MANİPÜLASYON: KARAR SİZİN Mİ, YOKSA ÖYLE Mİ SANIYORSUNUZ?
Yazının başlığından da anlayacağınız gibi konu biraz ağır. Çayınızı, kahvenizi alın, rahat bir yere oturun ve neymiş bu manipülasyon, hep beraber öğrenelim.

MANİPÜLASYON…
Evde, okulda, evlilikte, arkadaşlıkta, iş yerinde; kısacası insanın olduğu hemen her yerde karşımıza çıkıp canımızı sıkabiliyor.
Her nedense bu insanlar bizim iyiliğimizi bizden daha çok düşünüyor, bizim için neyin iyi, neyin kötü olduğunu bizden daha iyi biliyor ve bütün bunları bizi bizden daha çok sevdikleri için yapıyorlar.
Ne kadar düşünceliler değil mi? Her biri ayrı ayrı sevgi tomurcuğu gibi maşallah!
Ama her nedense işin sonunda istemediğimiz bir şeyi yapmaya ikna edilmiş, kendi kararımızdan vazgeçtiğimizi bile anlamadan önümüze konulanı seve seve yapıp bir de bunu kendi kararımızmış gibi mutlu oluyoruz.
Manipülasyonun mahareti de burada başlıyor zaten.
Bize zorla bir şey yaptırmıyor. O her neyse, kendi isteğimizle yaptığımıza inandırıyor.
MANİPÜLASYON NEDİR?
En basit anlatımıyla manipülasyon; bir insanın duygu, düşünce veya davranışlarını kendi istediği yönde değiştirmek amacıyla suçluluk, korku, utanç, sevgi, tehdit, övgü, küslük ya da gerçekleri çarpıtma gibi yöntemler kullanmasıdır.
Manipülatif insan açık açık “Benim istediğimi yapacaksın.” demez.
Onun yerine;
“Sen bilirsin…”
“Bunu senden hiç beklemezdim.”
“Ben senin iyiliğin için söylüyorum.”
“Beni gerçekten sevseydin bunu yapardın.” gibi cümlelerle geliyorlar.
Görünürde seçim bizimdir ama kabul edilebilir tek bir sonuç vardır: Onun istediği sonuç…
Manipülasyon tek başına psikiyatrik bir hastalık veya kişilik bozukluğu değildir. Manipülatif davranan herkesi narsist, sosyopat veya psikopat ilan edersek memlekette tanı koymadığımız insan kalmaz. Sosyal medya sayesinde zaten herkes psikiyatrist oldu, bir tek hastanelerde doktor bulmakta zorlanıyoruz; o ayrı konu…
İnsan bazen farkında olmadan da manipülatif davranabilir. Bu davranışı ailesinden öğrenmiş, kaybetme korkusuyla geliştirmiş veya duygularını doğru şekilde ifade etmeyi hiç öğrenememiş de olabilir.
İyi de farkında olmadan yapması, karşısındaki insanın zarar görmediği anlamına mı geliyor?
Elbette gelmiyor.
Niyet önemli olabilir ama sonuç da önemli.
İKNA ETMEK BAŞKA, MANİPÜLE ETMEK BAŞKA
Bir anne çocuğuna, “Ödevini bitirdikten sonra oyun oynayabilirsin.” dediğinde sınır koyar. Kural bellidir ve çocuk ödevini yapmasa bile annesinin sevgisini kaybetmez.
Ama anne;
“Ben senin için bu kadar uğraşıyorum, sen bir ödevi bile yapmayarak beni üzüyorsun.” diyorsa işin içerisine suçluluk duygusunu katmış olur.
Çocuk yine ödevini yapar ama sorumluluğunu bildiği için değil, annesini üzmekten ve sevgisini kaybetmekten korktuğu için…
İkna eden insan ne istediğini açıkça söyler.
Manipülatif insan ise kendi isteğini bizim vicdanımızın üzerine bırakıp kenara çekilir.
Suçluluk duygusu
“Ben senin için saçımı süpürge ettim.”
