Sen, Denize çıkan sokağısın şehrin
Sen, bulunduğun her yerde
Ve hatta denizi olmasa bile
Gittiğin o şehrin
Denize çıkan sokağısın
Sen gördüğüm özlemeye en çok değen,
Hayatın aydınlık yüzü,
Ege’nin mavisi
Marmara’nın yunusu
Boğazın süzülen vapuru
Akdeniz’in güneşi
En puslu havalarında bile
Karadeniz’in
Bulutla, yeşille karıştırıp ruhunu
Denizinin mavisine serpiştirensin
Senin gökyüzünde martılar
Hep özgürlüğü konuşur
Ellerin ılıcık imbat
Gözlerin fırtınada sığınılacak liman
Sen
Denize çıkan sokağısın şehrin
Duyulur sokaklarından
Bir hırçın, bir durgun dalgaların
Ah o sokaklarda
Kokunu içime çekerek dolaşsam.. .
Denize koşsam,
Denize kavuşsam…

Hep yazdım, kendimce…
Bazen kısacık cümleler, bazen uzun sayfalar…
Küçük sözleri, duyguları, durumları bir cümleyle,
Ki benim için anlamları büyük diye…
Söz uçar da yazı kalır diye…
Sevdiklerime yazdım unutmasınlar diye,
Kendime not, geleceğe mesaj, hatırlatma, uyarı…
Hatırlayayım diye
Benden bir iki cümle kalsın diye.
Masal okul sırasında yazılıp silinen cümlelerle başlamış
Bilememişim…
“Sende bir sürü şiir vardır, göndersene…” cümlesiyle devam etmiş…
Ruhumun martıları o gün uçmuş işte mavilere…
Şimdi de bazen şiir, bazen yazıyla devam ediyor bu yolculuk,
Kendi halinde…
Açık, koyu, soluk, canlı…
Ama mavice…


