ZAMANIN AYAK TOPU
Herşeyin ama herşeyin rövanşı var bana göre.
Bazen avantaja bıraktığına bakma hayatın…
Yaptığımız hataları VAR’a giderek düzeltebilseydik keşke,
izleseydik;
olmamış ya da olmuş deseydik,
iptal ya da devam etseydik.
ve totem yaparak değiştirseydik tüm sonuçları…
Maç 90 dakika umuduyla pürdikkat yaşasaydık kalan kısmını ömrümüzün…
Hayat boyu türlü türlü sahaya çıkmışızdır.
Güneşli havada da oynamışızdır, yağmurlu, karlı havada da…
Tribünlere de oynamışızdır, kendimize de…
Kimi zaman sakatlanmış, oyundan uzaklaşmışızdır da…
kabiliyetimize göre pahalıya da gitmişizdir, ucuza da…
Bu sahada; adaletli hakemler de olmuştur, satılmış hakemler de…
Hayatın futbol maçından hiçbir farkı yok…
Hayatımız “şut mu çeksek, gol mü atsak” sorunsalı ile geçer.
Ofsayta düşeriz,
Oyun arkadaşımızı yere düşürüp faul yapabiliriz,
sarı kart görebiliriz.
Hatta kırmızı kart görüp oyundan atılabiliriz.
Gençken oynarız, yaşlıyken oyuncu yetiştiririz
(var mı farkı yaşamdan)
Gençken oyuncu olanların çoğu yaşlanınca oyuncu koçu olurlar.
Oynarken de oynatırken de zirveye taşımak mümkündür takımı.
Hayat bireysel bir oyun değil bir takım oyunudur tıpkı futbol gibi…
Jübilesini zirvedeyken yapabilenin arkasından binlerce seyirci el sallar,
biraz geciktiyse üç beş kişiyle uğurlanır.
Hatırda kalmak biraz da elimizde…
Arkamızdan konuşulanlar, bizim onlara verdiklerimiz…
Hatırda ya da satırda kalabilmek mucizesiyle…
Gerisi artık maç sonrası yapılacak kritiklerde…
Olmadı mı?
On sekiz bin alemde, önümüzdeki maçlara bakacağız artık…