“Gerçek bir arkadaş olsaydın yanımda olurdun.”
“Beni sevseydin bunu yapardın.”
Bu cümlelerin meali şudur: “Benim istediğimi yapmazsan kötü bir evlat, kötü bir eş veya kötü bir arkadaşsın.”
Arkadaşınız katılmak istemediğiniz bir daveti dostluğunuzun ölçüsü hâline getiriyorsa orada bir davetten fazlası vardır.
Gerçeği değiştirmek
“Ben öyle bir şey söylemedim.”
“Sen yanlış hatırlıyorsun.”
“Yine kafanda kurmuşsun.”
“Her şeyi büyütüyorsun.”
Uzmanlara göre özellikle eşler arasında görülen bu yöntem, insanın yaşadığı olaydan ve zamanla kendi hafızasından şüphe etmesine neden olabiliyormuş. Buna gaslighting deniyor.
Her unutkanlık veya fikir ayrılığı gaslighting değildir elbette. İnsan hafızası kusursuz çalışmıyor maalesef. Mesele bunun sürekli tekrarlanması ve her tartışmanın sonunda aynı kişinin kendisinden şüphe etmesidir.
Eşiniz anahtarı nereye koyduğunu unutuyorsa gaslighting yapmıyor olabilir ama anahtar kendi cebinden çıktığı hâlde hâlâ sizi suçluyorsa oturup bir düşünmek lazım.
Küsmek ve sevgiyi geri çekmek
İnsan sakinleşmek için konuşmaya ara verebilir. Ancak susmak, karşı tarafı cezalandırmak veya istediğini yaptırmak için kullanılıyorsa bunun adı mola olmaktan çıkıyor.
Eşiniz günlerce konuşmuyor, anneniz telefonlarınıza cevap vermiyor, arkadaşınız sizi ortak gruptan dışlıyor veya öğretmeniniz itiraz ettiğiniz için sınıfta sizi görmezden geliyorsa verilmek istenen mesaj bellidir: “Benim istediğim gibi davranırsan yeniden sevilir ve kabul edilirsin.”
Bir öğretmenin öğrencisinden sorumluluklarını yerine getirmesini istemesi çok normal. Ancak notunu, sınıftaki itibarını veya otoritesini kişisel bir talebi kabul ettirmek için kullanması normal değildir.
“Bu davranışının sözlü notuna yansımasını istemezsin herhâlde.” Bu cümlede öğrenciye seçim hakkı verilmiş gibi görünür. İyi de “Hayır.” dediğinde notundan korkuyorsa buna ne kadar seçim denilebilir?
MANİPÜLASYON NASIL ANLAŞILIR?
Manipülasyonu tek bir cümleden çok ilişkinin genel düzenine bakarak anlayabiliriz.
Çünkü hepimiz zaman zaman bencil davranabilir, yanlış bir cümle kurabilir veya karşımızdakini istemeden kırabiliriz.
Mesele tekrar… Mesele her seferinde kimin kazandığı ve kimin kendisinden vazgeçtiğidir.
Kendinize şu soruları sorun:
- Bu insanla konuştuktan sonra kendimi sürekli suçlu hissediyor muyum?
- “Hayır.” dediğimde küslük, tehdit veya sevgisizlikle cezalandırılıyor muyum?
- Karar verirken ne istediğimden çok onun nasıl tepki vereceğini mi düşünüyorum?
- Yaşadığım olayları doğru hatırlayıp hatırlamadığımdan şüphe ediyor muyum?
- Onun ihtiyaçları zorunluluk, benim ihtiyaçlarım bencillik olarak mı görülüyor?
- Konu ne olursa olsun sonunda özür dileyen hep ben miyim?
Bir soruya “evet” demeniz, hayatınızdaki insanın manipülatör olduğunu göstermez. Ancak cevapların çoğu “evet” ise ve bu durum uzun zamandır tekrarlanıyorsa ilişkiyi dikkatli değerlendirmek gerekir.
ETKİLERİ VE SONUÇLARI
Manipülasyon insanı bir anda yıkmıyor.
