Soluk benizli adam…

Emperyalizm, yayılmacılık veya ekspansiyonizm, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır. Etkileyen devlet, etkilenen devletin kaynaklarından “yararlanma” hakkına sahiptir.

Diktatörlük gücü, merkezi hükûmet, keyfi yönetim metodları anlamına gelmektedir ki az gelişmiş, demokrasinin zayıf olduğu ülkelerde de oldukça yaygındır. Bu kullanımının dışında Fransa’da 1830’larda Napolyon imparatorluğuna hayranlık duyanları nitelemek için, 1848’den sonra ise III. Napolyon’un kötü yönetimini ifade etmek için kullanılmıştır. Emperyalizm kavramının kullanımı 1870’lerde Güneşi Batmayan İmparatorluk Britanya’da yaygınlaşmıştır.

Emperyalizm ve Diktatörlük tanımları, bizim bildiğimiz tanımlardan yada iliklerimize kadar hissettiğimiz uygulamalardan farklı ve yumuşak yapılmış değil mi?

Emperyalizm farklı kaynaklarda farklı şekilde tanımlanıyor;

  • Bir ülkenin topraklarını genişletmesi
  • Bir ulusun veya toplumun başka bir ulusu veya toplumu vergiye bağlaması
  • Bir ulusun veya toplumun başka bir ulus veya toplumun topraklarındaki kaynaklarından yararlanması
  • Bir ülkenin vey a toplumun başka bir bölgeye kendi kültürünü yayması ve oranın halkını köle olarak kullanması

Tanımlar farklı ama hepsi ÜLKE ve ULUS kavramı üzerinden nüfusa, halka uygulanan baskıdır ama işin özü SÖMÜRGECİLİKTİR.

Üç farklı kuramdan bahsediliyor.

  1. Muhafazakar Kuram 
    1870’li yıllarda Birleşik Krallık’ta Başbakan Benjamin Disraeli’nin sömürge imparatorluğunu güçlendirme ve genişletme politikalarını tanımlamak için emperyalizm kavramına başvurulmuş ve emperyalizm, sömürgecilikle eş anlamda kullanılmaya başlanır.Bu yaklaşıma göre emperyalizm, gelişmiş ülkelerde mevcut durumun muhafaza edilmesi için bir gereklilik ve hak olarak görülür.
  2. Marksist Kuram
    1900’lerle birlikte, Rudolph Hilferding, Vladimir İlyiç Lenin ve Nikolai Bukharin basit sömürgecilik yerine ekonomik nüfusun daha karmaşık şekillerine dikkat çekmişler; pazarların, arz kaynaklarının ve yatırım yollarının hakimiyet altına alınması ile ilgilenmişlerdir. Bu kuramda en çok başvurulan kaynak Lenin’in Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması adlı eseridir.Pierre Jalée emperyalizmi “uluslararası iş bölümünde, ticarette ve sermaye hareketinde belirli ilişkileri vurgulayan ekonomik bir fenomen” olarak; Richard D. Wolff “bir ekonominin diğer ekonomi üzerinde uyguladığı kontrol araçları ağı” olarak; Vladimir Lenin “kapitalizmin tekelci aşaması” olarak; Paul M. Sweezy, Lenin’i takip ederek, “dünya ekonomisinin gelişiminin bir basamağı” olarak; Richard C. Edwards, Michael Reich ve Thomas E. Weisskopf ise “kapitalizmin uluslararasılaşması” olarak tanımlamaktadırlar.Mao Zedong’a göre “emperyalizm güçlü görünen fakat aslında göründüğü kadar güçlü olmayan bir sistemdir. Kağıttan kaplan” olarak tanımladığı emperyalizm kolayca ezilebilir.
  3. Toplumsal – Psikolojik Kuram
    Joseph Alois Schumpeter geniş bir yorumla emperyalizmin kapitalizmden önce var olduğunu ve kapitalizm ve emperyalizm arasında bir ilişkinin bulunmadığını savunmuştur.Bu yaklaşıma göre, savunma gereksiniminin bir gerekliliği olan savaşçı sınıfın varlığını sürdürebilmesinin bir sonucu olarak emperyalizm ortaya çıkar.Michael Barrant Brown’a göre emperyalizm “ekonomik yönden az gelişmiş ülkelerin gelişmiş olanlara tâbi olmasını sağlayan ekonomik, siyasal ve askerî ilişkileri niteler. Emperyalizm dünya ekonomisindeki eşitsiz ilişkiler sistemini tanımlayan en uygun kelimedir.
  4. Diğer Görüşler
    Emperyalizmin siyasal boyutunu vurgulayan yazarlar farklı tanımlamalarda bulunurlar. Hans Neisser emperyalizmi “bir ulusun doğal sınırlarının ötesindeki nüfusu kendi siyasal yönetimi altına almak amacıyla bu sınırların ötesinde bir imparatorluk kurma süreci” olarak tanımlar.Diğer yazarlar ise emperyalizm terimini askerî veya diplomatik baskı ve ekonomik nüfuz gibi dolaylı mekanizmaları da dikkate alarak genişletmektedirler; örneğin George H. Nadel ve Perry Curtis emperyalizmi “egemenliğin veya kontrolün dolaylı veya dolaysız şekilde genişletilmesi” olarak tanımlarlar.

