Parayı Lidyalılar buldu ama…
Parayı Lidyalılar, kafayı İzmirliler buldu diye bir şey var değil mi? Bu söz nereden çıktı bilemem ama söyleyen her kimse Trakya’da özellikle Edirne’de bulunmamış, ezbere konuşmuş bence.
Parayı Lidyalılar buldu buna itiraz yok, kafayı kimin bulduğu konusu karışık. İyi güzel de dünya ekonomisinin can suyu, uluslararası ticaretin para birimi doları kim buldu ve neden dolar belirleyici güç.
Tarihin karanlık ve tozlu sayfalarına dalmamız gerekiyor bu sorunun cevabını bulabilmemiz için. 1700’lere İspanyolların Amerika kıtasını keşfetmesine ve orada yayılmasına, bunu gören İngilizlerin biz neden bunu düşünemedik, Amerika kıtasını ilk keşfeden neden biz olmadık kıskançlık krizlerine kadar dayanır tarihi.
Dolar ilk olarak 1500’lü yıllarda ortaya çıkıyor. Bununla ilgili bir sürü süslü anlatım var. Mesela günümüz dünyasında ÇEKYA denen eski adı Çek Cumhuriyeti olan ülkenin Bohemya Krallığı’ndaki Joachimsthal’de doların atası olarak bilinen gümüş sikke kullanılmaya başlanmış. 1520 yılında kullanılmaya başlanan bu gümüş sikke Joachimsthaller adıyla basılmış ve adı uzun olduğu için kısaca thaller denilen bu sikke bölgede bulunan halklar tarafından Norveçceye daler, İsveçceye daler, İzlandacaya dalur, Felemenkçeye daalder, İtalyancaya tallero, Lehçeye talar, Persçeye dare ve İngilizceye de dolar olarak çevrilmiş.
İspanyolların Amerika kıtasında yayılarak hakimiyet elde etmeleri karşısında, İngilizler Kuzey Amerikadaki sömürgeleri bağımsızlıklarını ilan etmeden avantaj sağlama düşüncesi ve İngiliz kurnazlığı ile İspanyollarla ticaret anlaşması yaparlar. İngilizler kibirlidir, kendini beğenmiştir ama aynı zamanda da akıllıdır. Yaptıkları ticaret anlaşması zora girmesin diye kendi para birimlerini kullanmak yerine İspanyolların kullandığı DOLAR’ı ticarette kullanmaya başlarlar. Uluslar arası ticarette dolar ilk kez bu şekilde kullanılmaya başlanıyor.
İlk banknotun ise 1690 yılında Massachusetts Körfezi Kolonisi’nde basılıp kullanıldığı biliniyor. 1739 yılında Benjamin Franklin’in Philadelphia’da bulunan matbaasında doğa manzaralı dolarlar basılır. Bu dönemde sahte para basımının önlenmesi için paralarda özel bir kabartma bile kullanılmıştır.
1775 yılında Kıta Kongresi, Amerikan Özgürlük Savaşı’nı finanse etmek için kağıt para basmaya başlamış ve bu paralar tırtıklı İspanyol dolarına benzetilmiş. Bir süre sonra bu para birimleri, yeterli karşılığı olmaması, kolay taklit edilebilmesi gibi nedenlerle değer kaybeder ve “1 Kontinental bile etmez” deyimi ortaya çıkar.
İlk ulusal banka olan “The Bank of North America” 1781 yılında ABD Kongresi tarafından hükümetin mali operasyonlarının desteklenmesi için kuruluyor. 1785 yılına gelindiğinde ise ABD Kongresi doları ABD resmi para birimi olarak kabul ediyor. “The Bank of United States” ise 1791 yılında ilk merkez bankası olarak kuruluyor ve 20 yıllık bir süre için ABD Hazinesi’nin mali temsilcisi ilan ediliyor.
Bu bankanın bir diğer önemi ise hükümet adına görev yapan ilk banka olmasıdır. 5 yıllık bir kopukluk dışında 1913 yılına kadar bu banka hizmet verir.
1913 yılına geldiğimizde Amerikan Merkez Bankası Kanunu’nda değişiklik yapılıyor ve Federal Reserve Bank ülkenin merkez bankası ilan ediliyor. Banka da, Amerikan Merkez Bankası Banknotları adlı yeni paraları basıp dolaşıma sürüyor.
1913 önceesinde ve sonrasında bir sürü şey de oluyor ama sıkıcı, önemli değil. Asıl önemli olan konuya geliyoruz şimdi.
Bretton Woods Sistemi
Amerikan Doları bu sistemle de anılır hatta bu sistemin temeli Amerikan Dolarıdır. 1944 yılının Temmuz ayında, 2. Dünya Savaşı sırasında ABD’nin küçük bir kasabası olan Bretton Woods’ta Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı düzenleniyor.
İşte can alıcı nokta, neden dolar sorusunun cevabı burada.
Uluslararası ticaretin yaygın hale gelmesiyle birlikte ülkeler arasında yapılan ticari işlemlerde para birimlerinin birbirine çevrilmesinde yaşanan sorunlar bu sistemle birlikte ortadan kalkar.
Bretton Woods Sistemi, dünyanın önde gelen devletleri arasındaki ticari ve finansal işlemlerde uyulması gereken kuralları belirler. Bir diğer ve asıl önemli olan ise dünya tarihinde ilk kez bağımsız ulus ve ülkelerin kendi aralarında ortak bir parasal düzen anlaşması yapmasıdır.
Parasını ticarette Amerikan dolarına çevirmeyi kabul eden ülkeler, dolar <=> altın dönüştürülebilirliğini içeren bu sisteme dahil olur. Sisteme göre 1 ons altın = 35 dolar veya 1 dolar = 0,88867 gram altın olarak belirlenmiş zamanında.
Bretton Woods Anlaşması, çok özel ve düzeltilmesi olanaksız dengesizliklerde herhangi bir ülkeye, parasını dolar karşısındaki değerini değiştirme olanağı da veriyor. Bu düzenlemeler için de öngörülmüş devalüasyon ve revalüasyon oranları en fazla %10 olarak belirlenmiş o dönemde. Yapılacak düzenleme bu oranı aşacaksa, IMF tarafından izin verilmesi gerekiyor. Sistem kullanıma girdikten sonra yaşanan sorunlar nedeniyle 1 ons altın 38 dolar eşitleniyor.
Doların uluslararası ticaretteki egemenliği ve gücü burdan gelmektedir işte.
Senin ne kadar para basıp piyasaya süreceğin bile kurallarla belirlenmiş.Öyle kafana göre para basamıyorsun. Hadi bastın diyelim o zaman da paranında değeri olmuyor. Para basabilmen için her şeyden önce hazinende altın karşılığının olması gerekiyor.
Yoksa işin zor.
O zaman paran 1 Kontinental bile etmez. Yani güzel kardeşim kısaca paran “BEŞ PARA ETMEZ”.
Yazının başlığı ne diyor Parayı Lidyalılar buldu.
İzmirliler ne diyor KAFAYI BİZ BULDUK.
İspanya DOLARI bulmuş,
İngilizler TİCARETTE KULLANMIŞ köşe olmuş
Amerika VOLEYİ vurmuş.
Ya biz?
Bizim kısmetimize ne düştü söylemeyeceğim onu da siz bulun, hayal gücünüzü kullanın biraz, yaratıcı olun…

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


