YILLAR DA GEÇSE DEMİNCEK
Aşk özetlenir mi?
Herkes yüreğinin büyüklüğüne yaraşır şekilde yola koyulur…. yolun kendisidir aslolan, yolda yürürken kana kana içtiğin suyu, döke saça içme şeklindir, özendiren…
Yalnızlığını emanet etmeye korkmadığın insanla yola çıkmaya karar verdiğinde, müzik ve şarap eşlik edebilir artık…
Ellerine batan dikenleri temizlemek için bütün dünyaya sessiz olmasını söyler, bütün dikkatini ömür boyu bırakmayacağını söylediği ellere verir, “söz” der ve aşkın şiirini yazmaya niyetlenir: “kirpiğindeki toza kadar benim olan sen”
Ayağına basarak yediğiniz yemekte de bütün dünyaya susmasını söyler, çaktırmamasını, rahatsız etmemesini sonuna kadar… ayağını çekme diye kıpırdamadığını gördüğün zaman karar verirsin… çünkü özetidir bu aşk’ın…
En güzel mevkiye iki bilet kesilir, yüreğine iki kişiyi sığdırır ve taht’a seni çıkarır… bütün iklimlerde güneş açtıran bir aşk sunulur sana… tepeden tırnağa yıkanırsın o güneşle, için parlar, dışına vurur…
Kişiler kalkar ortadan, aşk çıkar sahneye… mavi ve siyah, toz duman, film gibi, serseri bir aşk…
Bazı aşkların frekansı yüksek olur. Nabız atışları yüksek bu aşktan naif, sessiz, soylu bir kelime yükselir ve aşkı özetler; “sevdiğim”
Sonra bir şair gelir; “ayrılık sevdaya dahil” der… kanarsın…
Açtığın bütün kapıları kapatmaya çalışırsın, yıldız söndürür gibi bir bir… oysa gökyüzüne açılmış tek kapı aşkmış, kapanmamış, herkese meydan okumuş, göğe kanat açmışsın…
Bir şarkı mırıldanır içinde aşk; “seninle doluyken baktığım dünler, yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık”
Şarkının buğusu vurur yüzüne, alev olup gökyüzüne çıkarken, gece gündüz dünya bu şarkıyı söyler, dağlar, taşlar, bütün yollar… sular seller gibi ezberlersin;
Yoksun
Umurumda bile değil
Başucumda resmin hâlâ duruyor
Yoksun
Defterimdeki yazın hiç silinmedi
Eşiğimdeki ayak izin
Her gün gelişin
Gözlerimce gidişin hiç bilinmedi
Varsın böyle geçsin yabancı günler
Varsın canımı yaksın yine yalnızlık
Seninle doluyken baktığım dünler
Yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılır
Yoksun
Umurumda bile değil
Dudağımda adın şiir oluyor
Yoksun
Ezberimdeki sevdan hiç okunmadı
Eşiğimdeki ayak izin
Her gün gelişin
Yüreğime gidişin hiç dokunmadı
Varsın böyle geçsin yalancı günler
Varsın canımı alsın yine yalnızlık
Kokunu verirken vazomda güller
Yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık
Şarkının melodisini kezzap diye damarlarına döker gezersin,
Unuttu galiba dersin, o sırada yağmurlar yağar, şimşekler çakar, “unutmadım” der… ve bir tek sen anlarsın… aşk gökyüzünde özetlenir…
Büyülü sözlerin mevsimi aşk, kaza kazıya… düşe kalka… bütün emeklerin yorumudur aşk, bütün emeklerin yorulmasıdır. Yar diye diye çıktığın yollarda kalakalmandır…
Acılanmadır…
Ne zaman durulur yüreğin
Ne zaman kaçıp gidersin buralardan…
Durulsun ister mi acaba iflah olmaz yüreğin, kaçıp gitmek ister mi acaba?
Kaçarsın yine de arka kapısından bu aşk’ın…
Ardına bakakalan beyaz bir suret… mıh gibi aklında durur ve bu hâl aşkı özetler…
Bir anlamı kalmaz dünyanın, dört bucağını da dolaşsan, onun bir tek sözü lazım; bütün yollara geçit veren bir sözü…
Sözler susar, acıtır, kanatır, geçit vermez olur…
Beş koca çağ geçer, eli eline, sözü sözüne değmeden… yürekte kalanı aşk özetler…
Yürekte kalanından bir kıvılcım çakar, orman yanar sonra, kuşlar yanar, çiçekler yanar, için paramparça yanar…
Bir koşu su getirir dağların doruklarından, her zaman sana vardır; bilirsin, kana kana içersin, döke saça… nolur der, döküldüğün yerde duruyorum, çağlayan olup akalım, denize karışalım der… ve bu dökülme aşkı özetler…
Kanarsın suya,
Yola çıkarsın, el ele, parmağından yıldızlar çıkar, parıl parıl…. aşk’a bakarsın perdeyi kaldırıp, sonra kör olursun… gökyüzünün altında… Maviden kör olursun…
Tüm çiçekler tek bir kokuya durur… başka bir şey yoktur artık… tek ses, tek koku, tek nefes, tek ten, tek can…
beğendiği şarkıya, yemeğe, kıyafete bile ihanet etmeyen adam…
korkma der…. bırakmam…
bir şarkı söyler, ben sende tutuklu kaldım… dansa kaldırır hayat seni yeniden… başın döner,
döner,
döner…. dünya dursa sen durmazsın…
Tam da nasıl anlatılır ki böyle şeyler, aşk özetlenir mi…
Yani açan çiçeklerin hepsini sana yazar aşk, şımartmak için… Aşk ne güzel şımartır insanı…
Aşk’ın hatırı ömür boyu sürer, kızsan da küssen de mekandan gitmene izin vermez, bitirmeye mani olur… aşk’ın devam ettiği sürece, garanti kapsamındadır ilişkin, çünkü tek aşk bile yeter iki kişiyi kurtarmaya bazen…
Birlikte yol almanın, birlikte gülmenin, birlikte ağlamanın, birlikte yaşlanmanın tadı vardır…
Kafanı çevirip bakarsın geriye…
Aşkı özetlersin: YILLAR DA GEÇSE DEMİNCEK!

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…