Önce kararlarımızdan şüphe etmeye başlıyoruz. Sonra kendimizi sürekli açıklamak zorunda hissediyoruz. Daha sonra tartışma çıkmasın diye susuyoruz.
En sonunda ne istediğimizi değil, karşı tarafın neye izin vereceğini düşünerek yaşamaya başlıyoruz.
Uzun süre manipülasyona maruz kalan kişilerde öz güven kaybı, suçluluk, kaygı, yalnızlaşma, karar vermekte zorlanma ve değersizlik hissi görülebiliyor.
Anne-çocuk ilişkisinde çocuk, sevginin itaate bağlı olduğunu öğrenebiliyor: “İstenileni yaparsam sevilirim.”
Evlilikte insan huzuru, “evde tartışma çıkmaması” zannetmeye başlıyor. Arkadaşlıkta sadakat kendinden vazgeçmeye, okulda ise öğrenme isteği hata yapma korkusuna dönüşebiliyor.
Bir süre sonra manipülatör yanımızda olmasa bile onun sesini içimizde taşımaya devam ediyoruz.
Bedeni gidiyor, sesi kalıyor…
MANİPÜLASYONLA NASIL BAŞA ÇIKILIR?
Öncelikle hemen cevap vermemek lazım. “Bunu düşünmem gerekiyor.” demek bize zaman kazandırır. Suçluluğun ve baskının etkisi azaldığında kararın gerçekten size ait olup olmadığını daha rahat görebiliriz.
Karşımızdaki insana tanı koymak yerine davranışı tarif etmek lazım:
“Hayır dediğinde günlerce konuşmaman, kararımı değiştirmem için üzerimde baskı oluşturuyor.”
Sınırları belirleyin ve uygulayın. Hakaret edildiğinde konuşmayı bitireceğinizi söylüyorsanız gerçekten bitirin. Uygulanmayan sınır, kapısı olmayan bahçe duvarına benziyor; görüntüsü vardır ama kimseyi durdurmaz.
Uzun uzun kendinizi savunmayın. “Bu akşam gelemeyeceğim.” Bu kadar…
Arkadaşınıza, “Gelemiyor olmam dostluğumuzun ölçüsü değil.”; annenize, “Seni seviyorum ama bu karar benim hayatımla ilgili.”; eşinize ise “Olayı farklı hatırlayabiliriz ama bana bu şekilde davranmanı kabul etmiyorum.” diyebilmeliyiz.
Karşımızdaki insan anlamak istiyorsa kısa cümleden de anlar. Anlamak istemiyorsa Petabyte’lık açıklama yapsak yine anlamaz.
Yaşananların sürekli inkâr edildiği durumlarda kısa notlar tutmak ve güvendiğimiz insanlarla iletişimi korumak faydalı olabilir. Çünkü dışarıdan bakan biri, bizim içeriden göremediğimiz düzeni daha kolay fark eder.
Manipülasyon uzun süredir devam ediyor, öz güvenimizi ve ruh sağlığımızı etkiliyorsa profesyonel destek almaktan kaçınmamak lazım. Tehdit, takip, ekonomik kontrol veya fiziksel şiddet varsa mesele artık iletişim sorunu değildir; güvenliğimizi öncelik yapmamız lazım.
SONUÇ OLARAK
Anne sevgisi borç senedi değildir.
Evlilik, bir tarafın diğerinin gerçekliğini belirlediği yönetim biçimi değildir.
Arkadaşlık, istenilen yapılmadığında iptal edilen üyelik sistemi değildir.
Öğretmenlik de not üzerinden sadakat toplama makamı hiç değildir.
Sevgi ikna edebilir ama iradeyi rehin almamalıdır.
Manipülasyonun en güçlü olduğu an, bizim hâlâ ortada bir manipülasyon olmadığını düşündüğümüz andır.
Konu biraz uzun olunca okuyucu için yazının sonunu getirmekte zorlanıyor ama kısa geçilebilecek bir konu değil bu.
Manipülasyondan uzak, mutlu, huzurlu bir gün olsun.
