Annem Ankara’da
Ben buradayım, uzaklarında bir yerlerde
Annemle artık konuşmuyorum telefonla,
Kelimeleri ağzında dolaştıktan ve
Anlaşılmaz hale geldikten sonra konuşmuş sayılmayız.
Belki de gitmem gerekir,
Telefonla olmuyorsa, ayağına gitmem gerekir.
Ellerinin melteminde saçlarımı karıştırmak gerekir.
Gözlerinin merhametinde yıkanmak,
Dizlerinin bağında uyuyup uyanmak…
onlar
çok eskidendi, eskiden de uzak….
Hasret yurdunda savruldum
kolsuz kanatsız.
Şımarmak istiyor insan bazen yerli yersiz,
kınamasız,
Avuçlarından öpülmek
ve sevilmek karşılıksız….
Anne!
al kollarında uyut beni, çocukluğumun kıyısında,
Yalnızlıktan ve özleminden nefret ediyorum.
Biliyorum özlem değil artık onun adı
Yoksunluk
Sığınamamak
Sanki küsmüşsün gibi…
İçimin sokaklarında bir çocuk koşturuyor yalınayak
sesinle dönüyor eve…
Artık dönülecek ev olmaması gibi bir şey
yokluğun…
Sanki küsmüşsün gibi…
Oysa anneler küsmez bilirim
Mezartaşları küsmez…
Orada bekler sürekli…. çiçekli sinesiyle…
Bir ağaç gölgesinde…






