YAPMA!
Hayatın matematiği yoktur. Sağlaması da mümkün değildir. Bu tabi ki benim şahsi kanaatim. Geçmişime, bugünüme, hatta bu satırları yazarken şu anıma bakıyorum; değişken! ‘Şunu yaparsam, böyle sonuç alırım’; ‘şu doğruysa, diğeri yanlıştır’ ya da ‘sonuç hep aynı çıkar’ diyemiyorum. Sebeplere göre sonuçlar, sonuçlara göreyse yeni sebepler oluşabilir. Olasılıkların sonsuzluğunu kabul etmeyi öğrendim. Evet, bu yaşımda! ‘Anca geldi aklım başıma’ diyelim, olamaz mı?
Her bakış açısını, insani davranışların her çeşidini, hayat görüşlerinin farklılığını, kuralları veya kuralsızlığı hepsini sindirdim de, tek bir şeyi sindirmeyi hala başaramadım. Şaşırmamayı!.. Hala şaşırabiliyorum ‘Yok artık!’ diyorum bir de bu yaşta hala, utanmadan! Demek ki olamamışım! Olmaya da niyetim yok gibi maalesef.
Birkaç ay öncesine kadar, kendime hiç öncelik tanımazdım. ‘Başkasının huzuru bozulmasın, diğeri küsmesin, aman kimse kırılmasın, ben dayanırım ama onlar kaldıramaz’ vesaire vesaire…
İşte dengeyi de tam böyle zamanlarda hep bozmuşum. Artık dengede miyim zannediyorsunuz? Yoo! Hala dengesizim. Ne zor şeymiş insan olmak! Çabalıyorum; gerçekten çabalıyorum. Ama içimdeki o vahşi, barbar, zapt edilmesi oldukça güç yanımdan ‘–ki bunu kabul edebilmek de bir başarıdır, lütfen yabana atmayınız’ kurtulamıyorum. Eş duygum ile güdülerim savaşta. Belki de hiç bitmeyecek! ‘-Belki-si fazla oldu ama…’
Hani derler ya “Her düşünce ve fikri sevgiyle kabullen”, ben kabullenmem!
Kabullenemiyorum!
“O da onun görüşü, saygı duyarım” diyemiyorum, var mı ötesi! Alın size itiraf… Saygı falan duyamam aptalca düşüncelere. Hala insan olamamış olabilirim ama aptal da değilim. Haddini bilmeyen, kendini bilmez, okumuş cahil, sonradan görme, gelişmeye kapalı biri çıkacak karşıma ve bana veya her kime ise akıl vermeye kalkacak; ben de kalkıp “Görüşüne saygı duyuyorum diyeceğim” öyle mi? Demem! Kimse de dedirtemez. Haddimi hala öğrenememiş olan ben, başka bir hadsize ‘sırf insani yaklaşım adına’ palavra sıkamam. ‘Beni kimse sevmez mi, eğer böyle davranırsam?’ Çok da umurumdaydı!
Kısacası ben insan olmaya çalışıyorum. Gerçekten de çok çaba sarf ediyorum. Acayip de zorlanıyorum. Sizden kibarca ricam hadi lütfen birlikte çabalayalım.
Olmadım, olamadım, olmaya çalışıyorum ama içimdeki o savaşçıyı zapt etmem zor. O çok vahşi… İstirham ediyorum ‘Bakın, bu kadar da kibarım’ kimseyi insanlıktan çıkarmayın.
Seni çok seviyorum insan, sen de bunu biliyorsun! İşte sorun da burada başlıyor. Beni sevgimden vuruyorsun…

1973 Manisa doğumluyum. İşletme Fakültesi mezunuyum. Otuz seneye yakın özel sektörde görev aldım. Kariyerimin son 15 senesini yüksek öğrenim yurt müdüresi olarak tamamladım. Basılmış bir adet kitabım bulunuyor. Bazı dergi ve blogların yazarıyım. Bir defter ve bir kalemle hayatın anlamını buldum.



Mükemmel tespitler, kaleminize sağlık.
Bir de “beni olduğum gibi kabul et” diyenler vardır hayatımızda. Hep sormak isterim; “acaba sen oldun mu? ki olduğun gibi kabul edelim yada kime göre neye göre oldun? Bana göre hamsan, olmamış isen neden kabul edelim seni.
Bir kaç gündür üst üste çok iyi yazılar geliyor. Naçizane, bireye saygı ki bu bile belirli sınırlar içerisinde kabul edilir, ile düşünceye saygı karıştırılıyor. Yazınızın, hatta bir önceki yoruma verdiğiniz cevabın her bir satırına katılıyorum.
Daha fazla yazı yayınlansa bu sitede mükemmel olacak, reklamsız, sade ve gereksiz yazılar içerisinde boğulmadan takip edilebiliyor. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Kaleminize sağlık. Uzun zamandır “o da onun görüşü, saygı duyarım” demeden önce o görüş dediğimiz şeyin aptallık sınırını zorlayıp zorlamadığını bakıyorum.
Kişiye saygıyla görüşe saygının bir birine karışmaması gerektiğine inanırım. İnanmadığımız yada kabul etmediğimiz bir görüşe saygı duymak zorunda değiliz.