AŞKIN KALEMİ
(Ceride) (Çetele)
Dikkat!
(Önceden ısmarlanırsa, gelirse, hedefe kitlenirse)
Geldiği yerin evrenselliğinden, evrene giden mesajın saf’lığından…
Kıpır kıpır… çok yakınlardan, çok uzaklardan, (heryerden aynı mesafe…den)
Uça uça kanatlarını yaka yaka…
Israrla…
Dünyanın tam ortasına bir bomba atar gibi kahkahalarla…
Şaşırırsan
yolunu sorgusuz sualsizce yoluna kitlersen
her zaman sana varsa…
Her zaman…
Her zaman sana vardır aşk.
Çünkü sen aşk’ın çocuğusun
Çünkü senin kalbinin öbür adı Aşk
Aşk’ın bütün gizli geçitlerini bilirsin
aşk bir gizli geçit yurdudur
anadili sadece bir gülüş’tür içeride ve dışarıda
bakış’tır…
(her şartta)
aşk’a saygın sonsuzdur…
bazen güvenli liman,
bazen tehlikeli sulara atlamak…
ama vazgeçilmez olan; her yerde aynı tad…
(bu kadar’rrr)
Kalbin ekstra kan pompalamaktan patlarsa,
gözlerin fazladan görüş alanına mavzerden mermi fırlatırsa
ellerin, sözlerin, (herşey)
Sen faz’la’nırsan
Sen birsürü olursan…
Aynı his sularına birlikte dalmak…
ten’siz
Bir şarkının bir sözüne takılmak,
defalarca tekrarlattırmak,
Okyanusa özlem duymak,
kıyılarında dolaşmak korkusuzca
tüm tesadüflerin girdabında döne döne gökyüzüne ulaşmak
(bir var bir yok arasındaki rezonanstır aşk)
(bir sabah-bir akşam) (vakitlerin tadını içine çeke çeke) kanındaki demiri ayrıştırmak gibi…
İnsanın duygularının da bir sahibi vardır, karşılayan
sahibi bahane, maksat aşk’tır…
(birtek o’na olan, bu’dur)
Tüm doğru’lara ihanet eder gibi; doğrusu yoktur aşk’ın
eğer ve büker seni… tek eğildiğin yerdir, gönüllü…. eyvallah dersin her daim… (elin kalbindeyse bu iyiye işarettir, havadaysa gidiyorsun demektir)
(girdabın ruhu budur, giderken (dönerken) seni o yola çıkarmaktır….)
(tekrar tekrar yanılırsın) (geliyor mu, gidiyor mu anlaşılmaz uzaktan)
(gelsen de gitsen de aynı noktaya çıkarsın)
Aşkın denizinde açıldıkça açılmak ve
geri dönememek…
“Biz” kelimesinin çoğalması… (çoğulun çoğulları)
sayfalara ya da sokaklara sığmayıp taşmak…
gözünü dikmek yukarılara,
miraca çıkmak…
Aşk, hayatın en güzel siftahıdır
sesine müzik notaları saklanır, gözüne ışık…
içinden güzel gülücüklü insanlar çıkar…
çocuklar koşturur içinde….
Mavi geceleyin farkedilmez, ama gökyüzü gece de mavidir.
aşk mavi’dir…
ve siyah…
huysuz siyah bir at…
ya da masmavi bir gökyüzü…
aşk kararsız’dır…
ve bir an’dır…
açgözlü ve arsız olmadan yakaladığın o kısa ama dev anlamlı an’lardan oluşur. Kendiliğinden bir ışık yanar da söner gibi kısa bir an. Ama etkisi uzun sürer. İçine yayılır ışık. Sen onu çoğaltır ve günlerce nemalanırsın… kuralı; sen istemeden de olması.
Orda bir aşk durur, dursun…
durur çoğalarak…
Ateşin suçlayacağı bir kıvılcımdır aşk ve sahneye alkışlar içinde ve kıvılcımlar saçarak ve coşarak çıkarsın,
adım adım takip edersin, kimselerin anlamadığı, görmediği izbe sokaklarda sırf onun adına rastlamak için koşarsın…
İç dünyanı tararsın;
(taramalı bir tüfekle ya da gözden geçirmek suretiyle)
içine bir nefes gibi sızarsa,
engel olamazsan,
ortamdaki oksijeni temizlersin o nefesle…
süs’ten arınmış taze ve sade bir nefesle… duru bir sevgi, doyumu olmayan… süs’ten arınmış… tüm sadeliğiyle ve tüm ihtişamıyla… süs’ten arınmış…
bir çalarsaat gibi içinde hiç kurmadığın vakitlerde çalarsa, durdurma… ya da durdur ve dünyaya gözlerini aç… merkez’de dur… seni bulsun ya da sen onu bul… bütün yolların o’na çıktığı merkezde dur…
aşk bu,
ne yapacağı belli olmaz,
önce içindeki bahçenin toprağını sürer, havalandırır…
sonrası
toprağa kalmış…
içindeki sözleri yazıya döker,
içindeki sözlerin yazıya dökülen bir kısmı olur..
yazıya dökülen sözlerin kaybolan bir kısmı…
(araya boşluk dolar)
yeryüzünde kalması gerekenler ve
içinde kalması gerekenler diye ikiye ayrılan kısmın tam ortasında durur…
aşk; kalp kapaklarının açılmasına ve mutlu, bi dünya çocuğun sokağa taşmasına sebep olur… kalbin göğü’nden kar yerine mutlu çocuk sesleri yağar… içinde büyütemediğin o minicik çocukların süs’ten arınmış sözleriyle dolar…
içinin mahallelerinde söz’den de arınmış cümleler kurulur… kaç gün kaç gece şenlikler kurulur… sen bile şaşarsın…
Kalbin kıyısında köşesinde dört mevsim bahar görülür…
Gülüşlerinin tozunu savurur günler,
içi yorulur insanın gülümsemekten…
dışardaki hesap kalbe uymaz…
kalp hiçbir yere uymaz, hiçbir yerde uzun süre duramaz olur…
sen duramaz olursun…
kanatlarına taktığın mini mini (ışıklı) çıngıraklardan herkes anlar aşık olduğunu…

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…


