Şimdi yükleniyor
×

YAZININ UĞRAK YERLERİ -5 –

Bu Yazı 2 dakikalık okuma süresine sahiptir.

ajax-loader-2x YAZININ UĞRAK YERLERİ -5 -

..:: KIŞ MEVSİMİ ::..

Ve böylece…
Bir kış günü yazar olmaya karar verdim, gittikçe şiddetini arttıran harf taneleri doldu koynuma.
Okur-yazar oldum.
Ben yazarım, birileri okur. Herkesin yazıdan bulduğu, yazanın yazdığı olmayabilir. Sorun yok, iyi ya da kötü, kalbe ulaşıyorsa ne âlâ. Kalbe ulaşmanın maharet noktası; yazıdaki altın oranı tutturmaktır. Okur’u saran, anlaşılmasa da doğru yola sokan budur. Bu işin matematiği bu; kalpte kurulur. Harflerin matematiğini oluşturma sanatı diyebiliriz o zaman yazıya.

Yazıda yolculuğun kendisidir önemli olan.
Vardığında yorgun olursun, yazdığın yazının kağıda dökülmesi artık yorgunluk kahvesi aşamasıdır.

Yani yazmak artık işin son kısmıdır. Sükut kısmı. Sözler içinden çıkmıştır, kağıda serilmiştir, ohhh rahata ermiştir. Dinlensin artık… Herkes tarafından dinlensin artık… Daha önce de söylemiştim; sözüm dinlenir kağıtta, bir yorgunluk kahvesi molasında…

Bazı yazılar zamanda yolculuk yaptırır insana, geçmişe ya da geleceğe…

Suyu bulandırmadan olmaz. Bazı yazılar bu işe de yarar.

Yazı sadece cafcaflı cümlelerle de olmaz.

Zincirleme kaza gibi yazılar, hepsi birbirine girmiş, kırmış dökmüş hatalı bir cümleyi takip eden ve birbiri üstüne binen…
Dev sözler…
Yola çıkan devi durduramazsın… Akacak söz içeride durmaz artık…
Sayıklamalar biter böylelikle.

Bazı yazılardan sıkılırsın. Oysa sıkıcı yazı yoktur, anlaşılmayan yazı vardır. Ya da ilgi alanına girmeyen… Çünkü her şeyde olduğu gibi bu işin de iki cephesi vardır. Beğenenler ve beğenmeyenler. Zevk ve renk meselesi yani…

Bazı kelimeler ise suçludur; içinde hüzün barındırırlar. Tıpkı hüzünlü şarkılar gibi…
Eylül…
tren…
oda…
battaniye…
boğazlı kazak…
(sizinkiler nedir?)

Bazen de, “ben ne diyorum, tamburam ne çalıyor” misali yazı alır başını gider istemediğin yerlere, amaaan dersin ne hali varsa görsün. Yanlış da anlaşılabilir, ummadığın kadar beğeni de toplayabilir.

Bazı yazılar kedi gibidir. Uzun ve dikenli yoldan gelmiştir. Kuytusuna çekilir, yaralarını kendisi temizler…

Yazımızın, yazılarımızın
Yolu nereden geçerse geçsin
En son okurda durur.
Okuyucu okur ve kaleme sarılan sarmaşıkları, ele dokunan çiçekleri, parmağa batan dikenleri hisseder mutlaka.

Ey okuyucularım, yazdık yazımızı, birlikte iki çift lafın belini kırdık. Bu yüzden yazılarım kırıklarla dolu olacaktır. Affınıza sığınırım. Daha nice yazıda buluşmak üzere hoş-ça-kal-ın.

YAZININ UĞRAK YERLERİ 
Bölüm 1 : Başlangıç 
Bölüm 2 : SES VER, SÖZ VER, YAZI-VER
Bölüm 3 : GECE YAZMALARI
Bölüm 4 : SABAHIN KÖRÜ

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Genel oy oranı / 5. Oylama Durumu

Şu ana kadar değerlendirme yapılmadı! Bu gönderiye ilk değerlendiren siz olun.

Bu yazıyı beğendiğinize göre...

Bizi sosyal medyada takip ediniz.

Bu yazı size hitap etmediği için üzgünüz!

Kendimizi geliştirelim!

Hoşunuza gitmeyen noktalar neler oldu?

Abone Olun
Bildir
guest
2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Simla Tezcan Bayrak
2 Şubat 2024 17:27

Sehercanım, yorum yapmak için seri tamamlansın istedim. Her zamanki kelime oyunların, sanatın, zekanla bu bir haftayı çok keyifli kıldın. Derinliği değişmeden, konunun içinde olabilmek çok güzeldi kendi adıma. Not alsam, altını çizsem dedim. Her satırın altı çizilebilecek bir yazı dizisiydi(ki sen bu ne demek bilirsin, en yakından, en yakın zamandan) Eline, emeğine, aklına, fikrine sağlık…

Okumaya Değer
..:: SABAHIN KÖRÜ ::.. Neon ışıkları gibi yazılar vardır, her yeri aydınlatır.Yazana kadar bizim olan cümlelerden bir saray inşa etmeyi…
2
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x