Alan memnun veren memnun ise bize ne oluyor…
70’lerin sonlarıydı. Portakal rengi bir vosvosumuz vardı. Kaplumbağamız. İçine doluşur İstanbul’a annanemlere giderdik.
Yollar şimdiki gibi değildi, kamyon arkasında takıldıysan yandın, konvoy halinde, kilometrelerce kağnı hızında giderdin. Yol bitmek bilmezdi. Sağ-Sol olayları yetmezmiş gibi bir de yokluk vardı. Mesela benzin yoktu, yağ yoktu, tüp yoktu, şeker yoktu. Her yerde kuyruk vardı, kavga vardı.
Öğrenciler sokakta ideolojileri peşinde koşarken, anneler babalar kapı önünde evlat beklerdi. Her gün istisnasız sağ sol çatışmaları, öğrenci olayları, grevler, işçi eylemleri birinci sıra haberlerdi.
Büyükler endişeliydi ama çocuklar mutluydu.
Mahallede arkadaşlarla bir araya geldiğimizde herşey unutulurdu. Top peşinde koşturmaya başladığımızda bambaşka bir dünyaya dalardık, hiçbir şey bizi etkilemezdi.
Herşeye rağmen mutlu çocuklardık vesselam.
Şimdi…
Şimdi, büyükler kadar çocuklar da mutsuz, umutsuz… Gelecek kaygısı yaşıyor. Korkuyor.
Son 40 yılda dünya ile birlikte Türkiye de değişti, gelişti.
Teknolojiyi takip etmek mümkün değil.
Dünün yenisinin bugünün eskisi olduğu bir dünyada nostalji gözde oldu. Eskiden yaptığımız güzel herşey nostalji sayılıyor. Şarkılar, filmler, mekanlar, anılar…
Ama kötünün, acının nostaljisi olmaz.
Yokluk nostalji sayılmaz, yada açlık, sefalet…
Gıda kuyrukları mesela nostalji değildir. Tükenmişliktir. Geri kalmışlıktır. İFLASTIR.
Zamlar altında, hayat pahalılığı altında ezilen halka, siyasi menfaat için ucuz sebze sağlıyorum ayağı ile tanzim satış reyonları açıp belirli noktalara yerleştirerek, bunu başarı gibi utanmadan sıkılmadan televizyonlarda anlatmak ve seçim malzemesi yapmak halkın aklıyla alay etmektir.
AMA.
Kuyruklarda saatlerce bekleyen halk, bu durumdan memnun, minnetkar ve duacı ise bu büyük bir siyasi başarıdır ve ancak şapka çıkartılıp saygı duyulur.

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


