The Social Dilemma – Sosyal İkilem
21. yy. bilgi ve teknoloji çağı… İnsanlığın emrine sunulmuş inanılmaz teknolojik imkanlar, bir tıkla sınırsız bilgiye anında erişim hakkı ve kolaylığı, kötüye kullanılan beğenilme dürtüsü, sanal ortamda dilediğin kadar özgür olmanın dayanılmaz cazibesi.
Ve daha fazlası…
Pandemiyle beraber kısıtlamalar, sokağa çıkma yasakları başladığında uzun zamandır yapmak isteyip de yapmadığım (yapamadığım demiyorum, fırsat bulamadığım da demiyorum, kısaca bahane üretmiyorum) şeyleri sırayla yapmaya karar verdim. Karar vermek işin %50’si derler ya külliyen yalan, yok öyle bir şey. Azim, istek, inanmak ve vazgeçmemek lazım yoksa hepsi kendi kendinizi kandırdığınız, anlık kararlar olarak kalır.
Mesela, aldığım kararlardan biri ve en önemlisi uzun zamandır, hatta okul yıllarından beri yapmak istediğim, ölmeden önce mutlaka yapılması gerekenler listesinde yer alan bilgisayar programcılığı. Geçerli bir programlama dilini öğrenip en az bir adet program geliştirmek.
Genç beyinler için kolay, belli bir yaşın üstündekiler için zorlayıcı ama imkânsız değil. Yapman gereken tek şey bunu gerçekleştirmek için zaman ve ortam yaratmak ve tabi ki uğraşmak, çalışmak hatta çok çalışmak.
Olmadı, bu isteğimi yerine getirmek için gerekli olan en önemli unsuru ZAMAN’ı yaratmadım, sürekli erteledim. Efektif bir şekilde kullanmam gereken zaman sistematik bir şekilde elimden çalınıyordu ve işin kötü tarafı ben buna izin veriyordum.
Akıllı dediğimiz telefonumu elime aldım ve son 7 günlük kullanımlarıma bir göz attım. İnanılır gibi değil, sosyal medya hesapları üzerinde harcadığım o saatler benim hayatımdan giden çok değerli zamanlar. Bu arada benim telefonunda sosyal medya uygulaması olarak instagram ve profesyonel hayatın parçası Linkedin yüklü.
Günlük hatırı sayılır bir zamanı sosyal medyada harcamışım.
Yapılması gereken, okunması gereken, gerçekleşmesi gereken bir sürü hayal, plan var ama sanal dünyanın büyüsünden midir nedir bilemiyorum ama beyni uyuşturan o özelliği varya işte o farkına varmadan beni de ele geçirmiş.
Günde sadece 1 saatimi ayırarak 6 ay içerisinde tek başıma bilgisayar programı yazabilecek duruma gelebilirim, 12 ay sonra adım gibi eminim basit mobil uygulama yazabilirim, 2 sene içerisinde Machine Learnin dedikleri makine öğrenimi ve AI denen yapay zeka programcılığı konusunda ciddi mesafeler kat etmiş olabilirim.
Ama bütün bunların yerine sosyal medyada zaman öldürmek akla mantığa sığacak şey değil.
Bu bağımlılığın sebebi nedir?
İşte bu sorunun cevabı yazının da başlığı olan “The Social Dilemma – Sosyal İkilem” adlı belgeselde yatıyor.
Yapay zeka ve makine öğrenimi ve özenle hazırlanmış algoritmalar sayesinde, sosyal medya platformları, Youtube, Dailymotion, Vimeo gibi video içerik oynatıcıları, Google, Yandex, Yahoo gibi arama motorları, Gmail, Hotmail, Yandex Mail, Yahoo Mail gibi bedava email hizmetleri, Firefox, Microsoft Edge, Opera, Yandex gibi arama motorları, say say bitmiyor, aklınıza artık ne geliyorsa kullanımı bedava olan her şey, istisnasız herkesin alışkanlıkları, merakları, takip ettikleri, etmedikleri, hangi fotoğrafa baktıkları ve ne kadar süre ile baktıkları gibi ve daha fazla bilgiyi topluyor değerlendiriyor ve onlar tarafından her birimizin ayrı ayrı kişisel profilleri çıkartılıyor.
