ve deney, uslu durursanız belki uzay yürüyüşü…

Demem o ki, cebinde yeterli paran varsa ve uzaya gitmek istiyorsan Jeff Bezos seni de astronot yapar. Ve inan bana ilk yerli ve milli astronotumuzdan daha çok konuşulursun, onun adı unutulur belki ama senin adın unutulmaz emin ol. Adına şarkı yapmayabilirler ama “bas bas paraları Jeff Bezos’a bidaha mı gelecen uzaya” diye dalganı geçer seni çekemeyen kıskanç insanlar.

İyi olanı, doğru olanı savunalım ve gurur duyalım.

Ama bu değil be güzel kardeşim.

55 milyon dolarlık uzay bileti altı üstü. Senin tam teşekküllü Tank Palet Fabrikan bile o kadar etmedi satılırken, yazık.


Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Genel oy oranı / 5. Oylama Durumu

Şu ana kadar değerlendirme yapılmadı! Bu gönderiye ilk değerlendiren siz olun.

Bu yazıyı beğendiğinize göre...

Bizi sosyal medyada takip ediniz.

Bu yazı size hitap etmediği için üzgünüz!

Kendimizi geliştirelim!

Hoşunuza gitmeyen noktalar neler oldu?

Abone Olun
Bildir
guest
4 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
BEAD
BEAD
21 Ocak 2024 13:27

Sadece önüne konulana servis edilene inanan, gerçeği araştırma, öğrenme gereği görmeyen toplumları kandırmak kolaydır. Uzaya gittik mi gittik, bu kadar basit işte. Yazdıklarınız ve verdiğiniz Blue Origin örneği gün ortadayken olayın bu kadar abartılması, ne bileyim, aptallık sınırlarını zorluyor bence.

Şale Köse
Yazar
21 Ocak 2024 10:17

Almanya bizi sadece kıskanıyordu. Şimdi tam orta yerinden çatlar hasetliğinden:) Şakası bile sinir bozucu kabul ediyorum ama bu yaşanılanları akıllıca kabullenmenin başka bir yolu yok. İçinde akıl olmayan her ne varsa eğer; aptallık, sersemlik, çiğlik, görgüsüzlük ‘daha beterlerini de sayabilirim ama tutacağım dilimi’ barındırır. Benim ve birçok insanın iç sesi olmuşsunuz. ‘Dış seslerin zaten çoğu suskun’ Kaleminize sağlık.

Okumaya Değer
Kalem olmak isterdim; yazdıkça sivriliği körelen, dokunduğum her yere izimi birakabilen, tükenene kadar inadına devam eden... Ama o kadar kolay…
4
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x