Maladaptive Daydreaming

İnce bir çizgi vardır. Saygı ile küstahlığı, gerçeklikle hayali, insan olmakla olmamayı birbirinden ayıran. Adı konmamıştır ama vardır.

Sanırım 90’ların ortasıydı, Amerika’daki seri katilleri konu olan bir araştırma yazısı okuyordum. Seri katillerin hemen hepsindeki ortak özelliklerden birisi Daydreamer, daha doğrusu Maladaptive Daydreamer olmalarıydı.

Daydreamin, Hayalperest olarak Türkçeye çevriliyor ama doğru tanımlaması “hayallerin kontrolden çıkması” dır.

Maladaptive Daydreaming, yani “Hayallerin Kontrolden Çıkması” insanı hayattan uzaklaştırıp sürekli şekilde hayal kurmaya neden olan bir psikiyatrik durumdur. Uyumsuz hayal kurma durumudur. Canım ne olacak, hayal kurmaktan kime ne zarar gelmiş demeyin, bu durum zaman içerisinde her kötü alışkanlıkta olduğu gibi aşırıya kaçmaya başlar. Kişinin aşırı hayal kurması insanlarla iletişimin yerini aldığı ve günlük işlerin aksatıldığı bir durum haline dönüşür.

Uyumsuz hayal kurma isteği kişinin ve duygularının gerçeğe bağlı kalma yeteneğini zayıflatarak zamanla ortaya çıkar. Ayrıca Daydreaming çoğu insan için günlük yaşamlarının vaz geçilmez bir parçası haline gelmiştir.

Küçük yaşlarda ortaya çıkan Daydreaming, çoğu çocukta sosyal çevre ile değil de hayalleri ile oynama olarak kendisini gösterir.

Yapılan araştırmalarda, bir çok insanın 14-15 yaşlarında bu konuda uzmanlaşmaya başladığını gösteriyor.

Başlarda masumdur, sırtında pelerinin vardır, havada 3-5 tur atar geri dönersin, sonra kötü adamları yakalar, bir güzel pataklar adalete teslim eder kahraman olursun.

Bir kere kendini kahraman yaptığında asla geri dönüşü yoktur bu işin.

Gerçek hayatta olamayacağın bir kahramansındır artık.

Uyuşturur seni, bağımlılık yapar.

Daha fazlasını istersin.

Hayalinde düşmanlar yaratır onlarla savaşır, sevdiğin kızı kurtarır, sana aşık olmasını sağlarsın.

Aradan yıllar geçer, çocukluk biter, ergen yıllar başlar, hayaller daha da sıklaşır, kanser gibi sarar, daha çok hayal kurarsın, daha fazlasını istersin, düşmanlar gittikçe artar.

Sonra büyürsün.

Seni mutlu eden o kahraman artık sana yetmez.

Daha fazlası olmak istersin ama olamazsın.

Gerçek hayat öyle değildir çünkü.

Ve seni en çok mutlu eden şeyi yapmaya devam edersin. Hayallerinin kahramanını farklı bir boyutta yaşatırsın. Aradan yıllar geçse de günlerini hayal kurarak geçirirsin.

İşin tuhaf tarafı bu kişilere şizofreni tanısı konulması düşünülse de konulmamış olmasıdır. Çünkü kurdukları hayallerin gerçek olmadıklarını kabul ederler. Sadece o dünyada mutlu oldukları için hayal kurmaya devam ederler.

Yazının başında bahsettiğim o “ince çizgi” budur.

Bir tık ötesinde gerçekle hayal arasındaki o ince çizgi kaybolduğu anda “şizofreni” başlıyor.

Uzmanlara göre, Maladaptive Daydreaming’in beş ana belirtisi var.

  1. Kurulan hayallerin içeriği (detayı)
  2. Bir kişinin hayal etme yeteneğini kontrol etme becerisi
  3. Hayal kurmanın neden olduğu rahatsızlık derecesi.
  4. Bir kişinin hayal kurmasının algılanan yararları.
  5. Hayal kurma yetisinin günlük yaşamı ne derece etkilediği

Dikkat edin çevrenizde mutlaka bu özelliklere sahip en az bir kişi vardır ve o vatandaşın hayatı sosyal medyada geçiyordur. Ama konu bu değil, konu çok daha derin.

Konu olayın bir sonraki boyutu.

Senin benim gibi insanların Maladaptive Daydreaming yapması çok önemli değil, hatta hafif doz ruh sağlığı için iyi bile gelebilir.

Asıl sıkıntı bu insanların günlük hayatımıza yön verenlerin içerisinde olması.

Bu tiplerin hayal dünyalarının sınırlarını o kadar genişletmiştir ki, olup bitenin farkına varmayan biz garipler sürüsü, onlar kendi hayallerini yaşarken, o hayalin içerisinde zorunlu figüran rolünü üstlenmişizdir.

Hayatımızın son 10-15 yılı da işte bu “hayali gerçeklilik” denilen Maladaptive Daydreaming ürünüdür. Henüz kimse farkına varmasa da aslında yaşananlar bir tık ötesinin dünyasıdır.

Maladaptive Daydreaming, hayaller ile gerçek hayatın birbirine karıştırdığı bir durumdur maalesef ve tedavisi olmayan bir hastalıktır. Daydreaming’in görüldüğü kişilerin sosyal medya da büyük bir platform oluşturduğunu sanırım söylememe gerek yok.

Ama ne olursa olsun hayal kurmaktan korkmayın.

Sevgili Einstein dostumun dediği gibi ‘’Hayal, bilimden daha önemlidir; çünkü bilim sınırlıdır. İnsan, aklın sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.’’ 

Bu arada Atamın da hepinize selamı var. 

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı. Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı. 2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını  okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.