Şarkılar Söyler

Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç?
Çılgın gibi koşarak, kırlara uzandın mı hiç….

Tipik İstanbul baharı. Bir açıp bir kapatıyor hava, mis gibi kokuyor her yer.  Aklımda bu şarkı, çocukluğumdan hatıralar taşıyor.  Kırlara koşup uzanmak değilde, söyle bir boğaza uzanmak istiyor canım. Denize gitmem, denizi görmem lazım. Kararlıyım bugün uzun bir yürüyüş yapacağım. Güzergah tamamen keyfi, ister tam denizin kenarında yürürüm, ister durur kahve içerim, sonra devam ederim, istersem fotoğraf çeke çeke dolaşır, denizden uzaklaşmadan yol nereye götürüyorsa oraya giderim.

Yürüyüşte dinleyeceğim parçaların listesi tamam. Rahatlatan, keyifli şeyler genellikle. Deniz kenarına kadar arabayla en fazla 10 dakikada inmişimdir. Ama yol bitmedi sanki, içim içime sığmıyor boğaza ineceğim vakitlerde. Artık kulaklığımı taktım, İstanbul, deniz ve ben başbaşayız. Aramıza sadece fotoğrafını çekmek isteyebileceklerim girebilir. Ne bir insan, ne de trafik sesi. 

Bende çok sık oluyor, dinliyorum sanıyorum, tam parça biterken, zihnim çoktan dağılmış, dinlemediğimi anlayıp, başa dönüyorum. Ya da bir şarkıya takılıp, tekrar tekrar dinliyor, sözlerini düşünüyorum. Tıpkı şiirlere takılıp kaldığım gibi. Basit birkaç sözcük neler anlatabiliyor. Bazen de, kallavi cümleler de kurulsa, anlatılanlar yarım kalıyor.

İlk duyduğum günden beri çok sevdim bu parçayı. Algıda seçicilik mi bilmem, ya da bu gün mü dikkatimi çekti? Dinleyip duruyorum.

Gün döküldü yastığa
Gölge bitti, viran oldu düşler yine…

Çok uzun yıllar böyle oldu. Yastığa başımı koyduğumda, günün muhasebesini başlatır, ne yaptım, ne yapmadım, o niye böyle dedi, şu aslında bunu mu yapmak istedi, burada yanlış mı yaptım… Günü tekrar yaşarken ya yorgun argın sızar kalır ya da uykumu iyiden iyiye kaçırırdım. Şimdi, gün iyisiyle, kötüsüyle bitti, önüne bak diyorum kendime, güzel hayaller kurmaya çalışıyorum, bir gün önceki hayalimi ertesi gece biraz daha besliyor, süslüyorum. Yarın yeni gün, yeni başlangıçlar, yeniden yeni olasılıklar. Yarım kalanları tamamlama şansı. Mutlu uyuyorum, keyifli, huzurlu. Hep aynı mı? İstisnalar yok mu?  Var elbette ama biten günü değil de başlayan günü düşünmek alışkanlık oluyor zamanla. Keyifli hayaller ve planlar eşliğinde dalıyorum uykuya artık. Neyse, devam ediyor şarkı….

Vay vay sevdin onu
Sevmesen ölürdün, sevdin onu öldün
Sevmesen ölürdün ama sevdin, gene öldün

Evet bu değil mi aşk, bu kadar sade, bu kadar yalın anlatımı var mı? Onu sevmeye değer bulduysan bir kere, yapacak bir şey yok, zaten sevmezsen ölürsün. Sevmek büyük mutluluktur, bir tarafında dünyanın en büyük güzelliklerini barındırır, tarifsiz sevinçler, heyecanlar, renkler, tatlar, kokular, birbirine zincirleme geçmiş duygular,  o yaşamanın en güzel, en anlamlı yanıdır. Bir tarafında da farklı ihtimalleri vardır. Bazen hiç anlamadan kelimeler hükmünü yitirir, şaşar kalırsın, yenilgiler, başarısızlıklar, kargaşalar, yanlış anlaşılmalar, anlaşılamamalar, uğraşlar, uzaklıklar, ulaşamamalarla da ölür insan. Bir de tek taraflıysa, karşılığı yoksa bunu çarpın binle. Yani ölmekten bin beter olabilir de…

Dinledikçe gülümsüyorum şarkıyı. Bir çok hikayenin, romanın bazen en başındaki, bazen sonundaki ya da tam da ortasındaki satırlar olabilir bunlar. Bir çok filmin müziği de. Hayatın da, aşkın da, tam içinden. İlle de ölüyoruz madem, o zaman sev kaçma kendinden, kimseden, sevmekten… Sevmeyi denemiş olarak öl, tutma kendini, sınır koyma, korkma…

Sevdim de, öyle öl.

Feyza Erenmemiş söylüyor. Öyle de güzel söylüyor ki, ince ince, bu müthiş paradoksu, kısır döngüyü keyifli bir halde dillendiriyor, dinletiyor. “Sevmesen ölürdün, sevdin onu öldün. Sevmesen ölürdün ama sevdin gene öldün” Neşeli ama karmaşık, neşeli ama hüzünlü, neşeli ama gerçek. İnsan nasıl da bilerek seviyor ve nasıl da ölmeye razı. Hatta bazen öyle seviyor ki bin kere ölse de vazgeçemiyor. Sonra?…

Yağmur atıştırıyordu son onbeş dakikadır. Şimdi iyiden iyiye hızlandı. Dönmek lazım, denizle vedalaşıyorum. Kulaklığımı cebime koyup, aklımda Ahmet Telli’den ezbere bildiğim bir şiir, yavaş yavaş geriye dönüyorum.

Anısı biz olalım sokakların
Ve hiç durmadan yağmur yağsın
Biz gürültüsüz sözcükler bulalım
Sarmaşıklar fısıldaşsın yine
Gidersek birlikte gideriz
Yeni sevinçler buluruz hüzne benzeyen

Hep yazdım, kendimce... Bazen kısacık cümleler, bazen uzun sayfalar... Küçük sözleri, duyguları, durumları bir cümleyle, Ki benim için anlamları büyük diye... Söz uçar da yazı kalır diye... Sevdiklerime yazdım unutmasınlar diye, Kendime not, geleceğe mesaj, hatırlatma, uyarı... Hatırlayayım diye Benden bir iki cümle kalsın diye. Masal okul sırasında yazılıp silinen cümlelerle başlamış Bilememişim... “Sende bir sürü şiir vardır, göndersene...” cümlesiyle devam etmiş... Ruhumun martıları o gün uçmuş işte mavilere... Şimdi de bazen şiir, bazen yazıyla devam ediyor bu yolculuk, Kendi halinde... Açık, koyu, soluk, canlı... Ama mavice...

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.