SİMAY
(29 Ekim 2007, Saat:19.05)
İkinci döngüsüne girersin hayatın… tattığın deneyimlerin, hiç tatmamışçasına yeniden çarkına kaptırırsın kendini. Yeni bir tat, yeni bir koku, yeni bir heyecan… Her defasında insan nasıl bu kadar başa dönebilir sevgiyle, bu kadar yenilenebilir, güzellenebilir.
Yanı başına sokulmaya çalışan mini mini bir kıpırtı… kalbin mutluluk çarpıntısı… ikili ritm… Mucizeye tanıklık etmek, iki kalp iç içe, senkronize olmuş… dünyaya meydan okuyor…
Artık zamanı gelmiştir yeni bir hâl’in…
Ve işte…
Bir şiir çıkar gelir akşamın en kutlamalı yerinden, havai fişeklere destan yazdırır gökyüzü… bağıran içimi susturur dünyanın en güzel gözleri… beni büyütmemeyi kafaya koyan şen şakrak gözleri… şiir yazar baktıkça… Çocukça… baktığım her yerden gümüş ay’lar doluşur koynuma…
Bulunduğun dünya söndüğü vakit
Gecende yani
Bütün ışıklarını ben yakarım
gözlerinin gülen kıvılcımlarıyla….
Bazen
Çocukça sevmenin büyüdüğünü görürsün, hücrelerinde bir çiçek tomurcuğu gibi patlar, patır patır bir ses gelir içerden… can nefes olur, arşın arşın dökülür içimin en aşk köşelerinde…
Bir sokuluş bu, hâlâ bitmeyen… İkimizi birbirine dünyanın göbeğinden bağlayan… Gözlerinden bir ışık aldım, dünyaya saldım, yoluma kılavuz ettim.
Katmerleyen…
Küçücüğüm… çenesinden hiç susmadan çiçekler damlayan, çıtı pıtı devim benim, sığındığım evim…
Gözleri şenlik yeri, kirpikleri müzik, dili orkestra, gönlü pırıl pırıl…
Neresinden kopup geldin cennetin kuzum… Kan gibi, can gibi; karnıma, ruhuma, damarlarıma hoş geldin… Dünyama hoş’luk getirdin…
İçimden gökyüzüne doğru uçurduğum uçurtmalar gibi rengarenk kızım
Minik adımlarının sesleri vururdu kulağıma,
Hiç bitmeyecekmişçesine, hiç doymayacakmışçasına, hiç durmayacakmışçasına koşmaya başladı sonra bu minik adımlar…
Sen büyürken ben de büyüdüm sevgiden

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…


