Kasım da geldi sonunda…
Kışa adım attık alışık olduğumuz yazı yaşayamadan. Bu haftaki Pazar yazısı için, depremi, bir hafta boyunca yaşanan hızlı gelişmeleri, doları, Amerika seçimlerini, corona’yı, gelen ve gelebilecek olan kısıtlamaları konu alan yazıyı yazmak için oturmuşum.
Keyifsiz, muhtemelen dozun kaçacağı bir yazı olacaktı ve editöre takılacaktı.
Açtım Spotify’ı, oturdum Pc’nin karşısına.
İlk satırları yazarken çalan ilk parça Queen’den, We Will Rock You. Bir anda o kafamdaki karmaşık düşünceler kayboldu, çok eskilere, bu parçayı konser havasında, Malt and Hopes adlı Pub’da avazımız çıktığı kadar bağıra bağıra söylediğimiz geceye gittim.
Buddy, you’re a boy, make a big noise
Playing in the street, gonna be a big man someday
You got mud on your face, you big disgrace
Kicking your can all over the place, singin’
We will, we will rock you
We will, we will rock you
Meali “Koçum, sen daha bebesin, gürültü yapacaksan hakkını ver, bugün sokakta oynuyorsun ama yarın koca bir adam olacaksın, yüzün çamurlu, büyük hayal kırıklığısın, teneke kutusunu sağa sola tekmeleyip, seni sallayacağız, seni sallayacağız diye şarkı söylüyorsun…”
Çeviri işi zordur, dinlemeye, konuşmaya benzemez. Önce ne demek istediğini çok iyi anlayacaksın sonra aynı duygularla çeviri yapacaksın.
Şarkı sözlerini çevirmek daha da zordur mesela. Güfte ve müziğin coşkusuyla fark etmeyiz ama olmaz, olamaz, bu yüzden yeni söz yazarlar yabancı parçalara.
Queen We will Rock You diye bağırmaya başlayınca ilk aklıma gelen Corona oldu. Rock’ı çıkart o meşhur “F” li kelimeyi ekle al sana bomba gibi slogan.
Sonra konu dağıldı kafamda, bizim muhteşem şarkılar aklıma geldi, sesli güldüm.
Hemen google amcaya danıştım, “amca be” dedim “hadi bana o muhteşemleri bul“. Sağolsun kırmadı hemen sıraladı peş peşe “al yeğenim” dedi. Hepsini alsam yazı bitmez seçtim aralarından.
Sanat dünyamızın bizlere miras bıraktığı beyin yakan şarkı sözlerimiz…
Mesela Banu Alkan
Karşıdan çapkın bakma öyle
Hadi beni dansa kaldır
Kaldıramazsan kaldırırlar güzelim
Benim yarim mis gibi kokuyor
Anneni bizim eve gönder
Beni sizin evinize aldır
Aldıramazsan aldırırlar canım
Kaldıramazsan kaldırırlar gülüm
Ya da Atilla Taş;
Nerden aldın kız sen kokumu
Güzel olurmuş türkün lokumu
Bizim kızlar da çok güzel amma
Bir Japon’a aşık oldum
Vakarimasu takarimasu
O gözler içimi yakarimasu
Beşi bi yerde takarimasu
Bir Japon’a aşık oldum
Yonca Evcimik’in Abone şarkısı vardı,
Aboneyim abone
Biletleri cebimde
Ballı lokma tatlısı
Aman haydi hayırlısı
Daha bir güzelleştim
Bu aşk yaradı bana
Herkes dalga geçse de
Darısı başınıza
Hakan Peker‘i unutmak ayıp olur,
Hey zil çaldı mı
Kızlar çıktı mı
Bizim öğretmen
Dalgayı çaktı mı
Seninki Hülya
Benimki Rüya
Ders çıkışında
Okulun kapısında dikil ha
Hey Corç versene borç
Olmaz Maykıl bende de yok
Barbaros Hayrettin diye bir şarkıcı vardı hatırlar mısınız?
Sevgilim sevgilim nasılsın?
Burnun kapıya kısılsın
Çok güzel araban var ama
Yolda tekeri patlasın.
Oooh ohh olsun!
Sevgilim sevgilim nasılsın?
Soguk iç sesin kısılsın
Köpüklü banyo yaparken
Birden sular kesilsin
Samra Sökmen’ varmış bir de,
90- 60- 90 her gören hayran
Of aman of aman Of aman aman
Ne bir diyet ne masaj
Döndün kuru eriğe
Helal olsun Hayriye
Karnım tok diye diye.
Son onbir ayın özetidir yukarıdaki parçalar. Satır satır okursan boş, saçma ve anlamsız işte bu yüzden allayıp pullayıp süsler önüne koyarlar.
İşte bu yüzden A Haber var, endorfin kaynağıdır, fakirin hayal dünyasıdır, coşkuyu vermeye başladığı zaman en saçma şarkılar gibi kulağa hoş gelmeye başlar acı gerçekler, çünkü kendini güfteye, müziğe kaptırmışsındır, söz önemli değildir, aklında kalan tek şey “Hey Corç verese borç, Olmaz Maykıl bende de yok” dur.
Kasım da geldi sonunda. 54 gün daha dayanın, sonra yılı devirmiş olacağız, 2020 tarihe yüzyılın karabasanı olarak geçecek.
Sonra ne mi olacak?
Sonrası Allah kerim…

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


