Tam mı kapandık?
29 Nisan 2021 Perşembe saat 19:00 itibarıyla pek değerli devlet büyüklerimizin çok titiz, tamamen bilimsel çalışmalara, verilere ve bilim insanlarının görüşlerine dikkat edilerek aldığı tam kapanma günleri geç de olsa başladı.
Tam kapanmaya 3 gün kala açıkladılar ki kimse şoka girmesin, marketlere hücum edip yığılma yapmasın, bulaş durumu oluşmasın, telaş yapmasın, panik yapmasın, borcu olan ödemelerini ayarlasın, asgari ücretli evinin ihtiyaçlarını karşılasın, faturasını ödesin, yolcu yoluna gitsin…
Yolcu yoluna gitsin hmmmm.
Yurdum insanını bir anda memleket özlemi, memleket sevgisi sardı. 17 gün dört duvar arasında nasıl kapalı kalalım endişesi ile otobüs rezervasyon sistemlerini kilitledi. Her türlü tehlikeyi göze alıp minimum 6-7 saat sürecek, bazı yolculukların 20 saati bulacak olmasına aldırış etmeden otobüs yolculuğuna çıktılar. Tatile gidiyorlar ya, akın akın gittiler. Sanki gittikleri yerde yasak yok.
Büyük şehirler boşaldı. Yollar tıkandı. Uzun yollarda kolluk kuvvetleri, aslınca çok doğru olan ama uygulamada sanki keyfiyete kaçan görüntüler veren, organize olmaktan uzak, bir kişinin yaptığı HES ve GBT kontrolü kilometrelerce uzayan kuyruklara neden oldu. Bizzat tanık oldum bu olaya. Bir kişi kontrol yaparken diğerleri kenarda sohbet ediyordu.
Devlet büyüklerimizden daha iyi bilecek değiliz elbette.
***
Görev değişikliği ile görevden alınan Ticaret Bakanımız var ya, onunla ilgili basına düşen haberlerden sonra sık sık paylaşılan bir fıkra var onu anlatayım size, gerçi bilmediğiniz bir şey değil ama öncesinde de kısa bir bilgi vermek istiyorum.
2013 yılında gece yarısı yapılan yönetmelik değişikliği ile soruşturmanın gizliliğinde değişiklik yapıldı ve polis veya jandarmanın, savcı emriyle başlatacağı operasyonları amirlerine, komutanlarına, mülki idare amirlerine (kaymakam-vali) bildirme zorunluluğu getirildi.
Hikaye bu ya, (hikaye dediysem gerçek bir olay bu), eski Beşiktaş Kaymakamı’nın karısı bir restoran veya bir eğlence yeri sahibinden rüşvet alırken yakalanır.
Kendisinden rüşvet istenen vatandaş, bir çay bahçesinde kaymakamın karısı ile buluşur ve daha önceden seri numaraları alınmış paraları masa altından uzatır, para el değiştirdiği anda polis baskın yapar ve rüşvet alırken kaymakamın karısını yakalarlar.
Hani yukarıda bir yönetmelik değişikliğinden bahsettim ya işte o değişikliğe göre, bu tarz bir operasyon yapılacaksa polis kaymakama gidecek ve “Sayın kaymakamım, bize gelen bir ihbar var, gerekli hazırlıklar yapıldı, paraların seri numaralarını aldık, kısmetse bugün öğleden sonra şikayetçi vatandaş karınızla çay bahçesinde buluşacak. Allah’ın izniyle biz de paraları alırken suçüstü yapıp karınızı yakalayacağız” diyecek!
Kaymakam Bey de “Allah sizden razı olsun evladım, bizim hanım tutuklanır, ben de biraz kafamı dinlerim” mi diyecek?
Neydi o meşhur fıkrada?
Kümesin içi besili tavuk kaynıyormuş, fakat sahipsizmiş.
Kümese müdür aramaya başlamışlar, tilki de başvuranlar arasına girmiş.
Talip olanların hepsine bakmışlar, en güvenilir, en gözü açık olarak tilkiyi seçip müdür yapmaya karar vermişler, “Kaç para maaş istersin?” diye sormuşlar.
Tilki, “Valla ben gülmekten söyleyemiyorum, siz takdir edin” demiş.
