Karamsak

Herşeyin bir sonu vardır. Kediler bir gün gidebilir her şeyi arkasında bırakarak. Bazı zamanlar zor şeyler olur. Sular tersine akar. Yokuş yukarı. Su zorlanmaz, sen zorlanırsın.

İyi şeyler yaşayanlar kötü şeyler yaşayanları bazen anlamayabilir.

Yıllarca devam edip, düğün hazırlıklarına yenik düşen aşklar vardır bu dünyada. Bal gibi yürüyen ilişkiler dünür sendromlarıyla kabusa dönüşür.

                        ve kendini bilmez aşklar, emeksiz görüşmeler, övünen insanlar…

En sevdiğin yemeğin tadı değişir… bir sürü anı biriktirdiğin kedin gider ve geri gelmez. Gözü yaşlı bırakır seni… acaba sürekli pencere arkasında özlemle seyrettiği hayatta daha mı mutludur diye sevinmek istersin… Sevincin gözlerinin kursağında kalır, yaş olur dökülür… Onu özlersin.

Onun bahanesiyle her şeyi özlersin…. Eskiyi özlersin, büyüsü bozulmamış aşkını özlersin. Çocuklarının bebek bezini özlersin, sarı emziğini… minik sesini…

Gökyüzünde yıldız söner bazen, gözlerin yanar karanlıktan, kör olursun, bıraktığı boşluğa bakar durursun…

Bütün olan biteni dürüp büktükten sonra arsız bir sevinç, yüzsüz bir direniş, hiç kimsenin bilmediği o ruh hali, gecikmiş iyilik….

Şairin kezzap dili, yüreğin kan pompalarken kurduğu hayal, hayale dökülen sicim gibi gözyaşı kandaki ateşi söndürebilir mi?

Acıdan ağlayan insan gördün mü? Karnından ağlayan. Yanağında yanardağ lavı gibi iz bırakan.

Çocuklarınki gibi değil, yaşlılarınki gibi değil. Onlar insanın içini acıtır. Öyle değil.

Cehennem gibi bir haykırış gördün mü? Karşısına geçip kahkahalarda gülmek isteyebileceğin…

Telaşım yok.

yetişebileceğim arabanın bile peşine koşmayacak kadar yorgunluğum var benim de…

Hayatta hiçbir şey cepte değil ya, bunu bilmek iyi hissettiriyor. Ortalığı ateşe versem ne olur ki, yandığını bilmedikten sonra…

büyü bozulduğunda dönüşen şeyden memnun olacak mısın? Bozmayacaksın, dikkatli olacaksın. Ama elinde olmayan kör bir nokta var. Kara delik gibi gizemini şu an çözemediğin,

işte

Savaşın ortasında bombalanan şehirler gibi. Düşünsene bir şehrin örgüsünü yeniden kurabilir misin?

değişim

gitgide kırışan yüzün gibi geriye gelmeyecek olan her şey için

ağla ağla

sadece ağla.

Tek anlamı seni ağlatabilmek olan herşey için…

Kim daha acılı?

Bu dünyada kimin imtihanı daha büyük?

Dünya nasıl bir yer? Gözünde yaşlarla kapılara bakan bir yaşlı mı daha acılı

Evladını kan revan içinde toprağa veren mi? Yoksa kendi babasını öldüren çocuğunu hapishanede ziyaretine giden anne mi?

Yoksa kavuşamayan sevgililer mi?

Ya da en sevdiği oyuncağını kanalizasyona düşüren çocuk mu?

Aşk da var acı da….

Dünya güzel bir yer mi, dert mi derman mı?

Dostluk

            Evlat

                        Aşk

Sevdiğinin elleri….

            Sesi

            Sessizliği

içimizdeki tanıdık tanımadık her türlü duygu

Tasavvuf

Neresi burası?

Memleket mi bize…. Kim bırakıp gitmedi ki

Affedince vazgeçmiş mi oluyorsun acaba?

Yoksa yüreğin o kadar büyük mü?

affetmemek daha mı hareketli

                        ve sevmek mi demek

İnsan sevdiğini affedebilir mi ki?

Çok sevmenin ölçüsü nedir?

                        için için

                        ya da

                        haykıra haykıra

Ölçüleri kim uydurmuş. Kimin sevme biçimi kime benzeyebilir.

Herşey yalan!

Bu nasıl bir laf. Nasıl yalan olur her şey

                        An!

            Ne an’ı. Nokta mı bu? Duran bir şey mi? Bir şey durduysa hayat yok onda demektir. Akan bir şeyin an’ı olur mu?

            An’da kalın!

            Ne zırva bi laf. Kalmayan bir şeyde kalınır mı?

            Herşey dönüyor. Herşey sema halinde. Herşeyin başı dönmüş.

                                                                                  Kimse ne yaptığını bilmiyor.

Mevsimlerin kızı Eylül... Eylül'ün ise en bebek saati... Ankara'da... Bir Seher Vakti doğmuşum... Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim, Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım, Hayatı sevmişim herşeye rağmen, Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm... Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim.. Ne yaparsam yapayım aşk'la yapmayı seçmişim... dil'den değil kalp'ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim. Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk'ta takılıp kalmışım... evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim... İstanbul'a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim... Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım...

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.