Taksim Özgürlük Anıtı

İstanbul’da Taksim Meydanı’nı bilmeyen, gitmeyen, Türkiye’de  de duymayan yoktur galiba. Yıllar içerisinde çehresi, düzenlemesi çok değişti ama değişmeyen aynı kalan tek şey Atatürk Kültür Merkezi’nden sonra herkesin ikinci buluşma noktası Cumhuriyet Anıtı’dır.

Hiç durup baktınız mı? İncelediniz mi?

Mesela Atatürk’ün sol tarafında duran iki Rus vardır. Rus Mareşal Kliment Voroşilov ile ünlü Sovyet KGB kurucusu Mihail Frunze. Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşunda oynadıkları önemli rolden dolayı Atatürk’ün özel emri ile gelecek nesiller unutulmasın diye Taksim Özgürlük Anıtı’na eklenmişlerdir.

Gelecek nesiller unutmasın… Unutmasın dedikleri o gelecek nesillerin unuttuğu o kadar çok şey var ki eminim her gün Taksim meydanına gidip o heykelin önünde arkadaşını beklerken arkasını dönüp bakmamıştır bile.

Peki nedir bu heykelin ve Rusların hikayesi?

16 Mart 1921 yılında özel törende Rusya Sovyet Federal Sosyalist Cumhuriyeti ile Türkiye arasında “Dostluk ve Kardeşlik Sözleşmesi” imzalanır. Bu sözleşmeye göre henüz kurulmamış Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türk milletinin yabancı istilacılardan özgürlüğünü kazanabilmesi için 1878 yılından beri Rusya sınırlarına dahil edilen Kars, Ardahan ve Artvin bölgeleri verilir. Gene aynı sözleşmeye göre Rusya Türk halkına 10 milyon altın ruble ile askeri mühimmat hibe eder.

Ağustos 1921’de Rusya Mikail Frundze’yi Türkiye’ye elçi olarak atar. Frundze Türkiye’de Aralık 1921 ile Ocak 1922 tarihleri arasında görev yapar. Türkiye’nin bulunduğu ağır ekonomik durumu ve içinden çıkamadığı savaşı Rus halkına ve Sovyet yönetimine ileten Frundze acilen Türkiye halkı için yardımın arttırılmasını ister. Rusya bulunduğu ağır ekonomik durumuna, henüz biten iç ve dış düşmanlara karşı verilen savaşa rağmen Frundze’nin talebini dinler ve yardımını esirgemez.

S. Aralov yazdığı hatıra kitabında Türkiye’ye gitmeden önce Lenin’in kendisine söylediği sözleri şöyle aktarır; “Türk halkı özgürlük savaşını vermektedir. Merkez Komitesi oraya savaş sanatını bildiğiniz için sizi yolluyor”.

Yabancı istilacılara karşı geçilecek taarruz öncesi hazırlık aşamasında 1922 Mart-Nisan aylarında Mustafa Kemal’in davetlisi olarak elçi S. Aralov, askeri ataşe K. Zvonaryov ve Azerbaycan elçisi İbrahim Abilov’un katılımı ile tüm Türk Silahlı Kuvvetleri denetimden geçirilir. Misafirler kara ve atlı birlikleri ziyaret eder, iki ordunun komuta merkezlerine gider, Konya’da bulunan yedek ordunun denetiminde bulunurlar.

Misafirlerin katılımı ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ilk yıldönümü kutlaması da yapılır. Kutlamalardan sonra misafirler Türk askerlerine hediyeler dağıtır. Hediyelerin üstünde Türkçe olarak “Sovyet Kızıl Ordusundan Türk Askerine” diye bir yazı eklenmiştir.

16 Mart 1921’de imzalanan sözleşme çerçevesinde taarruz öncesi 1921-1922 yıllarında Rusya’nın Novorossiysk, Tuapse ve Batum limanlarından Türkiye’ye 39 bin adet tüfek, 327 adet makineli tüfek, 54 top, 63 milyon tüfek mermisi, 147 bin top mermisi, giysiler vs. gönderilir. Bunun dışında Rus Beyaz Ordusu’nun 1918’de doğu sınırlarda bıraktığı tüm askeri mühimmat da Türkiye’ye getirilir.

