Emekli Oldum, Öğretmenliği Bırakmadım

Emekli olduğum gün, yıllardır her sabah yaptığım gibi erkenden uyandım. Sanki okula gidecekmişim gibi bir telaş vardı içimde.

Sonra birden fark ettim; artık zil çalmayacak, çocukların sınıfa koşarak girdiğini görmeyecek, tahtanın başına geçip “Hadi çocuklar, bugün nereden başlayalım?” demeyecektim. İnsan alıştığı bir hayatın kapısını kapatınca, yeni hayatının nasıl başlayacağını bilemiyor.

Ben 61 yaşında emekli bir ilkokul öğretmeniyim. Ömrümün önemli bir bölümünü çocuklarla geçirdim. Onlara okumayı, yazmayı, hesap yapmayı öğretirken aslında ben de onlardan sabretmeyi, yeniden başlamayı ve küçük şeylerle mutlu olmayı öğrendim. Yıllar sonra anladım ki öğretmenlik sadece bir meslek değilmiş. İnsan öğretmen olunca, emekli olduğunda da etrafına öğretmen gözüyle bakmaya devam ediyor.

Şimdi Güvercinlik’te, babamdan kalan eski evde yaşıyorum. Ev zaman içinde değişti, yenilendi ama geçmişten kalan hatıraları hiç kaybolmadı. Denize bakan bahçemde çiçeklerle uğraşıyor, sabahları çayımı içerken hayatı biraz daha yavaş yaşamayı öğreniyorum. Emekliliğin en güzel taraflarından biri de galiba insanın uzun zamandır fark etmediği ayrıntıları yeniden görmeye başlaması.

İki kızım ve üç torunum var. Biri 36, diğeri 32 yaşında. Torunlarım ise hayatımın bambaşka bir neşesi. 11 yaşındaki torunumla konuşurken bazen onun geleceğini düşünüyorum. 7 yaşındaki torunumun dünyaya bakışına gülüyorum. 8,5 yaşındaki torunumun sorularını dinlerken ise çocukların dünyasının ne kadar farklılaştığını görüyorum. Onlara baktıkça ister istemez kendi çocukluğumla bugün arasında karşılaştırmalar yapıyorum.

Belki de artık öğretmenliğimin en zor kısmı burada başlıyor. Çünkü sınıfta bir çocuğa doğruyu anlatmak kolaydı. Şimdi çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceği söz konusu olduğunda, insanın vereceği cevaplardan emin olması o kadar kolay değil. Dünya değişiyor, hayat değişiyor, çocuklarımızın önündeki yollar çoğalırken belirsizlikler de artıyor.

Üstelik kızlarımdan birinin hayatını başka bir ülkede kurma kararı var. Bir anne olarak onun mutlu olmasını, kendi hayatını kurmasını elbette istiyorum. Fakat insanın çocuğu uzaklara gideceği zaman, aklından geçenlerle kalbinin söyledikleri her zaman aynı olmuyor. Bir yanım “Git, hayatını kur, hayallerinin peşinden git” derken, diğer yanım “Ama ne zaman canın sıkılırsa yanında olabilecek miyim?” diye soruyor.

İşte ben bu köşede biraz bunları anlatmak istiyorum. Büyük laflar etmek, hayat dersi vermek için değil; 61 yıllık hayatımda gördüklerimi, bir anne olarak yaşadıklarımı, bir öğretmen olarak öğrendiklerimi paylaşmak için yazacağım.

Aileyi, sevgiyi, çocukları ve torunları konuşacağız. Emekliliğin insana kattıklarını ve zaman zaman hissettirdiği yalnızlığı konuşacağız. Çocuklarımızın geleceğini, onların verdiği kararları ve bizim anne-baba olarak bu kararların karşısında yaşadığımız duyguları konuşacağız.

Peki, bütün bunları neden Garip1Blog’da yazmak istedim?

Aslında bunun çok planlı bir hikâyesi yok. Bir gün tesadüfen karşıma çıktı Garip1Blog. Okumaya başladım. Hoşuma giden taraflarından biri de reklamlarla dolu olmamasıydı. Yazıyı okumaya çalışırken insanın karşısına sürekli bir şeylerin çıkmadığı, daha sakin bir yer gibiydi. Zaman içinde yazıları takip etmeye başladım. Bazı yazıları okudum, bazılarını bitirdikten sonra üzerine düşündüm. Kısacası ben önce okuyucusu oldum bu blogun.

Sonra uzun bir ara verildi. Bir süre yeni yazılar göremedim. Derken bir gün yeniden yazıların yayınlanmaya başladığını fark ettim. O zaman aklımdan hiç beklemediğim bir düşünce geçti: “Acaba ben de yazmak istesem kabul ederler mi?”

İnsanın emekli olduktan sonra kendine böyle bir soru sorması bile güzelmiş.

Merak ettim ve başvuru formunu doldurup gönderdim. Açıkçası kabul edilip edilmeyeceğini bilmiyordum. Belki yazdıklarım fazla sıradan bulunacaktı, belki de hiç cevap gelmeyecekti.

Ama geldi.

Ve şimdi ilk yazımı yazıyorum.

Bir zamanlar öğrencilerimin karşısında tahtaya geçip ilk harfleri öğretirken duyduğum o heyecanı bugün başka bir yerde yeniden hissediyorum. Bu kez karşımda öğrencilerim değil, siz varsınız.

Belki anlattıklarımın bir yerinde kendi hayatınızdan bir şey bulursunuz. Belki bir anne olarak beni anlarsınız, belki bir anneanne olarak söylediklerime gülümsersiniz. Belki de emeklilikten sonra hayatın bitmediğini, sadece başka türlü devam ettiğini birlikte keşfederiz.

Çünkü öğretmenlikten emekli oldum ama öğretmen olmaktan emekli olmadım.

Şimdi sınıfım yok belki ama hayat hâlâ önümde kocaman bir kara tahta gibi duruyor.

Yazacak, öğrenecek ve anlatacak daha çok şey var.

Ben de buradan, denizin kıyısındaki evimden, çayımı alıp size anlatmaya başlayacağım.

Abone Olun
Bildir
guest
1 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Vedat Ali Bayrak
Yönetici - Yazar
4 Eylül 2026 12:33

Nermin Öğretmen, Garip1Blog’a hoş geldiniz.

Yıllarca çocuklara yol gösteren bir öğretmenin, şimdi hayatın içinden deneyimlerini ve düşüncelerini okurlarımızla paylaşacak olması bizi çok mutlu etti. İlk yazınızı keyifle okudum. Kaleme alacağınız yazıları merakla bekliyoruz.

Sınıfınız değişti ama öğretmenliğiniz devam ediyor.

Garip1Blog ailesine hoş geldiniz, iyi ki geldiniz.

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.