YAZININ UĞRAK YERLERİ -3-
![]()
..:: GECE YAZMALARI ::..
Gündüzden kaçışan birkaç söz gece karşıma çıktığında…
Ah beni uyutmayan, o gece yazmaları, gece okumaları.
Gittikçe şiddetlenen yazma biçimi, şoför koltuğundayım, o zaman basayım gaza modu… Olabilir!
Neden olmasın, çünkü edebiyatın kazası da iş görür.
Çürüyen sütün yoğurt olması gibi.
Sen her şeye kadirsin ey yazı!
Küllenmiş kelimelerden ateş yakabiliriz yeniden,
Sözcüklerle gökten yağmur yerine yıldız yağdırabiliriz…
Yıldız konfetileri…
Yazı öyle bir şey ki;
Resim olur gözlerinin önüne serilir,
Kahve olur gözlerine dolar insanın,
Orman olur, nefes olur, kar olur, boran olur, uçurum olur, şelale olur…
Bütün heybetiyle, şiddetiyle hissettirir…
Benim de bir gece vakti kelimelerim birer çakmak, çakıp çakıp duruyorum. Bir kelime diğerini tutuşturuyor, alev ateş yanıyor cümlelerim (gecenin gücü)
Satırların arasına gizlenmiş hüznü de görenler görür elbet.
Kelimelerin de her cümlede ayrıdır yolculuğu. Kelimelerin tahtını da, bahtını da yaparız böylelikle.
Düz yazıda dümdüz görünen kelimeler, şairlerin elinde kıvamlı, gizemli bir şey oluverirler.
Yani şiirde kabukludur bazı sözler. İster kabuğunu soy oku, ister soymadan oku (vitamini kabuğunda)
Yazının vitamin ve bir kalori değeri var elbet, onu da okuyucu hesaplasın artık, ne kadarını alacak…
Bir de ruh hâli dediğimiz şey var ya;
Özlediğinde yazarsan özlem şiirini;
Kelimelerin hücreleri olan harfler dirilir, kalplere yayılır…
Aşıkken aşkı anlatırsan
Bir söz çıkar ki içinden, dumanı üstünde…
Yazmazsan yazık olur.
Yazı yazmak yaz’ı yazmak gibidir; sıcacıktır. Kar bile deseniz sıcacık olur içiniz…
Gece yazmalarının şöyle bir tehlikesi vardır; bazı sözler içeride kalır. (Gündüz sözlerinin gözü dışarıdadır çoğunlukta…)
Bazı yazıların inşaatı hiç bitmez.
Şarkılarla gelir bazı yazılar… İlhamlar… Şarkılarla olur olan…
Bazı sözler suskunluk kokar
Bazıları ise feryat figân
Bazı cümleler sürüden ayrılır, sonu çıkmaz olan sokağa döner ya da keçi yoluna sapıverir.
Vururlar kendilerini dağ yollarına
Bazıları da şöyle ceketini sırtına vurup, kapıyı çarpıp gider
Olmuştur yazmadıklarımız, fazladan laf kalabalıklığı yaptıklarımız da
Satırların arasında gözler de konuşur, diller de…
Bütün şehir uyurken yazar Yazar
Gurbetten döner gibi yazar,
Anavatana girer gibi yazar;
Ses’tir sözün anavatanı
Söz’dür sesin anavatanı
Sözlere her yerde rastlarsın, önemli olan zülfüyâre dokunmak.
Nereye çevirmeli yazının rotasını, bunların hepsi hüner erbabının yapabildiği şeylerdir.
Her kelime mutluluk dolu olmayabilir yazıda, acılı olabilir…
Hecelerine bölmek acısını hafifletir mi bazı kelimelerin. Mesela; ay-rı-lık
Sözlerin akşamları, geceleri biraz melankoliktir.
Benim de üstümden başımdan böyle cümleler dökülür bazı zamanlar
Geceleyin tehlikelidir, içimin kuyusundan şiir çekerim, sular seller gibi içerim…
Zayıf dallara kurduğum salıncağı uçuruma doğru uçururum… Üstelik üstünde ben…
(ben… ben… ben)
Bir de gündüz niyetine şen şakrak cümleler
Mesela yazıda mutlu mutlu bir su sesi mi çağlıyor,
Bir şeyi mi çağrıştırıyor, çocukluğa mı gidip gelmeli…
E ben bir çocukluğuma gideyim, yarın buradayım yine buluşmak üzere…
YAZININ UĞRAK YERLERİ Bölüm 1 : Başlangıç Bölüm 2 : SES VER, SÖZ VER, YAZI-VER

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…






Şiirsel bir anlatım. Çok ama çok etkilendim. Kelimeler kuş olup uçuşmuş etrafında. Sonra da gelip konmuş bizlere. Bayıldım, Bayıldım, Bayıldım