Eylül geldi. Güvercinlik’te deniz hâlâ güzel, bahçemde çiçekler hâlâ açmaya devam ediyor ama sabahları havadaki değişikliği artık hissediyorum. Yazın o uzun, telaşsız günleri yavaş yavaş geride kalırken benim mutfakta Ağustos’un ilk haftasında başlayan kış hazırlıkları da devam ediyor.

Bizim evde kış hazırlığı öyle bir günde başlayıp bitmiyor. Ağustos’un ilk haftasında tarhanayla başladım. Ardından domates sosları, menemenlikler derken mutfak bir anda hareketlendi. Şimdi Eylül’de geriye kalanları tamamlamaya çalışıyorum. Bir de bu yıl ilk kez konserve denemeye karar verdim. Onu da biraz daha dikkatli ve acele etmeden yapacağım.

Önce tarhanadan bahsedeyim. Tarhana benim için yalnızca kışın içilecek bir çorba değil. Çocukluğumdan kalan bir alışkanlık, annemin mutfağından bugüne taşıdığım güzel bir hatıra. Fakat tarhana yapmak gerçekten emek istiyor. İnsan marketten bir paket alıp eve gelince bunun neden bu kadar zahmetli olduğunu anlamıyor. Yapmaya başlayınca işin aslı ortaya çıkıyor.

Ben tarhanayı domates, kırmızı biber, soğan, yoğurt ve unla hazırlıyorum. Sebzeleri güzelce pişirip yoğurtla karıştırıyor, unu azar azar ekleyerek hamurunu yoğuruyorum. Sonra birkaç gün dinlenmeye bırakıyorum. Bu süre içinde her gün yeniden yoğurup kıvamını ve ekşiliğini kontrol ediyorum. Ardından küçük parçalar halinde bezlerin üzerine serip güneşte kurutuyorum. İyice kuruduktan sonra elimle ufalayıp elekten geçiriyorum.

En çok da bu kısmı seviyorum galiba. Yorucu ama insanın yaptığı işe baktığında içi rahatlıyor. Elleriniz un içinde kalıyor, mutfak tarhana kokuyor, bazen beliniz ağrıyor ama sonunda kavanozlara doldurduğunuz tarhanaya bakıp “Bunu ben yaptım” diyorsunuz. Sanırım emeğin en güzel tarafı da bu.

Tarhana işi bitince sıra domateslere geldi. Ağustos domateslerinin kokusu gerçekten başka. Güzel, olgun domatesleri alıp doğradım, pişirdim ve sos haline getirip kavanozlara doldurdum. Şimdi raflarda yan yana duran kavanozlara baktıkça kışın yemek yaparken işimin ne kadar kolaylaşacağını düşünüyorum.

Menemenlik sosları da hazırladım. Domatesle biberi birlikte pişirip kavanozlara doldurdum. Kışın sabah kahvaltısında bir kavanoz açıp tavaya koymak, üzerine birkaç yumurta kırmak yeterli olacak. Yanına da sıcak ekmek… Daha şimdiden kış sabahlarını gözümde canlandırabiliyorum.

Konserve işini ise Ağustos’ta yapmadım. Açıkçası ilk kez deneyeceğim için biraz çekindim. Eylül bana daha uygun geldi. Önce biraz araştırıp, bilenlerden birkaç tavsiye alıp sonra küçük bir miktarla denemeye karar verdim. Yıllarca öğrencilerime “Bilmediğiniz bir şeyi önce öğrenin, sonra deneyin” dedim. Şimdi aynı öğüdü kendime uyguluyorum.

Emekli olunca insanın zamanı çok sanılıyor ama kış hazırlıkları başlayınca günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Üstelik insan sadece yiyecek hazırlamıyor. Yazın bolluğunu, emeğini ve güzel günlerini biraz da kışa saklıyor.

Ağustos’ta başlayan hazırlıklar Eylül’de hâlâ devam ediyor. Mutfakta yapılacak birkaç iş daha var. Sonra havalar iyice soğuduğunda raflara bakıp bütün bu telaşı hatırlayacağım. Belki bir kavanoz domates sosu açarken, belki de ilk yaptığım konserveden yemek yerken…

Ve yine aynı şeyi düşüneceğim:

Emek verdiğiniz bir şeyin sofranıza gelmesinin tadı gerçekten başka oluyor.

Abone Olun
Bildir
guest
2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
seher vakti
10 Eylül 2026 12:24

Emeğinize sağlık. Sağlıkla huzurla yemek nasip olsun.

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.