Yani demek istiyor ki “Tombul tavuklar tilkiye emanet edilmez”
***
Ölümün korkutamadığı adamı keseceğin 3.186 TL ile korkutamazsın. Ödemem diyor, canımı mı alacak diyor, bir kesim de öyle bir ceza kesemez kanunda yeri yok diyor.
Hindistan varyantı ülkeye ayak basmış, daha öldürücüymüş, aşının etkisi varmıymış yok muymuş kimsenin umurunda değil.
Dersen ki ben bu 17 gün evde çalışmadan oturursam acımdan ölürüm sana sonuna kadar katılırım ama devlet zaten ona da çare bulmuş. Düzenleme tam kapanma diyor, belli işyerleri istisna kapsamına sokulmuş ama e-devlet üzerinden başvuru yapıldığında ev ile iş yeri arasında gidiş geliş izni veriyor. Online satışa aracılık yapan web sitelerinde kendisine mağaza açan bütün işletmeler bu kapanma süresince çalışıyor, gönderi yapıyor demek ki çalışabiliyorlar.
Çalışmanı engelleyen bir şey yok, sen yeter ki çalışma düzenini adapte et.
Evde oturması gereken kesim, emekliler, çalışmayanlar, çocuklar ve tuzu kuru olanlar. Onlar da 17 gün evde ne yapacağız derdinde kendilerini sokağa atıyor.
***
Ülkenin geldiği durumu bir fıkrayla özetleyip noktayı koyalım.
Psikiyatr, cinselliğe kafayı takmış bir hastayı muayene ederken, kendisine net teşhisi koyabilmek için çekmecesinden tıpta, adına “Rorschach Testi “denilen, beyaz sayfalar üzerine gelişigüzel yayılmış mürekkep lekelerinden oluşan bir test kitapçığı çıkartmış ve “Sayfalardaki şekilleri görür görmez, o an aklınıza gelen ilk şeyi bana söyleyeceksiniz” demiş.
İlk resmi gösterir göstermez adam, “İri göğüslü çıplak kadınlar” diye cevap vermiş. İkinci resme, “Bir erkek ve bir kadın aşk yapıyorlar” diye atılmış, üçüncü resme “Çırılçıplak kadınlar, belediye otobüsüne binmişler” deyince, doktor kitabı kapatıp masasının üzerine bırakmış,
“Ohooo, beyefendi ben böyle bir şey görmedim. Siz kafayı cinsellikle bozmuşsunuz” demiş şaşkınlığını gizleyemeyerek.
“B.. Ben mi?” demiş adam sinirlenip ayağa kalkarak, “Sabahtan beri bana bir doktor muayenehanesinde asla bulunmaması gereken uygunsuz, iğrenç porno fotoğrafları gösterip dur, ondan sonra birden terbiye abidesi kesilip karşıma geç ve beni aşağıla… Yok ya?”
İşte durum budur.
Herkes aynı tabloya bakıyor aynı şeyi görüyor ama algılamada sorun var.
Basmıyor…
Anlatılan fıkraların yazıyla ne alakası var konu çok dağınık demeyin.
***
Bir zamanlar ülkeler arası seyahatin serbest olduğu dönemlerden birinde Mısır gezisinde tanıştığım bir arkadaşla kapalı alanda sigara yakan diğer Türklerle aramızda tartışma çıkmıştı. Sigara yakan adam marifetmiş ve sanki kapalı alanda sigara içmek doğru bir davranışmış gibi “nerede yazıyor sigara içmek yasak diye, burada o kural geçerli değil” demişti. Kulakları çınlasın arkadaş “kuralsızlıklar ülkesinde kural mı arıyorsunuz, insan olana kural her yerde aynıdır” demişti.
Yani sevgili dostlar, doğru olan şeyi yapmak için ille de kurala gerek yok.
Bu illetten kurtulmak için önlem almak gerekiyorsa sen alacaksın önlemini, sen koruyacaksın kendini. İşin doğru yapılmasını istiyorsan amacına uygun adamı işe alacaksın, TOMBUL TAVUĞU tilkiye emanet etmeyeceksin.
Ve ben sevgili dostlar…
En kötü ihtimalle
EVDEYİM!!…

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