İsmen seni veya beni bilmiyor ama bizi kendi dilinde sayısal olarak tanıyor.
Adımız 12546582221554 veya 08756489245125 yada 01010001110101000 olabilir, bize bir anlam ifade etmeye bilir ama online olduğumuz anda müzik hol’ün müdavimlerinden Ahmet beyin salona girmesiyle beraber yüksek oktavdan karşılama yapan piyanist şantör edasıyla “ooooooo hoş gelmişsiniz Ahmet beeeey, buyrun efendim sizi şöyle alalım” diyerek karşılıyor ve saniyesinde hoşlandığımız, sürekli kontrol ettiğimiz türden görselleri, bilgileri, videoları aralarına ilgi alanlarımıza göre reklamları serpiştirerek önümüze sunuyor. Amaç sanal ortamda mümkün olduğu kadar fazla zaman harcamanı sağlamak. Bu sayede reklam gelirleri artıyor, reklam verenler ürünlerini daha geniş kitlelere pazarlıyor.
İşte bu şekilde adım adım beynimizi uyuşturmaya başlıyorlar.
Kitap okumayı seven ben, kitap okuyamaz oldum, kendimi veremedim, farkına varmadan kitabı bırakıp elime telefonu alıp sosyal medyayı, sürekli mailleri kontrol ediyorum. Boş ekrana dalgın dalgın bakana bile rastladım.
Her şeyin farkındasın ama engel olmak için bir şey yapmıyorsun.
Ne zaman ki whatsapp yeni kullanıcı sözleşmesini kabul etmemiz için dayatmaya başladı benim ilk gerçek anlamda uyanışım o zaman başladı.
- Neden whatsapp’ın sahibi olan facebook bize böyle bir şey dayatıyordu?
- Son kullanıcı sözleşmeleri söyledikleri kadar masum muydu?
- Ve en önemlisi neden Avrupa Birliği sınırları içerisinde kalan ülkeler için aynı sözleşmeyi dayatmazken dünyanın geri kalan bütün ülkelerine böyle bir sözleşmeyi zorunlu olarak kabul ettiriyorlar?
Kişisel veriler altın değerinde… Bitcoin’le yarışır, hatta dünyada geçerli bütün para birimlerini alın bir tarafa koyun, kişisel verileri diğer tarafa, gene de değeri denk gelmez.
Mümkün değil.
The Social Dilemma (Sosyal İkilem) mutlaka seyredin.
Facebook’un ilk zamanlarından beri çalışan, Google’ı Google yapan ekipte yer alan, önde gelen diğer sosyal platform, yapay zeka ve kendi kendine öğrenen makineleri geliştiren beyinlerin endişelerini, neden görevlerinden istifa ettiklerini öğrenin. Silikon Vadisi’nde çalışanların neden çocuklarına sosyal medyaları yasakladıklarını, akıllı telefon kullanımlarına kısıtlama getirdiklerini, korkularını öğrenin.
Beynimizi, hareketlerimizi, aldığımız kararları, herhangi bir şeye ihtiyacımızın olup olmadığına asıl karar verenlerin aslında onlar olduğunu şaşırarak öğreneceksiniz.
Whatsapp’ın, yeni kullanıcı sözleşmesini dayattığı ilk günlerde whatsapp hesabımı sildim hemen peşinden facebook ve twiter hesaplarımı kalıcı olarak sildim ve uygulamaları kaldırdım. Geriye bir tek instagram kalmıştı ondan da kurtuldum.
Einstein’ın dediği gibi “Hayal gücünüzden vazgeçmeyin! Hayal gücü her şeydir. Sizi bekleyen güzelliklerin önizlemesi gibidir. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Hayal gücünüz geleceğinizi belirler. Zekanın gerçek göstergesi hayal gücüdür, bilgi değil. Bu yüzden hayal gücünüzün hantallaşmasına izin vermeyin.“
Hayal gücünü güçlendirmenin en güzel yolu bol bol kitap okumak, köreltmenin en etkili yolu da sosyal medyalardır.
YAŞASIN ÖZGÜRLÜK…

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı.
Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı.
2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz
Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.


