YÜRÜMEK VE YALINAYAK BASMAK DÜNYAYA

Dünyayı değiştiren şey savaşlar değil, insan beyninde hasar bırakan her türlü düşüncedir aslında.

Değişiyorsun, meydan okuyorsun, yola çıkıyorsun ve önüne geçen her şeyi savuruyorsun o yana bu yana…. kıymamak kalmıyor artık, kıyım başlıyor. Dünya değişiyor. Bir şey dünyayı değiştiriyor.

Yürüyorum, sürekli yürüyorum. Susmuyor içim, evde, yolda, koltukta, sandalyede her yerde yürüyorum. Beni durduramayacağını anlayan herkes ürküyor. Kırgınım ve yürüyorum. Yürümem acı veriyor onlara. Yürüyorum gündüz gece….

Bazen insana yürüyorum, bazen kendime yürüyorum. Bazen Allah’a yürüyorum. Bazen boşluğa yürüyorum.

Bazen konuşmak istemiyorum. Kelimeler bizi kirletiyor. Çocukluktan kalma şen bir iç sesiyle yürümek istiyorum sadece.

Yürümek öyle sıradan bir eylem değil benim için. Kimse bilmez ben bilirim nasıl dağ dağ yürüdüğümü, nasıl dere tepe aştığımı, nasıl koşa koşa geçtiğimi, adımlarımın altında bir kor misali yollarda nasıl güle oynaya yürüdüğümü…

Yürüyecek o kadar çok sebep var ki, gökyüzü üstümde kâh güllük gülistanlık, kâh ağlamaklı, yollar kimi zaman yeşil kaplı, kimi zaman sarı… İçim de öyle. Her türlüsüne varım yürümenin. Mutsuzken de mutluyken de… değil mi ki ikisinde de kanat takıp uçuyorum sanki… İster gamlı baykuş, ister cıvıl cıvıl serçe misali…

Yürümek yani, öyle hafife alınacak bir şey değil benim için. Tek başına ama çok sesli bir koro gibi, bir ordu gibi çoğalarak…

On dakikalık yolda bile, içime bavul hazırlatan yola düşüşler… her yürüyüş bir yolculuktur çünkü… hem içine, hem dışına.

Bazen dertlenirsin, sevdiğinin küçücük bir sözünden incinirsin. Sanırsın ki, son yaprağını döküyor sonbahar, sanırsın ki bitti her şey. Noluyor bana yine dersin her seferinde şaşırarak. Halbuki sen hep busun, incinmişliğini yollara döken…

İnsan kendinin arka kapısından kaçıp gidebilir mi? Alıp bavulunu düşüyorsun yollara… kaçıp gidiyorsun. Kimse bilmiyor.

Ve dünya böyle değişiyor.

Değil mi ki her insan bir dünya

Herkesin kendi dünyası var diye boşuna demiyorlar ya

Değiştiriyorum dünyayı….

Bütün kapıları açıyorum, su sızıyor içeri

Bütün kapıları açıyorum….

Koridorda arşın arşın son yaprağımı da döküyorum

Yollar…

Bazen rahat, bazen daha da hırçın bitiyor….

Yollarda, kulağımda bir müzik değil sadece dinlediğim, bütün dünyayı sessize alıp, sadece kendimi dinliyorum. Kendi müziğimi…Beni coşturan, küstüren, her adımında kanatlandırıp gökyüzüne feyz ile…

Bir hikaye anlatıyorum her seferinde kendime, sadece kendi duyduğum, kendi kanımdan kendi canımdan damıttığım.

Sonradan da yürüyorum aynı yollarda tekrar.

