SEVGİLİ İNCİ TANELERİM
Bizleri oyalayacak, bambaşka dünyalara doğru hayallere daldıracak yepyeni, fırından taze çıkmış bir dizi filmimiz oldu kanalın birinde yeni başlayan. Aman da aman, ne kıyametler koptu. Yorumlar, eleştiriler, fikirler havalarda uçuştu. Ne kadın hakları kaldı, ne edebiyat öğretmenlerinin şiveleri, ne de aile birliğinin ve bütünlüğünün bozulması…
Daha da neler neler.
Herkes nasıl sinirlendi, nasıl köpürdü ahlâkımız bozuluyor diye. Sanırsınız hepimiz meleğiz, şeytan yanlışlıkla yeryüzüne inmiş. Dilber gibi bir hatun kıvırıyor kalçasını, gözlere şenlik. Ne kadar ayıp, nasıl da günah; hem de pavyonda!
Tabii ki ben de izledim. Hiç kaçırır mıyım? Terbiyesiz kadın salladı kalçasını, ben oğluma baktım. Savurdu saçlarını bir taraftan, öteki tarafa; kocama baktım. Mini boy, üzerine oturmuş bir elbise giymiş, bacaklar sütun; eğildim bacaklarıma baktım. Hepimizin yüzünde diğerimize çaktırmadan gizlice oturmuş tebessümler vardı. Ama çok ayıpladık dizi filmi. Aile yapımızı bozmuştu bi’ kere! Delikanlı oğlum, aslan gibi kocam baştan çıkmış olabilirdi. Hele ben! Beni küçük düşürmüştü ahlâksız film bir kadın olarak eşimin yanında. Ya içinden geçirdiyse kocam bu densiz dizi film yüzünden; “ahh bu kadın ben de olacaktı var yaa” diye… Hâlbuki izlenmemiş, hatta böyle bir film çekilmemiş olsa, asla kocam veya oğlum ya da ben böyle şeyler düşünmezdik.
Çok bozdu aile yapımızı çoook!
Ya kimi kandırıyoruz biz? Kendimizi bile kandıramıyoruz, hadi itiraf edelim. İnsanız, insan! Nefsimiz var, gözlerimiz de var çok şükür. O zaman ne duruyoruz, helva yapalım.
Saçma sapan yorumlarla, sanki kendisi hiç iç geçirmemiş gibi, namus abidesi kişilerin yazdıklarıyla kanadı gözlerim. Ya durup bir düşündüm acaba ben mi acayibim diye. Evet, acayip olduğum doğrudur. Doğrudur ama aklımı kullanmayı da iyi bilirim. Mevcuduma göre de fikir üretmeye çalışırım. Kapasitemin dışına çıkmam. Çıkmaya çalışana da en gıcık yüz ifademi takınır, Allah ne verdiyse söylerim. Ayarım yok, üzgünüm!
Bana da az ayar vermediler zamanında. Ne çok kızmıştım, gülüyorum şimdi. O kadar haklıydılar ki. Hadsiz, tecrübesiz, ukala, çokbilmiş ŞALE! Bir dur, bir sus da bari adam sansınlar değil mi ya? Ama yoook, susmazdım. Bir güzel bildirirlerdi haddimi, bir de kafamı tutar güzelce sürterlerdi burnumu yerlere… İşte böyle böyle insan oldum sayelerinde. ‘Daha da olmaya çalışıyorum ama bu aramızda kalsın olur mu?’
Benim tatlı inci tanelerim, insanlık öğreticilerim, ahlâklı, namuslu, terbiyeli canım dostlarım. Düzgün aile yapılarımız, güzelim inançlarımız, temiz ruhlarımız, şahane tavır ve davranışlarımız bozulmadan bu ve bunun gibi filmlere “Dur!” diyelim. Ayıptır, ayıp! Hem de günah! Pavyon nedir bilmeyen, önünden bile geçmemiş, güzel kadına yan gözle bile bakmamış halkımın düzenini bozan, bilmediğimiz, hiç haberimiz bile olmayan şeyleri zorla gözlerimize sokan, temiz yüreklerimizin kabullenemediği televizyon illetini lanetleyelim. Hatta kahrolsun sosyal medya!
Sevgilerimle canım insan…

1973 Manisa doğumluyum. İşletme Fakültesi mezunuyum. Otuz seneye yakın özel sektörde görev aldım. Kariyerimin son 15 senesini yüksek öğrenim yurt müdüresi olarak tamamladım. Basılmış bir adet kitabım bulunuyor. Bazı dergi ve blogların yazarıyım. Bir defter ve bir kalemle hayatın anlamını buldum.



Bu ülke ne diziler ne filmler gördü isyan edilmesi gereken. Şimdi ne oldu da birden herkes semin de dediğin gibi pirüpak oldu. Dur sinirlenmeyelim, izleyelim, dinleyelim güzel güzel inci gibi dökülen sözleri…