BEN SÖYLEMEM, SEN DÜŞÜN!


Kalem ya bir bıçak gibi tutulur, ya da bir çiçek demeti gibi… Nasıl tutulduğunun, tutana bağlı olduğu düşünülse bile, aslı; o kalemi, o ele tutuşturana bağlıdır. Çiçek demetini düşününce burnuma nergis kokusu geldi, gülümsedim; bıçağı düşününce de kan… Kaşlarımı çattım.

İsimsiz bir dostum şöyle demişti bir keresinde; “Babamı öldürmeyi çok isterdim annemi her dövdüğünde. Katil olamadım, ben de yazar oldum. Ve yazdığım her kitapta, farklı şekillerde öldürdüm onu!”

İnsanın içinde var olan iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış çeşitli duygularını, kimseye zarar vermeden dışarıya aktarabildiği en masum insani haline ‘sanat’ denilmesi, ruhumuzun zarafetinin hediyesidir bizlere. Buna, “yetenek” derler çoğunlukla. Ben ise yetenek değil, “vicdan” derim.

Kendimizden bile saklamaya çalıştığımız ilkelliğimiz, hayvani dürtülerimiz, hayatta kalabilmek uğruna verdiğimiz mücadelelerimiz bizleri hemen hemen aynı kılar. Birbirimizden ayırt edilmemizi sağlayansa vicdanımızdır.

Olaylara karşı gösterdiğimiz tepkilerimiz, kendimizi savunma şekillerimiz, diğer canlılara karşı sergilediğimiz tutumlarımız ve özellikle altını çizmek isterim ki ‘ÜSLUBLARIMIZ’ vicdanlarımızın dışarıya yansıyan gölgeleridir.

“Savaşta ve aşkta her şey mubahtır” safsatasını şiddetle reddediyorum. Bu iki güdü kardeştir birbirleriyle hiç geçinemeyen! Asla ve asla, her ne olursa olsun, hangi şartlar altında olursak olalım, yaptığımız yanlış şeyleri ‘mubah şemsiyesi’ altına saklayamayız.

İnsansak, insan olmaya çalışıyorsak, hatta en zalim eleştirmeniysek hala kendimizin, yolumuz doğru demektir. ‘Mükemmel olabilmek’ ne mümkün; ‘farkında olabilmek’ ise fazlasıyla mümkün!

‘İleri, marş!’ komutunu almadığı takdirde yerinde sayan askerler gibi, iç dünyamızda gelişme sağlayamadan yerimizde sayarsak eğer; zararın sadece kendimize değil, çevremize de sirayet etmemesi mümkün değildir.

Okumaktan, daha fazla okumaktan; öğrenmekten, daha fazla öğrenmekten; kendi dünyalarımızın dışında var olan diğer dünyaları tanımaktan başka şansımız yok.

Hepimiz tek bir taneyiz ama tek değiliz, birlikteyiz. Aynı dünyanın havasını, ayrı ayrı soluyoruz sadece. Bizi bizden ayıran yegane şey, ne kadar düşünebildiğimizdir.

Bunu bir DÜŞÜN! Lütfen…


				            					        

1973 Manisa doğumluyum. İşletme Fakültesi mezunuyum. Otuz seneye yakın özel sektörde görev aldım. Kariyerimin son 15 senesini yüksek öğrenim yurt müdüresi olarak tamamladım. Basılmış bir adet kitabım bulunuyor. Bazı dergi ve blogların yazarıyım. Bir defter ve bir kalemle hayatın anlamını buldum.

Abone Olun
Bildir
guest
9 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
Gülseher Türkdönmez
Yazar
19 Ocak 2024 21:30

Bayıldım! üsluplarımız vicdanlarımızın dışarıya yansımasıdır. Ne kadar hoş ne kadar doğru… elinize yüreğinize sağlık.

BEAD
BEAD
13 Ocak 2024 16:43

Ne güzel dile getirmişsiniz kaleminize sağlık. Özellikle

Babamıöldürmeyi çok istedim
Babamı öldürmeyi çok isterdim annemi her dövdüğünde. Katil olamadım, ben de yazar oldum. Ve yazdığım her kitapta, farklı şekillerde öldürdüm onu!
düşüncelerimizle kimleri öldürmedik ki, zihnimizde.

msgaye
msgaye
11 Ocak 2024 23:46

Yazılarınızı zevkle okuyorum, üslup, anlatım, imla kuralları her şey yerinde. Gerçi bu sitede yayınlanan bütün yazılar kelime hatalarından arındırılmış, imla kurallarına maksimum düzeyde uygun. Temiz ve doğru Türkçe özlediğimiz şey.

hakim
hakim
10 Ocak 2024 16:56

Harika bir yazı daha, kaleminize sağlık.

9
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.