***

Yüksek sesle düşünüp aklımdan geçenleri satırlara dökmeyi deneyeyim, bakalım ne çıkacak.

Emperyalist ülkelerin uygulamış olduğu yöntemlerin tamamının ülke yöneticileri tarafından kendi toplumu üstünde uygulanması da diktatörlüktür denebilir. Fark yok bence, birinde güçlü bir devletin uyguladığı baskı, diğerinde gücü elinde bulunduranın uyguladığı baskı.

Güçse güç, baskıysa baskı, sömürüyse sömürü. Birinde bir ülkenin diğeri üzerindeki egemenlik baskısı, diğerinde bir şahsın kendi toplumu üzerindeki egemenlik baskısı. Emperyalizm de bütün kaynakları sömürüyor, diktatörlük de bütün kaynakları sömürüyor. Emperyalizm kaynaklar tükenmeye başlayınca vergileri bindiriyor, diktatörlükte kaynaklar tükenmeye başlayınca vergileri bindiriyor.

Yani Emperyalizm = Diktatörlük bir nevi.

İşleyiş olarak hiçbir fark yok. Aradaki tek fark ve kötü olanı birinde baskı ve zülüm uygulayanın o toplumun bağrından çıkan bir ferdi olmasıdır.

***

Neden soluk benizli adam?

Çünkü soluk benizli adam kadar insanlığa, dünyaya zarar veren olmamıştır. Çünkü soluk benizli adam kadar kötü öğretiye sahip canlı gelmemiştir yeryüzüne. Çünkü soluk benizli adamın kendi insanına yaptığı kötülüğü hiçbir canlı yapmamıştır.

İyi de kimdir bu Soluk Benizli Adam?

Değişir.

Bazı çoğrafyalara göre SİYAHİ, bazılarına göre SARI bazılarına göre de BEYAZ ırktan gelir. Teninin renginin önemi yoktur. Temsil ettiği zihniyet uygulamada farklılık gösterse de temelde aynıdır ve içinde bulunduğu coğrafyanın ya kanını emer yada kaynaklarını.

***

"Doğum yapan her şey dişidir. Kadınların ezelden beri bildiği kainatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir dünya olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır."
Mohawk Boyu

Emperyalizmin toplumlar üzerindeki etkileri, yarattığı sonuçları bilmeyen çok az insan vardır. Yukarıdaki tanımlamalarda bahsedilmese de insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük emperyalist katliamını  Kristof Kolomb yapmıştır. TARİHİ SERİLER bölümünde 6 bölümden oluşan  Kristof Kolomb ve Keşifler Gerçeği yazı dizisinde detaylı bir şekilde anlatılıyor.


Kaynaklar : 

  • H. Emre Bağce, “Emperyalizm Kuramları ve Amerikan Kamu Diplomasisi”, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, sayı 28, Mart 2003, ss. 63-79.
  • Collier’s Encyclopedia, 1961
  • Encyclopedia International, 1971
  • Encyclopedia Britannica, 1971

				            					        

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı. Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı. 2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını  okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.