Geçecek
Hiç durmadan yazıyorum.
Hiç durmadan okuyorum, ne bulursam. Kitap, şiir, en ciddi köşe haberlerinden ilaç prospektüslerine kadar. Acıyı ve çaresizliği unutturuyor mu? Hayır…Sadece kısa sürelerle geçiştiriyor.
Hayat hep dümdüz gitmiyor, hayat hep mavi olmuyor. Herşey insanlar için… Hastalık, sağlık, ölüm, doğum, iniş, çıkış, düşüş, kalkış… Hepsi kabul… Sonsuz kabul…
Ama anlamadığım birşey var. Zor günlerde zaman yavaş ilerlerdi hani… Şimdi geçsin istemediğim zaman en sevdiğimizle bilmediğimiz sayılı günler varken, öyle ihanet içinde ki. İnanılmaz hızla geçiyor. Her saniyesi kıymetli olan bu günler coşkun bir çağlayan misali akıp gidiyor. Ne yazık ki… Ne yazık ki…
Mavinin her tonu vardır içimde benim. En uçuk kaçığından, turkuazına, koyu lâcivertlerine kadar. Ama bugünlerde mavi uzak bana. Sadece hastane odasının penceresinden baktığım gökyüzünde var. O kadar…
Yıllarca ben dahil tüm dostlarım, arkadaşlarım,ailem birbirimize geçecek dedik zorlu durumlarda. Şimdi soruyorum kendime. Elimde okuduğum kitabın adı da “geçecek mi”….
Geçecek. Biliyorum.
Ama yaşayarak geçecek, yavaş yavaş sindirerek, içime işleyerek. Ve anladım ki geçmesi unutmak değil. Anılarım var benim, tadına doyamadığım, unutmadan, anarak, gülümseyerek, özleyerek geçecek. Sadece acı geçecek. Gerisi bana ait hep kalacak…

Hep yazdım, kendimce…
Bazen kısacık cümleler, bazen uzun sayfalar…
Küçük sözleri, duyguları, durumları bir cümleyle,
Ki benim için anlamları büyük diye…
Söz uçar da yazı kalır diye…
Sevdiklerime yazdım unutmasınlar diye,
Kendime not, geleceğe mesaj, hatırlatma, uyarı…
Hatırlayayım diye
Benden bir iki cümle kalsın diye.
Masal okul sırasında yazılıp silinen cümlelerle başlamış
Bilememişim…
“Sende bir sürü şiir vardır, göndersene…” cümlesiyle devam etmiş…
Ruhumun martıları o gün uçmuş işte mavilere…
Şimdi de bazen şiir, bazen yazıyla devam ediyor bu yolculuk,
Kendi halinde…
Açık, koyu, soluk, canlı…
Ama mavice…


