YAZININ UĞRAK YERLERİ -4-

..:: SABAHIN KÖRÜ ::..

Neon ışıkları gibi yazılar vardır, her yeri aydınlatır.

Yazana kadar bizim olan cümlelerden bir saray inşa etmeyi başarmak;
Cümlelerdeki salınım,
Rezonans…
Pırıl pırıldır.

Yazar her şeyi yazmak ister. Unutmaktan mı korkar acaba? Unutulmak mı istemez?

Yazmakla yaşamak arasında seçim yapmak
Pencerenin arkasından bakmak yani
Arkadan karışan seslerin gümbürtüsüne aldırmadan

Havayı koklamak… Havada gökyüzünü koklamak gibi yazmak ister

Camdan kelimelerden cümleler de kurabiliriz, içleri gözüksün diye…
İçleri gözüksün ama yeter ki uçmasın….
Çünkü;
Söz uçar, yazı kalır,
Ama bazen ne söz doğrudur, ne de bazen yazı. İnsanın bir anlık durumunu değerlendiremezsin genele vurarak, ne insan bu kadar kalıcıdır ne de duyguları…

Laf ola beri gele cinsinden yazdıklarımız kurtarır bizi hayatın ağırlığından…

Uzaklardan bakar bazı kelimeler/cümleler, biraz çekingen biraz da gururlu

Yazı yazarken, cümlelerin damarlarına şarkı şırınga etmek de mümkün. Bazı yazıların melodisi buradan gelir.

Kucaklar böyle cümleler insanı.

Zaten o yazı yazılır, illa sabah sabah içinden taşar.

Cümle mühendisi derler ya yazarlar için, öyle kağıt kalem üstünde değil sadece, kaza kazıya, döke saça, ellerinle hamur yoğurmak gibi, çamur karmak gibisinden…

Yazar sürekli yazandır. İçinde bir sopa sürekli dürtükler onu yaz yaz yaz… cümleler yapıp bozandır o. Cümlelerin mahallesinde kınsız bir kılıç gibi dolaşandır. Tüm ihtişamıyla parlar ama kesmez, yeri ve zamanı gelmedikçe.

Bomba yüklü vagon gibidir iyi bir yazar, her satırda bir tane patlatır.

Bazen konuşmak gerekir, bazen de susmak…
Evet yazıda bile bu suskunluğu hissetmek gerekir.
Yazıda bahsetmediklerinin gölgesi gezinir satırlarda.
Bazen yazmak gerekir bazen biriktirmek sonrasına…
Unuttuğun cümleler olur içinin bir kıyısında (ay bu da burada kalmış dersin) (o da yeryüzünde yaşanamayanlar kategorisine girer)

Yanyana gelerek ve de suç işler gibi cümlenin içine sızan kelimeler de vardır. Bazı cümleler, içindeki bu kelimelerin kurbanıdırlar.

Çünkü yazarken sen sen değilsindir.

Konuştuğun gibi değildir hiçbir şey…
Konuşmak farklı, yazmak farklı. Bizim ülkemizde herkes seminer verebilir mesela; taksici, berber, kahveci… Anlatır herkes… Ama yazı öyle mi? Öyle ağzından çıktığı gibi değildir yazıya dökülen…

Yazı yazmak her ne kadar gelişine gibi gözükse de, önce damarı bulursun ve oradan yürürsün.

Konuştuğun gibi söyledim oldu diyemezsin bir kere, silersin, dökersin, yeniden kurarsın, en güzelini de yazsan aklın hep yazamadıklarında, söyleyemediklerinde kalır…

Birtakım bellek kırıntılarından medet umarsın… Vs. vs.

Tabii konuşmaktan daha iyi tarafı, döktüm oldu değil, geri alma imkanı sunar en azından bir müddet. Ne konuştuğunu kaçırırsın belki ama ne yazdığına dikkat etme, düzeltme şansın vardır.

Üstelik bazıları hiç iyi hatip değildir ama çok iyi yazar.
(Sen de telesekretere konuşamayanlardan mısın?)

Ama bir de işin şu kısmı var;
İnsan yazdıklarının sarhoşu da olabilir. Kendine hayran da olabilir. Söz uçar yazı kalır desek bile, biliriz ki yazı da geçici… Moda gibi.

Ayrıyeten yazı yazmak ve daha doğrusu yazı yazabilmek hatta daha da doğrusu güzel yazabilmek bir nasip işi… Tıpkı diğer konularda olduğu gibi bir dağılım meselesi.

Bütünden alınan pay kimine yazı şeklinde düşer.
İyi veya az-iyi onu bilmem ama,
Ben yazı-tura attım, yazı çıktı.

YAZININ UĞRAK YERLERİ 
Bölüm 1 : Başlangıç 
Bölüm 2 : SES VER, SÖZ VER, YAZI-VER
Bölüm 3 : GECE YAZMALARI

Mevsimlerin kızı Eylül... Eylül'ün ise en bebek saati... Ankara'da... Bir Seher Vakti doğmuşum... Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim, Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım, Hayatı sevmişim herşeye rağmen, Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm... Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim.. Ne yaparsam yapayım aşk'la yapmayı seçmişim... dil'den değil kalp'ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim. Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk'ta takılıp kalmışım... evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim... İstanbul'a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim... Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım...

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.