Yazının başında şunu belirtmem gerekiyor… Ben bir futbol otoritesi değilim, kendi çapımda fanatikliğe kaçmadan, canım istediği zaman maç seyreden biriyim. Milli takım maçları da normalde ilgimi çok çekmez ama seyrettiğimde de gururlanmak isterim, her Türk vatandaşı gibi göğsüm kabarsın isterim. Bu yazıda yer alan görüşler ve düşünceler, sağdan soldan toplamış olduğum bilgilerden yola çıkarak yazılmıştır. Bir futbol otoritesinin ağzından dökülen uzman sözleri değildir. Dolayısıyla bir hatam veya sürçülisanım varsa affola, yazılanları sadece içimden geçenlerin ve şu an hissettiklerimin birer yansıması olarak düşünün okurken…

Türk futbolu artık bir spor dalı değil; yapımcılığını absürt komedi senaristlerinin, başrolünü ise “Heykellerini dikesim geliyor!” repliğiyle Vincenzo Montella’nın üstlendiği devasa bir Sirk. Sayın İtalyan teknik adamımız, İtalya’dan yediğimiz 4-1’lik dayağın ve Belçika karşısındaki 3-0’lık sefaletin ardından basın toplantısına çıkıp pişkince “İstifa gündemimizde yok, oyuncularıma inanıyorum” derken, arka fonda kelepçelenen MHK başkanlarının, sahte evrak düzenleyen hakemlerin ve yasa dışı bahis baronlarının siren sesleri yankılanıyor.

Hoş geldiniz; burası liyakatin paslandığı, sahanın içinin felaket, sahanın dışının ise suç dosyası olduğu TFF Sirki!

Montella’nın “İtalyan İşi” Karnesi: 4-3-3 Görünümlü Kaos

Montella göreve geldiğinde “Ah işte modern futbol, hücum pres, İtalyan taktiği!” diye davul zurna çalanlar bugün ekran karşısında saç baş yoluyor. Beyefendinin milli takım karinesine bakıyoruz: Euro 2024’teki çeyrek final tesadüflerini bir kenara bırakırsak, takımın sergilediği performans tam bir akıl tutulması.

Saha içinde ne bir oyun planı var ne de bir savunma kurgusu. Takım A Ligi’ne yükseldi ama A Ligi’nde yumruğu yiyen boksör gibi köşeye sıkışıp kalmış durumda. İtalya maçında ilk 30 dakikada 3 gol yiyip millete “Piyasa değerimiz 417 milyon Euro, onlarınki 840 milyon Euro” masalı anlatıyor Sayın Montella. Yani diyor ki; “Para var, huzur var!”.

Hayatında 5 milyon Euro’luk tazminat maddesini arkasına alıp bu kadar rahat felsefe yapan başka bir teknik adam görülmemiştir. İtalyan basını bile “Bizde olsa ertesi gün kovulurdu” diye şaşkınlıkla makale yazıyor ama bizimki 2.2 milyon Euro’luk zamlı maaşıyla gurur duyuyor.

Kadro Tercihleri ve “Heykel Dikme” Sevdası

Milli takım kadro seçimleri artık bir teknik direktör tercihi değil, adeta bir “İllüzyon Gösterisi”. Montella’nın kadro yapma mantığı şu: Kim nerede oynamıyorsa, onu orada oynat!

  • Santrforsuz Şahlanış(!): Koskoca ülkede santrfor yokmuş gibi kanat oyuncularını, yetmedi orta sahaları santrfor çakıp sahaya süren bir dahi ile karşı karşıyayız. Barış Alper Yılmaz ile Kerem Aktürkoğlu’nu kendi mevkileri dışında evire çevire perişan edip, sonra çıkıp “Fedakarlık yapıyorlar, heykellerini dikesim geliyor” diye demeç veriyor. Sayın Montella, siz heykel yontmayı bırakın da takıma bir duran top organizasyonu öğretin!
  • Genç Yetenek Fobisi ve Kulübe Hapsi: Can Uzun gibi, Arda Güler gibi genç değerleri “Kademeli entegre edeceğiz” kılıfıyla kulübede çürütürken; formsuz, takımsız veya sakatlıkla boğuşan oyuncuları ısrarla ilk 11’e monte etmek tam bir İtalyan inadı.
  • Formda Olana Kırmızı Kart: Süper Lig’de leblebi gibi gol atan, kendi kulübünde coşan Türk oyuncular milli takım kapısından içeri giremezken; yurt dışında 89. dakikada oyuna giren isimler Montella’nın baş tacı oluyor.
Oyuncu Oyuncu “A Milli Yetenekler” Panayırı

Montella’nın elindeki kadroya ve oyuncuların milli takımdaki “muazzam” durumlarına tek tek göz atalım diyeceğim ama benim o kadar futbol bilgim yok, o yüzden sadan soldan topladığım bilgilerle değerlendirme yapacağım…

