Sene 2075!!!
Yeni Dünya Düzeni yavaş yavaş kurulmaya başlamıştır. İnsanlığın başına bela olan ölümcül Corona Virüsü kısa süre içerisinde mustasyona uğrayarak etkisini daha da artırmış ve bulunan bütün tedavi yöntemlerini geçersiz kılmıştır. Ekonomisi güçlü olan Ulus Devletler Covid-19’a karşı vermiş oldukları savaşı büyük kayıplarla atlatmış ve Yeni Dünya Düzeni’nde yerini almıştır.
2020’nin ilk çeyreğinde üçüncü dünya ülkelerinin tamamını istila eden Koronavirüsü, hastalık konusundaki gerçeklerin halktan saklanması ve toplumların duyarsız davranması sonucu, nüfusun büyük çoğunluğuna bulaşmış, insanların panik halinde hastanelere hucum etmesi ile Sağlık Sistemi toptan çökmüş, üçüncü dünya ülkeleri, Koronavirüsü ile olan savaşlarını baştan kaybetmiştir.
Ekonomisi batan, üretimi duran ülkelerde, ayakta kalabilen insanlar sokaklara dökülerek yağmalamalara başlar. Bu insanların büyük çoğunluğu daha güvenli olan bölgelere doğru harekete geçer. Ayakta kalan Batılı ülkeler kendilerini koruyabilmek için sınırlarında aşılması zor, 7/24 kontrol altında tutulan yüksek duvarlar örerek mültecilerin ülkelerine girişinin önünü kesmeye çalışır.
Salgın tamamen yok edilememiştir ama bir şekilde kontrol altına alınabilmiştir.
Batılı ülke liderleri bir araya gelerek insanlığın sonunu getirebilecek bu salgın için radikal kararlar almaya başlar.
Sınırlarında biriken mülteciler arasında salgından ölümlerin artması üzerine bu insanlar imha edilmeye başlanır.
Tek çarenin salgının önüne geçememiş ülkeleri ve insanlarını ortadan kaldırmak olduğuna karar veren Batılı liderler, nükleer silahlar kullanarak salgın bölgelerini ortadan kaldırmaya karar verir. Eş güdümlü olarak başlayan nükleer saldırı sonucu virüsten en çok etkilenmiş olan ülkeler haritadan silinir.
Nükleer saldırı sonrası bu bölgelerde yaşam tamamen yok olur.
Dünyanın ekolojik dengesi bozulur. Ozon tabakasının yok olmasıyla, güneşin zararlı ışınları ve şiddetli rüzgarların etkisiyle yayılan radyasyon dünyanın yaşanamaz hale gelmesine sebep olur.
Hayatta kalan insanlar koloniler halinde yer altına inerek yaşamlarını devam ettirmeye çalışırlar.
***
Şimdi biz bu hikayenin neresindeyiz?
Eğer bu Hollywoodvari senaryo gerçek olsaydı biz muhtemelen 2020 Haziran sonunda ülke olarak dibe vurmuştuk.
Allahtan iktidar aklı salim davranıp çok ciddi önlemler alarak hayatımızı kurtardı.
Ne mi yaptı?
Daha ne yapsın…
- Kredili ev alımlarında peşinat %10’a düşürüldü.
- Uçak biletlerinde KDV oranı %1’e indirildi
- Yaşlılara kolonya dağıtılacak
- ve bol bol dua edilecek
***
Hollywood senaryoları içerisinde en çok hoşuma gideni “The Walking Dead” olmuştur. Gene bir hastalıktır başa bela olan ama en azından hasta edip öldürmüyor. Sen ölmediğin sürece de başkasına sıkıntı yaratmıyor. Belki tedavisi de yok ama en azından mücadele edeceğin şey gözle görünür, elle tutulur ve ölüyor da.
Bütün bunlar birer senaryo, hayal ürünü.
Gerçekleşme imkanı var mı?
Belki…
***
Kırmızı giymek lazım
Korkuya inat
Elma yemek lazım
Cennete inat
Güzele bakmak lazım
Günaha inat
Yaşamak lazım
Düşmana inat
Türkü söylemek lazım
Zulme inat
Şiir yazmak lazım
Ölüme inat…
Kerim Hanedan

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


