Babam çelik gibi sert adamdı.
Ama ağlatırdı bir çocuk bile onu yetimse….
Demiri döven elleri sanatçıydı da aynı zamanda
Bir boğayı deviren elleri yumuşayıverirdi
ağacın çiçeğine merhametle dokunurken.
Haksızlığa susmayan dili, ağır sözleri,
ballı muhabbete dönüşürdü komşusu misafirliğe geldiğinde.
Herşeye sinirlenirdi, öfkeliydi, emirler yağdırırdı bir iş yaparken,
Ama saygıyla eğilirdi hak edenin önünde.
Malı çok kıymetliydi, özenle saklardı her eşyasını,
ama tek battaniyesini verirdi ihtiyacı olana.
Yoldan geçene bile hesap sorardı ama
mahallemizi asfaltlayan işçilere mükellef sofralar kurardı…
Cömertti benim babam.
Hem sertti hem sulugözlü ayrıca.
Annemi hem kırardı, hem başında taşırdı.
Herkese akıl verir ama çocuk gibi dinlerdi önem verdiği kişileri.
Gezmeye öğrenmeye meraklı,
şehir şehir koşardı çocuklarının ve torunlarının
ve hatta komşu çocuklarının peşinde önemli günlerinde.
Çelik gibi sert adamdı ama
yaralı ceylana dönüşürdü çocukları yuvadan uçarken.
Başrol oyuncusuydu benim babam,
birtek Allah’a karşı figürandı.
Bitmeyen enerjisini bir trafik kazasında bıraktı yol kıyısına…
Tarih 3 Mayıs 2003…
Alelacele gitti o gün…
Çünkü işini yarım bırakmayı hiç sevmezdi…
bekletmeyi ise hiç….
16 yıl oldu demek; basit bir sayıdan ibaret olur yokluğunu anlatırken.