1921 yılında iki savaş gemisi “Jutkiy” (Korkunç) ile “Jivoy” (Canlı) Türkiye’ye hibe edilir.

Rusya Hükümeti Ankara’da hala Makine Kimya olarak bilinen mermi üretim fabrikasının kurulması için tüm gerekli donanımı hibe eder. Donanım ile çok miktarda hammadde de getirilir ve Türk işçilere eğitim verilir.

Bunun dışında Moskova’da imzalanan sözleşmeye göre Türkiye halkına vaat edilen 200,6 kg saf altın Sovyet diplomatik misyonun başında bulunan Y. Upmal-Angarskiy tarafından Türkiye Hükümetine teslim edilir.

Mikail Frundze yetim kalan Türk çocuklarının barınması amacıyla kurulacak olan yetimhaneler için 100 bin altın rubleyi Türkiye Hükümeti’ne Trabzon’da teslim eder. S. Aralov ise Nisan 1922’de Türk Silahlı Kuvvetlerine ayrıca tipografi ve sinema aparatları için 20 bin lira hibe eder. Aynı zamanda Aralov Rusya Hükümeti tarafından vaat edilen 10 milyon altın ruble yardımının son 3.5 milyonluk kısmını da Türkiye’ye geldiğinde beraberinde getirir.

İki halkın kardeşlik bağları Lozan ön görüşmelerinde ve Lozan antlaşması esnasında daha da kuvvetlenir. SSCB Hükümeti 1922-23 yıllarında Türkiye’nin boğazlar üzerindeki tek başına hâkim olması gerektiği tezini savunarak Türkiye’ye destek çıkar.

Lozan antlaşmasından sonra Türkiye bağımsızlığını kazanır ve tüm yabancı istilacıların Türkiye’den çekilmesi sağlanır. TBMM Mustafa Kemal Atatürk’ü ilk Cumhurbaşkanı seçer. 31 Ekim 1923’te SSCB Merkez Komitesi Başkanı M. Kalinin (Dönemin SSCB Başkanı) Atatürk’e yolladığı teleğramda şunları söyler:

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği halkları adına nihai olarak despot monarşi rejiminin kalkması ve Türkiye Cumhuriyet’inin kurulması dolayısıyla kardeş Türk milletini ve dost Türkiye hükümetini sıcakça selamlıyorum. Sizi, Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı, yabancı istilacılara karşı kahramanca savaşan Türk milletinin üstün yetenekli yöneticisi olarak Türkiye Cumhuriyet’inin Cumhurbaşkanı seçildiğiniz için tebrik ediyorum. Eminim ki, asla bağı kopmayacak halklarımız arasındaki dostluk zaman içerisinde gittikçe pekişecektir ve iki devletin de gelişmesine vesile olacaktır.

Surits zamanında Voroşilov ziyareti esnasında SSBC ile Türkiye arasında dostluk ve iş birliği sözleşmesi imzalanır. Birçok kültürel ve siyasi gelişmelerde Türkiye ve SSCB birlikte hareket eder.

Yeni bağımsız devletlerin gelişmesi adına, emperyalizm ve kapitalizm den bağımsız olabilmeleri için SSCB birçok devlete elinden gelen yardımı yapar. Sadece Türkiye’de Atatürk zamanında SSCB desteği ile birçok hafif ve ağır sanayi fabrikaları kurulur.

İsmet İnönü’nün başında bulunduğu heyet 25 Nisan 1932’de SSCB’yi ziyaret eder. Kendisi burada 15 gün boyu 70 fabrikayı ziyaret ederken yanında bulunan tekstil uzmanları Şerif Onay ile Kâmil İbrahim SSCB’de 9 Hazirana kadar kalarak SSCB’nin endüstrisini inceler.

Heyetin Stalin’den istediği yardım kısa zamanda Türkiye’ye ulaşır. SSCB kardeş Türk halkının kalkınması için gerekli çalışmaları tespit edecek heyeti gönderir. SSCB Devlet Gelişmesinin Planlama Enstitüsü Başkanı Prof. Orlov’un başındaki heyet Türkiye’ye gelerek 22 Eylül 1932’de raporunu hazırlar ve sunar.

