YEPYENİ BİR YIL
Bitti işte eskisi!
Kış, ilkbahar, yaz, bir de sonbahar geçti her yıl olduğu gibi, şimdi artık yenileri başlıyor.
Yeni olan her şey gibi şu anda bütün ilgi alaka bu yepyeni yılın üzerinde. Getireceklerinin de… Gelsin bakalım, neler getirecek, neler götürecek. Dileğimiz tüm olumsuzlukları götürmesi, mutlu, sağlıklı ve başarılı olan şeyleri getirmesi…
Dün aklımda olanlarla bugün aklımda olanlar arasında mutlaka bir fark vardır yazı açısından. Her zaman olduğu gibi, söylenmemiş sözler kalacaktır bir yerlerde, söylemeyi planladığım halde, üstünden bir gün devirip, tamamen değişik bir ruh haline girmekten dolayı hepsinin değişmesi gibi…
Ama güzel başladım yılın ilk gününe, son gün olan tatlı heyecanım, bugün yine aynı tatlılıkla kendisini rehavete, dinlenmeye, dinlemeye, izlemeye bıraktı. Hatta o çok isteyip de “şimdi ne güzel uyunur” dediğimi yapmaya…
Kendi adıma söylemem gerekirse, çok yorucu, çok üzücü, kaybedişlerle, koşturmacalarla geçen ağır bir yılı geride bıraktım. Yeni yılın gelişiyle büründüğüm tüm olumlu duygularımın beni arz-talep boyutunda yeniden yapılandıracağını umuyorum.
Her şey çok yolunda görünüyor. O yüzden; bakalım bu yıl neler olacak? sorusunu bile sormak istemiyorum. Güzel olacak, güzel olacak demek istiyorum sadece. Diyorum da… Hatta bağıra çağıra, kırk kereden de fazla… Bu yıl totemim bu olsun. Tekrarlamanın gücünü kanıtlayayım.
Yazı yazdığımız bloğun bile ışıl ışıl yenilenmesi, yeni yazar arkadaşlarımızın katılması bir işaret değil mi? Yazı yazmak ne kadar önemli benim için, bir nevi doping hafızam… Buluştuğumuz bu mecrada yapılan yenilik ve değişikliklerin motivasyonumu artırmasından başlarsak, yıla iyi başladık diyemez miyiz? Dedim bile…
Eski yılın (ay ne güzel ona eski demekten büyük zevk duyuyorum şu anda, eskidi bitti gitti) okuduğum en son kitabı Charles Dickens’ın “Bir Noel Ezgisi” kitabıydı ve tam da 31 Aralık’ta bitti. İnanın hem kitabın seçimi hem de bitiş günü tamamen bir tesadüftü. Bu anlamlı tesadüf bile benim için yılın iyi başlayacağının işareti oldu. Benim gibi herşeyi bir istatistiksel mantıkla karşılayan, yapan biri için inanılmaz bir nokta koymaktı.
Araya kendimle ilgili bir bilgi gireyim; ben yıllardır okuduğum kitapları; kitabın adı, yazarı, kaç sayfa olduğu, nerede okuduğum (ev, işyeri, yolculuk, tatil vs.) ne zaman başladığı ve ne zaman bittiğini gösteren bir çizelgeyle not alırım. Yılın sonunda kaç kitap okuduğumu, önceki yıllarla arasındaki farkı görmek açısından da benim için bir rehber olur. Yeni yıla girer girmez de sayfa sayılarını toplayıp istatistiğimi sonuçlandırırım. Bu beni yormaz, tam tersi mutlu kılar. Şimdi buradan yola çıkarsak, benim gibi birinin son kitabının 31 Aralık’ta bitip, yeni yılda da yeni bir kitapla (birazdan ona da değinmek istiyorum) başlamış olmasının iç huzurunu anlatamam.
Son kitabın Bir Noel Ezgisi olması gerçekten bir tesadüftü, onu farkettiğim an, kendimi kutladım. Hiç basit görmeyerek hayatın bu güzel tesadüfleri beni oldu bitti mutlu etmiştir. Tabii kitabın konusu, ondan aldığım dersler de ayrı bir güzellik. Kitabı okuyan bilir ama okumayanlar için çok da spoiler vermeden şunu söylemek isterim. Zaten kitap tanıtımında da bahsettiği için bunda bir sakınca görmüyorum. Yaşlı, huysuz, cimri bir adamın yıllarca ailesi ve diğer insanlarla olan kötü ilişkisini, olumsuz yönlerini bir gecede yanına gelen ruhlar sayesinde değiştirmesini konu alan, gelen ruhların onu geçmişine, bugününe ve geleceğine (öldüğü zamana) götürmesi onun çok korkmasına ve aklının başına gelmesine sebep olmuştur deyip, okumak isteyenler olursa gerisini onların beğenisine bırakmak isterim.
