ZAMANDA YOLCULUK – 3
![]()
ZAMANIN AYAK TOPU
Herşeyin ama herşeyin rövanşı var bana göre.
Bazen avantaja bıraktığına bakma hayatın…
Yaptığımız hataları VAR’a giderek düzeltebilseydik keşke,
izleseydik;
olmamış ya da olmuş deseydik,
iptal ya da devam etseydik.
ve totem yaparak değiştirseydik tüm sonuçları…
Maç 90 dakika umuduyla pürdikkat yaşasaydık kalan kısmını ömrümüzün…
Hayat boyu türlü türlü sahaya çıkmışızdır.
Güneşli havada da oynamışızdır, yağmurlu, karlı havada da…
Tribünlere de oynamışızdır, kendimize de…
Kimi zaman sakatlanmış, oyundan uzaklaşmışızdır da…
kabiliyetimize göre pahalıya da gitmişizdir, ucuza da…
Bu sahada; adaletli hakemler de olmuştur, satılmış hakemler de…
Hayatın futbol maçından hiçbir farkı yok…
Hayatımız “şut mu çeksek, gol mü atsak” sorunsalı ile geçer.
Ofsayta düşeriz,
Oyun arkadaşımızı yere düşürüp faul yapabiliriz,
sarı kart görebiliriz.
Hatta kırmızı kart görüp oyundan atılabiliriz.
Gençken oynarız, yaşlıyken oyuncu yetiştiririz
(var mı farkı yaşamdan)
Gençken oyuncu olanların çoğu yaşlanınca oyuncu koçu olurlar.
Oynarken de oynatırken de zirveye taşımak mümkündür takımı.
Hayat bireysel bir oyun değil bir takım oyunudur tıpkı futbol gibi…
Jübilesini zirvedeyken yapabilenin arkasından binlerce seyirci el sallar,
biraz geciktiyse üç beş kişiyle uğurlanır.
Hatırda kalmak biraz da elimizde…
Arkamızdan konuşulanlar, bizim onlara verdiklerimiz…
Hatırda ya da satırda kalabilmek mucizesiyle…
Gerisi artık maç sonrası yapılacak kritiklerde…
Olmadı mı?
On sekiz bin alemde, önümüzdeki maçlara bakacağız artık…

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…