Gitmeden önce İstanbul Üniversitesinde konferans veren Orlov;

Sevinçle emin oldum ki aklı ile, enerjileri ile, eğitimi ile Türk mühendisleri ne bizden ne de başka ülkelerdeki mühendislerden farklı değildir. Kendileri bize gayet iyi yardımcı olmuştur. Neden Avrupa’dan mühendis çağırdığınızı açıkçası anlamış değim.

21 Ocak 1934’te imzalanan sözleşme ile SSCB Türkiye’ye verdiği 20 yıllık faizsiz kredi ile daha önce Prof.Orlov tarafından belirlenen Nazilli (Denizli) ve Kayseri mevkilerinde iki tekstil fabrikası kuruluşu kararlaştırılır. Fabrikalar, Sovyet mühendisler tarafından kurulur tüm teçhizat Rusya’dan getirilir.

Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu fabrikaların açılışını ölümünden bir ay önce yapar.

Türkiye o dönemde Osmanlı’dan kalan borçların ağır yükü altındadır. SSCB halklarının yardımı ile Türkiye ekonomisi ilk defa nefes alır. SSCB Hükümeti yaptığı tüm yardımları para karşılığı değil barter yani takas şeklinde yapar. SSCB yaptığı yardımlar karşılığında Türkiye’nin ürettiği ürünleri almayı kabul ederek, Türkiye’yi bu ürünleri dış pazarda satma zorluğundan kurtarır.

Türkiye eski Sanayi Bakanı Mehmet Turgut 1964’te yazdığı kitapta bu antlaşmayı Türkiye’de devletçiliğin başlangıcı olarak nitelendirir. Fabrikalar Türkiye’deki ilk tekstil fabrikaları olur. Fabrikalar kurulurken SSCB’de eğitim gören Türk işçileri ve mühendisleri kısa zamanda fabrikayı çalıştırır hale getirir.

Aynı dönemde nihai olarak TC Merkez Bankası da Sovyetlerin yardımı ile kurulur. Daha önce bu görevi üstlenen Ottoman Bankası yabancıların elinde idi.

Sonraki dönemlerde SSCB, benzer antlaşmalar çerçevesinde ta 1980’lerin sonuna kadar Türkiye’de İskenderun, Karabük demir çelik fabrikaları dahil ilk demir çelik fabrikalarını, ilk petrol arıtım fabrikası TÜPRAŞ’ı, Mersin ve İskenderun Limanları dahil birçok limanı, ilk alüminyum fabrikası, ziraat sanayisi, tarımcılık sanayisi ve birçok alanda daha Türk halkının yardımına koşmuştur. Sovyetler sayısı 50 bini geçen Türk mühendisini ve işçisini eğitmiştir.

Her gün binlerce insanın önünden geçtiği, önünde buluştuğu, durup fotoğraf çektirdiği, Taksimin sembollerinden biri olan Taksim Cumhuriyet Anıtı, bu ülkenin özgürlük mücadelesinin, kalkınmasının, sanayileşmesinin ve ekonomik bağımsızlığını elde etmesinin ve dostluğun sembolüdür.

Önünde durup, bir sonraki randevunuzu beklerken veya hatıra fotoğrafı çektirirken arkanızı dönüp Özgürlük Anıtına alıcı gözle bir kere olsun bakın.

Bu arada;
Ağustos 1928’de açılan anıtın bir yüzü Kurtuluş Savaşı’nı, diğer yüzü ise Cumhuriyet Türkiye’sini simgeler. Kuzey yüzünde Mustafa Kemal, askerlerinin önünde görülmekte, diğer yüzünde ise sivil giysileri ile Mustafa Kemal Atatürk yanında İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak, hemen sol tarafında Mihail Vasiliyeviç Frunze, onun hemen arkasında duran kasketli asker de Kliment Voroşilov’er almaktadır.


 Kaynaklar : Vikipedia, Murat Bardakçı, Sinan Meydan, Soner Yalçın

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı. Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı. 2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını  okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.