BİR İKİ ÜÇ… SESİMİ DUYAN VAR MI?
Dekorumuz belli: Dünya. Senaryomuz da belli. Bu oyunun en yetenekli en masum en doğaçlama en tehlikeli rollerinin sahipleri de belli. Ey insanlar…
Son dakika hangi kabloyu kestiğin, kestikten sonra önem kazanır. Ya bomba patlar ölürsün ya da kahramanca bir oh çekersin. Film hep aynı Türk filmi tadında… biraz saçma biraz duygusal, biraz acemi… bizden…
Bir ordu gibi geliyor dünyanın ifrazatı üstümüze üstümüze. Mıh gibi duruyor sonra tam önünde insanlığın, mermi yağıyor sırayla… bir bizden, bir ondan…
dünya kaybediyor, insanlık kaybediyor… yine sırayla…
Zembereği boşalmış yıllar… önüne katıyor insanlığımın çocuklarını… etrafa saldırıyorum, çıldırmış bir volkan dağı gibi bağıra bağıra yanıyorum…
Kalbim yanıyor kırmızı ışıkta durur gibi duruyor
Göz-bebeğim ağlıyor
Söz yok, göz yok…
hem toz duman karanlık, hem ışıl ışıl…
hem alev alev… hem sırılsıklam…
eskinin de eskisi oluyor artık bildiğimiz tüm şarkılar…
evren bize bol keseden acı dağıtıyor
zamanı sarıyorum bir halı gibi eskiye doğru…
taaa çocukluğuma kadar…
hiçbir yer böyle değildi o zamanlar,
dağlar oynamıyordu yerinden,
ya kıyıya paralel ya da dik uzanıyordu…
sıra-dağlar vardı
şimdi sıra dağlara geldi, yürümek sırası üstümüze üstümüze
deniz orman ve gökyüzü kardeşti
hatta deniz orman gökyüzü ve çocuk…
Anahtar paspasın altında değil artık,
daha dipte… enkaz altında
bir küçücük karınca yuvası düşün
insan ayağı değmişçesine tarumar,
içler acısı,
geleceğe gidip eli boş da dönebilirsin
her ayna aynı göstermez
Dünya’dan uzak olan gözden de uzak olur
burayı dert etme artık,
burada sokaklar üşümekte geceleri bilhassa
İlerlemelisin, geri dönemezsin
gerilerin senin için anlamı bitti.
Gözler hep hatırlar birbirini
Bura saatiyle biraz erken gittin ama,
oradan ayna tut gözlerimize
farketmez zaten kör olduk,
lâl olduk… konuşamaz olduk…
Yıkıntılar arasından canlı kurtarılan satırların travması
bir ömür sürer…
Her sene ağaçlar erken çiçek açtığında şaşırıyoruz, oysa her sene ağaçlar erken çiçek açıyor
ağaçlar çiçeğe durdu ama
İçimde kırılan koskoca bir fay hattı
Sarsılıyorum
Yıkılıyorum
Taş taş üstünde kalmıyor
İçimde kurtarılmayı bekleyen çocuklar
ve onların yarınları
(İçimin ülkesi tarumar)
Ne yana baksam ağıt
Ne yana baksam çaresiz…
Koskoca bir ülke viran oluyor içimde
Çöküyorum kat kat
Yerin dibine giriyorum
Sıcak evimde utançtan…
Yatağım batıyor
gece beton bir blok gibi üstüme devriliyor
Bekliyorum
kimse gelmiyor
Ben uzanmış bakıyorum
Ayak seslerini dinliyorum
Sessiz çığlıklarımı kimse duymuyor
Ve ben ölüyorum
Herkesten habersiz
Gözüm açık ölüyorum
Gidenler toz toprak içinde, utanıyor evladını bırakan anne ölmekten…
Gidenlerin payına soğuk molozlar, kalanlarına ateş düşüyor,
ateşe rağmen hasret üşüyor, gözyaşı üşüyor…
anneler yorganlarını örtemiyor bebeklerinin, bebekler annelerinin memesini ememiyor…
Kurtlar iniyor kalp şehrime dağlardan
Dağlar yürüyüp önüme düşüyor…
Kış görevini yapmaktan utanıyor
Neler oldu böyle…
Bazı sokaklar bir anda yaşlandı,
Zaman saçaklı bir ur gibi dağılıyor etrafa, toparlayamıyoruz zamanı artık, sözümüz de geçmiyor… zaman büyüdükçe, ergenliği bittikçe…
Bir çağ devirdik,
çam devirdik, dağ devirdik…
Nefes almanın özeti mi olur deme
özet çıkarırdık nefeslerimizi tutarak…
suyun altında sayardık…
biiir, ikiiii, üüüüç…
yine… üçe kadar sayıyorum, çık ey çocukluğum ortaya, hiçbir şey olmamış gibi… Büyümekten vazgeçtim, geri dönüyorum.

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…


