ANKARA

hikayesi çoktur şehrinden uzağa düşmüş yüreklerin

o şehir ki ana baba demek olan

anasız babasız kalmak demek olan…

gittiği yere dair… üşür sadece insan

yaşanılanlar hep bir yanından su alır

en senin bildiğin anılar bile el kalır…

yeniye dair ne varsa parlak bir ışık gibi göz kamaştırır

oysa sen anılarımda sönük  bir gece gibi

                                   sadece ay ışığıyla aydınlanıyorsun

uzak bir başkentin özlem duyulan

            hiçbir gizemi olmayan sessizliği…

seni anmak…

bu yüzden mecburi uğrak istasyonlar gibi

bildik ezberlenmiş

kiri pasıyla güzel olan ıssız şehir

sokaklarında gömülü çocukluğumuz

bize yürümeyi sevdiren okul yolumuz

peşinden koşturulan otostop arabalarının bile gülmek için bahane olduğu

o masum o dünya güzeli gençliğimiz

Nâzım üzerine kurduğumuz özenti yorumlar

Mevlana-Şems’in bize el verdiği o bilge yıllar

o gün bugündür iflah olmaz bir unutuşla bağlılığım

Ankara

anavatan

seni böylesi vazgeçilmez dönemeçlerle dönüyorum

                                                           sema eder gibi

bitmiyorsun

çoğalıyor ve kayalarıma çarpıyorsun

ben bir dalgakıran gibiyim,

yine de kırmıyorum, yol veriyorum, gelmiyorsun

ben de gelmiyorum,

                        küs değiliz ama,

                                   ben küsmemeyi senden öğrendim

içimi yıkayan, aydınlatan, yolumu açan,

en derin labirentlerinde bile hiç kaybolmadığım,

bütün sokaklarına bölünmüş bir umutla beni bekleyen,

hep orda bulduğum, orda durduğundan adım gibi emin olduğum,

bekle beni demeye gerek duymadan…

araya giren tüm yıllara rağmen özüyle sözüyle yalnız bana dair,

kimselerin anlayamadığı bir iklimde buluştuğum can dostum!

Ankara

sen orda her zaman sanki yanıbaşımdan ses verir gibi ömrümü nurlandıran,

belki buluşmak yok bize…. saf çocukluğumdaki gibi…

teşekkür ederim beni bağrında büyüttüğün her gün için,

teşekkür ederim, annemi babamı sinende uyuttuğun için,

teşekkür ederim çocukluğum,

teşekkür ederim…

Mevsimlerin kızı Eylül... Eylül'ün ise en bebek saati... Ankara'da... Bir Seher Vakti doğmuşum... Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim, Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım, Hayatı sevmişim herşeye rağmen, Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm... Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim.. Ne yaparsam yapayım aşk'la yapmayı seçmişim... dil'den değil kalp'ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim. Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk'ta takılıp kalmışım... evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim... İstanbul'a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim... Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım...

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.