KÖREBE

Kalemim beynimden bağımsız hareket eder benim. Hep böyleydim. Aklın ve zihnin girdiği her şeyin bir noktada körleştiğine inanıyorum. Onları da kullanacağımız yer var tabi ki!

Mesela bilim, keşifler…

Ama konu insan olduğu zaman, hayat veya canlılar, yeryüzü, toprak ana; işte o zaman kalp girmeli devreye.

Akıl vermekte çok usta olmuşuzdur biz insanlar. ‘Benim aklım kendime bile yetmiyor ya, her neyse’ Bildiğimiz, öğrendiğimiz, öğretilmiş doğrularımıza yapışır, orada sallanır dururuz olgun bir meyve gibi. Lakin olgun meyve her an tutunduğu daldan düşebilir bunu unuturuz.

Doğru kime göre değişir? Doğruluk, hangi taraftan bakarsak eğer gerçekten doğrudur? Doğru tek midir? Veya ‘doğru’ var mıdır?

Elimizde olmadan yaptığımız her güzel şey doğrudur. Diğerleri zorlama veya çevre baskısıyla yapılmaktadır. Güzelliğini yitirmesi tam da bu anda başlar. İnsan, taş atana yine de gülümseyebiliyorsa eğer insandır. Aptal olalım demiyorum tabi ki! Kollayın kendinizi… Ama aynı şekilde verilen karşılık, öğrenilmiş kötülüktür.

İnsanların kötülüğe karşı her zaman bir savunma mekanizması vardır. Gardını alır ve bekler. Ama iyiliğe karşı savunmasızdır çoğunlukla. Çünkü beklemediği yerden yemiştir darbeyi. Afallar! İyilik ve hakkaniyet her zaman daha güçlüdür. Hatta sonsuz özgüven içerir. İnsanın zirvesi, iyilik yapması değil, gerçekten iyi bir insan olduğu andır.

Benim kalemime komutu beynim vermez. O yanılıyor çoğunlukla… Ama kalbim! Onun yanıldığını hiç görmedim. Onu dinlemediğim zamanlarım çok oldu. Tepetaklak savurdu beni yere. Hiç acımadı. Gerçi iyi ki de acımamış.

Hayat silkeledikçe üstümüzden tozlu fikirlerimiz dökülmeye başlar.

Değişiyoruz, değişmeliyiz…

Başkasını değiştirmek ne haddimize! Biz olduk mu ki daha? Eksiğiz, hem de çok eksik. ‘Adımlarımıza dikkat edip, karınca yuvalarını bozmuyoruz’ diye böbürlenmek karıncaya hakarettir.

İyilik böyle bir şey değil!

Anlatması imkansız bir konudur bu. Hissetmesi ise mümkün. Kalp gözü vardır. İnkarı, insanlığımızı yitirmemize sebebiyet verebilir. Gözünüzün kefaretine güvenmeyin, yanıltır. Kalbinizle görün, kalbinizle dokunun ve kalbiniz kaleminiz olsun.

Beyaz sayfaları , zihnimizin kara oyunlarıyla kirletmeyelim.


				            					        

1973 Manisa doğumluyum. İşletme Fakültesi mezunuyum. Otuz seneye yakın özel sektörde görev aldım. Kariyerimin son 15 senesini yüksek öğrenim yurt müdüresi olarak tamamladım. Basılmış bir adet kitabım bulunuyor. Bazı dergi ve blogların yazarıyım. Bir defter ve bir kalemle hayatın anlamını buldum.

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.