Nush İle Uslanmayanın…
Covid-19. Covid’in sonunda neden 19 olduğunu bilmeyen kalmamıştır. Sayısız komplo teorileri sıralandı. Doğrudur değildir bilemem, inanırsın inanmazsın beni ilgilendirmez. Şu fani dünyada ölüm ne kadar gerçek ise Covid-19 da o kadar gerçek.
Bırak dünya çapındaki yayılma hızını, enfekte sayısı yada bu salgından ölenlerin sayısını.
Etrafına bak.
Arkadaş çevrenden, iş çevrenden, oturduğun semtten, mahallenden hatta aile fertlerinden Covid-19 şüphesi ile karantinaya alınmış ya da bulaşmış kimse yok mu?
Güzel kardeşim ciddiye alman için ne olması gerekiyor?
İlle de sana ya da hemen yanı başındakine bulaşması mı lazım?
Kamu dairesine reklam işi yapan birinin Covid-19 testi pozitif çıkıyor, eve gönderilip karantinaya girmesi isteniyor. Aynı iş yerinde beraber çalıştığı eşi ve 2 çalışanı da Covid-19. Tek tek telefon rehberinde kayıtlı arkadaşlarını arayıp vedalaşıyor, moral sıfır, ölüm kaçınılmaz diyor çünkü kronik hastalıkları var. Şeker, tansiyon, kilo, kalp hepsi var.
Aradan 2 gün geçiyor. Tekrar arıyor arkadaşını. Bu sefer sesinde eski neşesi var, hayat dolu konuşuyor. Arkadan kalabalık seslerin geldiğini duyan arkadaşı soruyor “Neredesin?” Gelen cevap ürkütücü. “Pazardayım” diyor adam. Covid-19 POZİTİF ama pazarda alışverişte.
“Hani sen covid pozitif değil miydin? Ne işin var pazarda?” diye soruyor arkadaşı,
“Şaka, şaka evdeyim” diyor bu sefer.
Adamın umurunda değil başkalarına bulaştırma riski. Bana musallat olan musibet başkasına da olsun diyor.
Hemen yanı başımdan, komşularım farklı mı?
Toplu ev gezmeleri, köy düğünleri yaz aylarında son sürat devam. 15 kişi misafirliğe gelip 10’u yatıya kalmış,sabah 07:30 da kahvaltı için balkonu hazırlamaya çıktığımda karşı balkonda uyuyan 3 kişi vardı, üstte kolsuz atlet, altta çizgili pijama. Saat 11’e doğru balkon trafiği artınca uyandılar. 11:30 gibi kahvaltıya oturdular. Bebeler içerde, büyükler dışarda. Say say bitmiyor.
Biz anamızı babamızı ziyaret etmeye korkuyoruz sebep olmayalım diye, milletin umrunda değil.
Pazarı ayrı dert, marketi ayrı dert.
Korkusundan evine dezenfekte cihazı alan arkadaşım var. Her dışarıdan geldiklerinde baba oğul birbirlerini dezenfekte ediyorlar.
Kronik hastalıklarından dolayı izinli abinin biri. Büyükşehirlere seyahat yasaklarının kalkmasıyla hayatının tatiline başlıyor. Kimse sormuyor, kontrol etmiyor, izinli ama kurallara uyuyor mu, evinde oturuyor mu, yok. Normalleşmeye dönüşle birlikte, yıllık izin…Gezmedik yer bırakmıyor. Her gittiği yerden fotoğraf paylaşımı, hikâye paylaşımı, “hayat bana güzel pozları”….
Sonuç?
Covid-19 pozitif.
Salgının başladığı andan beri her türlü uyarı yapıldı, bulaşma riskinin yüksek olduğu, kurtulma şansının düşük olduğu, maksimum önlem alınması gerektiği, kalabalıktan uzak durulması gerektiği, kronik hastalığı olanların özellikle dikkat etmeleri gerektiği ve hatta dışarı çıkmamaları gerektiği uzun uzun, detaylıca defalarca anlatıldı.
Bütün bu bilgilendirmelere, yapılan uyarılara rağmen bildiğini okuyan bu insanlar başkalarının da hastalanmasına belki de ölümüne sebep olacaklar.
Bunun hesabı sorulmayacak mı?
Vicdan diyeceğim ama olsa uyarıları dikkate alır ona göre yaşarlardı.
Kuru bir “özür dilerim” mesajı ile veya telefon edip helallik istemekle olmuyor.
Hiçbir şey yokmuş gibi önlem almadan yaşayıp etrafının hayatını karartan, karantinada olması gerekirken “benim başıma gelen başkasının da başına gelsin” diye sağda solda dolanıp, insanların kanına giren bu insanlıktan nasibini almamışların mutlaka ve mutlaka cezalandırılması lazım.
Bana göre bu olay “taammüden adam öldürmeye teşebbüstür” ve TCK da karşılığı ne ise o kanun maddesi ile yargılanmaları gerekmektedir.
Bakın bir kere daha yazıyorum;
- Kronik hastalıklarına rağmen sağda solda dolaşan,
- Her türlü uyarıyı, özellikle maske kullanımını dikkate almayıp takmayan yada ağzı burnu dışarda gezen, umursamayan, uyarınca kafa tutan,
- Karantina kurallarına uymayan istisnasız herkesin,
Çok ağır yaptırımlara çarptırılması lazım.
Market alışverişinde sosyal mesafeyi koruması için uyardığım yaşlı adam bana “bunlar da yeni türedi, korkuyorsan evden çıkmayacaksın” diye afra tafra yaparken 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı vardı. Adamın bir ayağı çukurda farkında değil.
Maske ile sokakta yürürken uzaylıymışsın gibi bakıyorlardı.Yasak geldi, maskeler takıldı ama burunlar dışarda. Ne uyan var, ne de doğru düzgün takan.
Gevşediniz ama bu risk bitmedi arkadaş.
İlk başladığı gibi aynı şiddetle, ölüm riski ile devam ediyor. Ya önlemini alıp kurallara adam gibi uyacaksın, ya da bir ufak nefes için ciğerlerini parçalayacaksın.
Eskiler boşuna dememiş “Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir” diye. Eşek sudan gelene kadar döveceksin bunları ama o eşek sudan hiç gelmeyecek.

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


