40 Paralık Adamlar!!!
Öyle bir toplumuz ki, kızdığımız zaman gözümüz hiç bir şey görmez, karşımızdaki üzülür mü, kırılır mı diye düşünmeden şeytanın bile aklına gelmeyecek benzetmelerle rakibi bertaraf etmeye çalışırız. Bu genelleme toplumun nerdeyse %90’ı için geçerlidir maalesef.
Bu satırdan sonra okuyacaklarınızın verebileceği rahatsızlıktan dolayı müessesemiz sorumlu değildir. Lütfen kendi riskinizle devam ediniz.
***
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kendini ve dünyayı keşfetmeye başlayan Türk insanı, batılı ülkelerin de etkisiyle değişik ekollerin peşinden giderek kendi sosyal yapısını oluşturmaya başlar.
Yeşilçam yapımı filmler bizleri yıllarca kandırmadıysa, son derece bakımlı, şık ve bir o kadar da kibar insanlar çıktı ortaya. Elbette toplumun sadece belli bir tabakasına ait bir yaşam şekliydi bu ama toplum genelinde insanlar kibardı, saygılıydı.
Tarih akışında bir noktada, sebebi ve tam olarak zamanı belli olmayan bir büküm, bir sapma yaşandı.
Adım gibi eminim, bundan bin yıl sonra galaktik çağdaki ultra modern yaşam formları halâ Türk toplumu üzerinde maksimum deformasyona sebep olan bu bükümün çıkış noktasını araştırıyor olacaklar.
Herşey ölçü birimleriyle başlamıştı masum masum, sonra dallandı budaklandı yayıldıkça yayıldı.
- Uzaklık Ölçüsü: Ebesinin Nikahında
- Uzunluk Ölçüsü: Nah Kolum Gibi!
- Saat Ölçüsü: Karga Bokunu Yemeden
- Büyüklük/Küçüklük Ölçüsü: Göt Kadarmış
- Sıcaklık Ölçüsü: Gavur A… Gibi!
- Soğukluk Ölçüsü: Götüm Dondu!
- Zeka/IQ Ölçüsü: S.k Kafalı/Y…k Kafalı
- Estetik Ölçüsü: At Bokuna Konan Kelebek Gibi
- Bütçe Ölçüsü: Ayran Bulamaz İçmeye, Tahtırevanla Gider Sıçmaya…
- Şanssızlık Ölçüsü: Bahtsız Bedeviyi Çölde Kutup Ayısı S…miş.
- Belirsizlik Ölçüsü: Ne Emmeye Ne Gömmeye Geliyorsun.
- Umursamazlık Ölçüsü: İpimle Kuşağım, S…mle, T…ım!
- Genetik Ölçüsü: Şapa Tükürsem Olur mu Şeker; Cinsini S…im, Cinsine Çeker.
- Becerisizlik Ölçüsü: Konya Ovası’nda Sıçacak Yer Bulamamak
- Kendini Tanıma Ölçüsü: Bilmiyorsan götünün huyunu, içmeyeceksin turşu suyunu
Liste uzar gider…
Eğer bütün riskleri göze alıp buraya kadar gelebildiyseniz bonusu hakettiniz demektir.
Neden yazının başlığı 40 Paralık Adamlar?
Bu serüven hak arayışı ile başlamış çok masum bir tanımlamaydı aslında ama zaman içerisinde sanki adamlığın ölçü birimi paraymış gibi “Kaç paralık adam ki” formuna dönüşerek aşağılama şekli olarak kullanılmaya başlandı .
Yani;
Para önem kazandıkça insanlık değer kaybetti.
Daha ne olduğunu anlamadan PARAN KADAR ADAM olmaya başladın. Saygının boyutu cebindeki parayla ölçülür oldu.
Peki nedir ve nerden gelir bu 40 Paralık Adamlar lafı?
Yaşlılar çok daha iyi bilir. Eskiden öğrenciler de parayla değerlendirildi ama günümüzde kullanılan manada değil elbette.
Öğrencilere “40 paralık adamlar” denilirdi.
Tarih; Teşrinisani 1924’tü.
Yani 1924 yılının Kasım ayı, 96 yıl öncesi.
İstanbul’da tramvay şehir ulaşımı Vagon-Li(1) isimli bir Belçika şirketine aitti. Şirket Osmanlı imparatorluğu döneminde başlayan serüvenini, Cumhuriyet kurulduktan sonra yeni Cumhuriyetin bütün taleplerini kabul ederek sözleşme imzalamış ve tramvay ulaşım hizmetini devam ettirmişti.
Bu şartlardan birine göre öğrenciler kimliklerini göstermek şartıyla yarı fiyatına tramvaya binecekti. Tramvayda tam bilet 80 para, öğrenci 40 paraydı.
Ancak Osmanlı döneminde her istediği yapılan Belçikalı şirket, öğrencilerden de tam bilet parası, yani 80 para talep etmeye başlayınca 15 Kasım 1924’te Tıp Fakültesi öğrencileri örgütlendi.
İstanbul’un tüm duraklarında tramvaya binecekler ve 40 para ödeyeceklerdi.
Harbiye durağından binen bir grup öğrenci 40 para verince biletci kabul etmedi ve tramvayda olaylar çıktı. Kavganın büyümesi üzerine vatman tramvayı durdurdu. Olay yerine yetişen şirket işçileri ile öğrenciler arasında arbade yaşandı.
Yoldan geçen bazı vatandaşlar da hakkını arayan öğrencilere tepki gösteriyordu. “Ne olacak, bunlar 40 paralık adamlar“
Bir anda iki el silah sesi duyuldu ve iki öğrenci vurularak yaralandı.(2) Silahı ateşleyen polis Harbiye karakoluna sığınarak linçten zor kurtuldu.
Ertesi gün İstanbul’daki tüm üniversite öğrencileri ayaklanmıştı.
Belçika şirketinin Beyoğlu’ndaki Metrohan’da bulunan merkezini basıp herşeyi talan ettiler. Şirket yetkilileri canlarını zor kurtarıp Sirkeci’de bulunan Sansaryanhan’daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne sığındı. Polisin ve şirket yetkililerinin tüm girişimlerine ve sözlerine rağmen olaylar 3-4 gün yatışmadı.
Sonunda 21 Kasım 1924’te Vagon-Li şirketi pes etmek zorunda kaldı.
Artık öğrenciler her yerde tramvaya 40 paraya binecekti.
Bu, Cumhuriyetin ilk toplu öğrenci eylemiydi ve başarıyla sonuçlanmıştı.
Bugün öğrenciler toplu ulaşım araçlarına yarım biletle biniyorsa, bu 1924 yılındaki o “40 Paralık adamlar”ın sayesindedir. Hani karşındaki insanı aşağılamak amacıyla kullandığın o “kaç paralık adamsın?” deyimi var ya,
yapma…
“40 Paralık Adamlar” öğrenci hareketinin adıdır, direniştir, hak arayışıdır, onurdur.
Adamlığın ölçü birimi değildir.
(1) Bazı kaynaklar da Belçikalı şirket adı Vagon-Li bazılarında ise Constantinapol olarak geçiyor. Tamamen duygusal nedenlerden dolayı ben Vagon-Li’yi kullanmayı tercih ettim. İstanbul tarihte hangi adla anılırsa anılsın, bu kaprisli, şımarık, acımasız ama bir o kadar da vazgeçilmez, baş döndüren, adına şiirlerin, şarkıların yazıldığı güzelliğe yakışan en güzel isim İSTANBUL’dur.
(2) Gene bazı kaynaklarda bu iki öğrencinin hayatını kaybettiği belirtilmektedir.

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


