Primatlar Homo Sapiens’lere Karşı
Neredeyse bir asırlık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böylesine bir ahlaki ve sosyoekonomik yıkım görülmedi. Aklın, bilimin, eğitimin tamamen dışlanarak insanları din afyonu ile uyuşturup diledikleri gibi yaşayan bir tabaka musallat oldu başımıza ve ne aydın kesim, ne de bilim insanları bu insanlarla nasıl başa çıkacağını bilemiyor.
Biz eğitim dedikçe onlar eğitim başa bela diyor.
Biz okuyun dedikçe onlar okumak şeytan işi diyor.
Halbuki, Hz.Muhammed’e Hira dağında Allah tarafından indirilen 19 ayetten oluşan ilk buyruktur OKU.
OKU güzel kardeşim OKU ki ufkun açılsın, yalanla doğru arasında ki farkı anlayabilesin, Kuran-ı Kerim’in ehil insanlar tarafından hazırlanmış tevsirini oku ki sana Kuran-ı Kerim böyle emrediyor dediklerinde sen neyin doğru neyin yalan olduğunu anlayabilesin. Her duyduğun arapça kelimeyi Kuran’dan ayet sanmaman için OKU.
Bak etrafımızı Suriyeli, Afgan, İranlı, Afrikalı kaçak mülteciler sardı. Bu insanların neden aramızda dolaştığına dair en ufak bir ciddi açıklama yapmadıkları gibi seni DİN KARDEŞLERİMİZ, onlara kucak açmalıyız diye kandırıyorlar. Senin doğuştan gelen özlük haklarını onlara bol kepçeden dağıtıyor sana bir şey kalmıyor.
Sen ekonomik sıkıntılarla cebelleşirken onlar hiç bir şey yapmadan para alıyor. Senin çocuğun üniversite sınavı için yıllarca emek harcayıp hazırlanırken onlar sınavsız istedikleri bölümlere yerleştiriliyor. Sen hastanede boş randevu tarihi bulamazken onlar öncelikli tedavi görüyor.
Dünyanın hiçbir ülkesinde mülteci statüsünde biri bulunduğu ülke insanına bırak ters laf söylemeyi yan gözle bile bakmaya cesaret edemezken ne hikmetse bize peydahlanan bu güruh pervazsızca kafa tutuyor, tehdit videoları yayınlıyor, hakaret ediyor, sokaklarda silahlarla gövde gösterisi yapıyor, mahalle basıyor, gasp ve taciz olaylarına karışıyor, adam kaçırıp fidye istiyor, namusumuza göz dikiyor, her türlü yasa dışı eylemi alenen ve korkusuzca yapıyor. Haberlerini yapanlar yargılanıyor ama onlara dokunan yok.
Mültecilere gösterilen ihtimam, ayrıcalık, kolaylık, hoşgörü, imkan, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşına kendi ülkesinde gösterilmiyor. Ben kazancımın neredeyse %40’ını devlete vergi olarak öderken adam vergiden muaf kaçak işyeri açıp işletiyor ve kimse sen ne yapıyorsun demiyor. Türk vatandaşı ev sahibi olamazken onlar ev alıyor ve Türklere kiraya vermiyor.
Sebep?
Ona göre sen yabancısın ve kirayı ödeyemezsin.
Geldiğimiz nokta budur.
Vatandaş travma üstüne travma yaşıyor.
Ekonomik sıkıntı bir tarafta, kendi ülkesinde üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görmek diğer tarafta ne yapacağını şaşırmış durumda.
Bu ülkede tuzu kuru kesim bile çıkıp hayat pahalı diyorsa durup bir düşünmek gerekiyor artık. Hali vakti yerinde, kazancı iyi kesim bile elindeki varlıkların eridiğini, parasının değer kaybettiğini düşünüyorsa ve bunu açık bir şekilde söylüyorsa sokak röportajlarında ekranlara yansıyan görüntüler neyin nesi anlamak mümkün değil.