Acının bittiği, ama yerinde kocaman bir aşk oyuğu  bıraktığı o hüzünlü dirilişle…. O günleri yad eden, uzun zamandır girmediğim, girmeye yorulduğum o yollar tekrar beni çağırıyor. Yo iyiyim artık. Sadece, o acıdan iki büklüm olduğum, o muhteşem günler. Yemek yemeden, bilmem kaç paket içtiğim sigaradan, baş ağrısından, kalp ağrısından geberdiğim o günlerin hatırımda kalan paslı tadıyla. Sırf bu yüzden, o acıyla tekrar kanamak için, aslında başım dimdik, acıdan geçtim gittim diyebilmenin gururlu duruşuyla. Kibir değil, dağ gibi. Allah’a yakın bir DAĞ gibi.

Her yürüyüşümün bir hikayesi vardır, öyle ki neredeyse hikayesiz yola çıkamam…

Hem ayaklarımla yürürüm, hem yüreğimle.

Evlere, odalara sığmadığım, gökyüzünün bile üstüme üstüme geldiği günlerde alır başımı yürürüm her bir âzâmla uyumlu tempoda.

Bazen acılı, bazen kahırlı, bazen küfürlü, bazen bağıra bağıra, ağlaya ağlaya, bazen sessiz, bazen yorgun, bazen gülerek…

Nefesinden ritm tutarken adımlarıma uygun, içimdeki alevin dumanını gözümle görür gibi hararetle yürürken, gökyüzü ağlasın isterim.

Bazen de yürümenin kendisi ağlamak gibi değil mi zaten. Zırıl zırıl bastığın her adımında sıçrattığın çamurun içinde boğulmak değil mi…

Yürürsen büyürsün,

Acına pekmez sürersin önce…. sonra dinginlik… Çok bi güzel gelir yollar…

Dışarıdaki kavgaları bitirirsin yürüdükçe, içine dönersin…

Hepsini kırarsın, boynunu kırarsın, eğersin boynunu yürürsün sadece….

Gözler başka bakar, kulaklar başka duyar. Görünürdeki gürültü değilsindir artık sadece, suskun bir iç’sindir artık. Sokaklarda geçirdiğin cinneti sadece sen görürsün…. evlere yük olmazsın, yollara dökülür hafiflersin. İçli dışlı olur, edebiyat yaparsın yollarla, şiir falan yazarsın, gülersin, dertleşirsin, şarkı dinlersin…

Şah damarından daha yakın olur yollar sana, yırttığın her şah damarından yeniden şah damarları fışkırır, şölen gibi yürürsün aralarından. Bütün dünyaya sağırsındır artık, bütün dünya umurunda değil, şah damarından daha yakın olana yürürsün.

Son noktayı koyar gibi yürürsün

Bir çığlık gibi içinde büyür ve patlatırsın içinin kulak zarlarını…

Yollara söylediğin her satırı, kağıtla buluşturursun sonra, durulunca, yollardan dönünce… ağır işçi gibi döndüğün yollardan yazacağın hikayeler kalır geriye….

Tek başına çıktığın yollar seni güzel ağırlar, bütün şartlar oluşur, müzik, ses, uzaklardan bir şey, ışık gibi, bir kurtuluş eli “biraz rahatlamaya ne dersin” diyen bir altyazı… koşar gibi yürürsün…

Geri dönüşü olmayan yollara girdik denilir. Dönmeye gönlü olmayanın en sevdiği yollar… Bahane yolları, kararlı yollar…

Ben hiç girmedim o yollara, çok da cesur değilimdir, yola çıkar, dönerim sonra, nefes nefese yığılıveririm odaların ortasına, tek yaptığım yazmak olur, yediğin içtiğin senin olsun, gördüklerini anlat der kağıt kalem, söz dinlerim…

Yürürüm ve yazarım döndükten sonra…

Mevsimlerin kızı Eylül... Eylül'ün ise en bebek saati... Ankara'da... Bir Seher Vakti doğmuşum... Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim, Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım, Hayatı sevmişim herşeye rağmen, Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm... Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim.. Ne yaparsam yapayım aşk'la yapmayı seçmişim... dil'den değil kalp'ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim. Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk'ta takılıp kalmışım... evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim... İstanbul'a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim... Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım...

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.