Burada tekrar bir not düşmek istiyorum, çeviri çok önemli biliyorsunuz. Benim okuduğum kitabın çevirisi biraz eski dil gibiydi, o anlamda biraz rahatsız olsam da eminim daha güzel çevirileriyle daha anlaşılır olacaktır. Bazı tanıtımlarda çocuk kitabı olarak tanıtılıyor ama ben katılmıyorum buna, her yaştan insanın okuması gereken güzel bir klasik diyebilirim.
Gelelim 1 Ocak 2024’te başladığım kitaba. Ona tamamen tesadüf demesem de elimi attığım ilk kitabın Murathan Mungan olması, içimden tabii canım yılın ilk kitabı benim idolüm olan, okumaktan en çok zevk aldığım bir yazara ait olması gerekirdi dedim. Şair demedim çünkü seçtiğim kitap yıllardır okumak istediğim ama bir türlü vaktinin herhalde gelmediği “Yüksek Topuklar” isimli romanı oldu. Her zaman şiirlerine de, düz yazılarına da hayran olduğum, onu kendimden biri gibi gördüğüm, kaç kere yüzyüze tanışmanın eşiğinden döndüğüm o muhteşem insanla başlamak da benim yeni yılımın yeni güzelliklerinden biri olmuştur. Zaten okumaya başlar başlamaz “işte buuu” diye diye “manyak mısın sen” (kendisinden af diliyorum ama bu benim onu sevme biçimim) diye diye okuyorum. Onun cümleleri, zekası, işleyişi, bakışı, baktıklarını görüş biçimi… Ne diyeyim ki benim için o bir edebiyat duayeni. Tabii ki herkesin duayen olarak gördüğü farklı olabilir. Benimki o.
Ne umdum ne buldum misali, yeni yılla ilgili yazmak istediklerim aslında bunlar değildi tabii ki, dilekler istekler falan olacak gibiydi. Ama konu bir anda kitaplara evrildi. Olsun… Benden ayrı değil bu konu, bana dair… İsteklerimin başında bol bol kitap okumak ve biraz tembellik etmeyip bir kitap çıkarmak için derleme toplama çalışmaları yapmak… Yeni yıldan isteklerim arasında bu var.
Ama hepsinin de başında önce sağlık, huzur. Ailem, arkadaşlarım… Hatta tüm dünya için. Dünya barışı da isteklerim arasında herkes gibi. İnsanların insan olduğunu unutmadan, bu dünyanın, eğer biz olumsuz müdahalede bulunmazsak hepimize yeteceğini düşünmelerini, vicdan sahibi olmalarını diliyorum. Katliamların bittiği, güçlünün güçsüzü ezdiği değil, koruduğu yardımda bulunduğu bir dünya olması için ne gerekiyorsa yapılmasını diliyorum.
Dünyanın terazisini düşünecek olursak, bir yanda zorbalık, bir yanda ezilmişlik, bir tarafında iyilik, bir tarafında kötülük olan dünyamızın doğal eğiminin olağandan fazla eğilip, yörüngeden çıkması işten bile değil.
Madem Murathan Mungan dedik; ondan bir cümle ekleyeyim tam da buraya; “Bu insanlar buralı değildir, görür görmez anlarsınız. Çekip gideceklerdir, hem de ilk fırsatta”
Kötülerin ve kötülüklerin çekip gittiği, yerine iyilerin ve iyiliklerin geldiği, sevgi dolu, barış dolu gerçek anlamda YENİ bir yıl diliyorum hepimize.
Ve bu sefer biten yılın üstünü karla kaplayıp, daha derinlere süzülmesine izin vermeyelim. Sevgiyle uğurlayalım, iyi kötü ne varsa bize kattıklarına teşekkür ederek, üzdüğü anları affederek büyüklük gösterelim. Zaten yeni bir yıla girerek biraz da büyümüş olmuyor muyuz?
Kalbimizin kapılarını açalım sonuna kadar, aşk süzgecinden geçirelim. Eminim ki kazanacağız.
YENİ ışıl ışıl gözleriyle nurtopu gibi bir yılımız oldu, hepimize şans getirsin.

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…