Aldığı 5.500,35 TL’lik asgari ücretle hem kira ödediğini hem de dört kişilik aileyi çok güzel geçindirdiğini iddia eden insan var sokaklarda.
Yaşadığı zorlukların sebebini anlayamayan, değerlendirme yapamayan insanlardan düşünmesini beklemek saflık olur. Düşünmek için de insan beyninin evrim geçirmesi gerekiyor. Beyinleri evrilmemiş ilkel yaşam formlarına PRİMATLAR denir.
Evrim ağacında insanlara giden yol ile şempanzelere giden soy hattının 6-7 milyon yıl önce ayrıldığı gösterilir. İşte o noktada bir yerde kimsenin fark etmediği farklı bir soyun yolu kesin ve net bir şekilde ayrıldı ve şansımıza o soy milyonlarca yıl sonra hortladı, ortaya çıktı ve bizi buldu.
Emin Çapa’nın Armağan Çağlayan ile çok güzel bir söyleşisi var youtube da.
Diyor ki “… nasıl ki insanın içine akıl, bilim ama onun yanında da vicdan sokmazsan, o insan insan olmuyorsa, içine akıl ve bilim sokmadığın her türlü eylem de geleceğin dünyasında para etmeyecek…”
Geçenlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı sayın Dönmez, BOR satışında rekor kırıldığını açıkladı ve 1 milyar doların üzerinde rekor satış yapıldığını söyledi.
Emin Çapa, verilen rakamlar üzerinden basit bir hesaplama ile BOR’un kilo fiyatının 30 küsür sent’e (yani krş) denk geldiğini söylüyor. O da ne yapıyor 5.32 TL (o da bu yazı yazıldığı andaki dolar kuru üzerinden).
Bugün pazara git 5 TL ye maydanoz, dereotu, roka alabiliyorsun ve sen kalkıp kilosu 5 TL 32 kuruştan 1 kilo BOR madeni satmayı büyük bir başarı olarak gösteriyorsun.
Emin Çapa devam ediyor “…o BOR dan yapılan Lityum pillerin kilosu 180.000 dolar’a satılıyor. İçine akıl ve bilim sokamadığınız her şey değersiz. Geleceğin dünyası içinde akıl ve bilim olan dünya olacak…”
Bizim insanımız neden değersiniz anladınız mı şimdi?
Akıl ve bilimden yoksun olduğu için.
Sistematik olarak akıl ve bilimden yoksun insanlar topluluğu oluşturdular. Okumayan, araştırmayan, düşünmeyen, sorgulamayan kitle önüne konan her şeye inanır çünkü. Kafası çalışan insanlara ülkeden kaçmaları için her türlü baskıyı uyguladılar, onlar değersizleştirildiler, hedef gösterildiler, öldürüldüler.
Bize kalan ne?
PRİMATLAR.
New York hayvanat bahçesindeki goril bile daha akıllı arkadaş. Ziyaretçilere işaret dili ile beni beslemeyin cezalandırılıyorum diye mesaj veriyor. Mesele sadece karın doyurmaksa hayvansal içgüdünün ağır basması lazım değil mi? Sözde PRİMAT sınıfında olan Goril bile işaret dilini öğrendiği gibi, başkalarının eylemlerinden dolayı cezalandırılabileceğini biliyor ve uyarıyor yapmayın diye.
Bütün mesele hak ettiğin gibi düzgün bir yaşam sürebilmek.
Seni yönetenler sana “elindekilere şükret” derken kendileri son model arabalara binip, senin hayal edemeyeceğin hayatı yaşarken, elindeki imkanlara şükretmeyip her şeyin daha fazlasını istemeye devam ediyor.
Sen asgari ücretle ay sonunu nasıl getireceğim hesapları yaparken o acaba başka nereden kendime bir maaş daha bağlatabilirim hesabı yapıyor. Ve bütün bunları kendisine hak olarak görüyor.
Beden var, beyin de var ama akıl yok, vicdan yok, bilim yok, ilim yok…
En önemilsi de toplum olarak değerimiz yok maalesef.

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