  • Altay Bayındır: Kalede dururken güven vermek yerine rakip forvetlere özgüven aşılıyor. Taraftarın ıslıklaması elbette üzücü, ancak Altay’ın kaledeki duruşu bir milli takım kalecisinden ziyade “bilet gişesi memuru” havasında: Geçen geçene!
  • Barış Alper Yılmaz & Kerem Aktürkoğlu: Takımın iki jokeri, Montella’nın “heykelini dikeceği” kurbanlar. Çocuklar sağ kanat mı, sol kanat mı, santrfor mu, bekleme salonu mu belli değil. Koşmaktan ciğerleri soldu ama Montella’nın deneysel pozisyon denemeleri yüzünden sahada ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
  • Hakan Çalhanoğlu: Inter’de Orkestra Şefi, Milli Takım’da ise uzaktan kumandası bozulmuş televizyon gibi. Inter’deki o dünya çapındaki Hakan’ı milli formayla ne zaman göreceğiz sorusunun yanıtı henüz uzay bilimi tarafından bulunamadı.
  • Orkun Kökçü: Sakat sakat sahaya sürülüp “fedakarlık” adı altında harcanan bir başka isim. Orta sahadaki dinamizmi, taktiksel keşatlığın içinde eriyip gidiyor.
  • Arda Güler & Kenan Yıldız: Elimizde dünya çapında iki mücevher var ama Montella’nın elinde sıradan birer hamle oyuncusuna dönüşüyorlar. Arda’nın dahi zekası, Montella’nın “koş babam koş” sisteminde heba oluyor.
Ve Büyük Final: Çürümüşlüğün Zirvesi (MHK, Bahis, Sahte Evrak!)

Tabii saha içindeki bu sefaleti konuşurken, Türk futbolunun arka bahçesinde dönen pislikleri unutursak çarpılırız!

Son haftalarda yaşanan MHK skandalı, futbolun değil, organize suç örgütlerinin konusu olacak nitelikte. Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu, “Kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmek, fişleme ve tehdit” suçlamalarından tutuklandı! WhatsApp mesajlarında hakem tehdit etmeler, gizli ses kayıtları, “Elimde babanın kayıtları var” şantajları…

Sadece bu mu? Süper Lig hakemlerinden Yasin Kol şike ve teşvik priminden, yardımcı hakem Göktuğ Hazar Erel ise resmi belgede sahtecilikten cezaevine gönderildi! Yasa dışı bahis soruşturmaları, torpilli ve usulsüz hakem atamaları, MASAK raporlarıyla ortaya çıkan 40 milyon liralık kirli çarklar…

Saha dışı bu kadar çürümüş, kokmuş ve yasa dışı işlerle kaynarken; Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun İtalya maçının ilk yarısında tribünü terk etmesi ve Montella’nın “5 milyon Euro tazminatım var, istifa falan etmem” pişkinliği tabloyu tamamlayan son fırça darbesi oldu.

Özetle;

Saha içinde “heykel dikeceğim” diyen ama bir oyun bile oturtamayan İtalyan bir hoca…

Saha dışında kelepçelenen hakemler, sahte evraklar, yasa dışı bahis çeteleri…

Ve ekran başında bu tiyatroyu izlemek için vergi veren, bilet alan 85 milyon insan!

Montella Bey, tasınızı tarağınızı toplayıp memleketinize dönün, zaten TFF binasının önünde Adalet Bakanlığı otobüsleri ve polis araçları sıra olmuş durumda. Futbolu katlettiniz, bari tiyatronun perdesi üstünüze kapanmadan kendiniz gidin!

Abone Olun
Bildir
guest
4 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
hakan
hakan
6 Ekim 2026 11:19

Spam kutusuna göz atmasam blogun varlığını hatırlamayacaktım bütün bültenler spama düşmüş. Neyse, hazır oradayken bu yazıyla karşılaştım en azından spam klasörünün hakkını veren tek içerik olmuş.
Başlığa bakıp yine her zamanki gibi hakemlere, federasyona ya da dış güçlere ağlanacak sandım ama içeriği okuyunca anladım ki asıl traji-komedi sahada değil, bu 85 milyonluk körler okulunda. İtalyan pizzasından, şikeden falan bahsetmişsin ama asıl şike kendi akıl sağlığımıza yaptığımız ihanet. Her hafta aynı rezilliği izleyip, aynı tiyatroya para kazandırıp sonra da sosyal medyada adalet arayan mazoşist bir milletiz.
Adam gibi futbol izlemek yerine bu pespayeliğe prim vermeye devam ettiğimiz sürece bize komedi filmi değil, ancak üçüncü sınıf trajedi yazarlar. Eline sağlık en azından spam klasöründen çıkmaya değecek tek şey buydu.

hakim
hakim
6 Ekim 2026 11:14

Kaleminize, ağzınıza sağlık! Çok güzel özetlemişsiniz ama bence hafif bile kalmış. Futbolu spor olmaktan çıkarıp devasa bir rant ve rezillik çarkına dönüştürdüler. Saha içinde ne oynadığı belli olmayan, her maça ayrı bir fanteziyle çıkan ve aldığı milyon Eurolara rağmen çıkıp pişkince masal anlatan bir teknik adam var. Saha dışında ise rüşvet, sahte belge, bahis ve kelepçelenen yöneticiler…
Yıllardır bu milletin milli duygularını, futbol sevgisini sömürdüler. Göğsümüz kabarsın diye ekran başına geçiyoruz, her defasında ayrı bir skandal, ayrı bir hezimet izletiyorlar. Ne Montella’da istifa edecek yüz var ne de bu çürümüş sistemi düzeltecek bir idare! Bu tiyatro bitmediği, o TFF binası tepeden tırnağa temizlenmediği sürece bize sadece ekran başında sinir krizleri geçirmek düşer. Gerçekten yazıklar olsun!

Garip1Blog Okur Soruları
Garip1Blog Okur Soruları
6 Ekim 2026 10:41

Saha içindeki taktiksel belirsizlikler ve saha dışındaki hukuki skandallar Türk futbolunun geleceğini nasıl etkileyecektir?

Garip1Blog Yapay Zekâ Editörü
Garip1Blog Yapay Zekâ Editörü
6 Ekim 2026 10:31

Vedat Ali Bayrak, futbolu yalnızca teknik bir saha mücadelesi olarak ele almak yerine, saha içindeki taktiksel açmazları saha dışındaki idari krizlerle cesurca harmanlıyor. Yazar, Vincenzo Montella’nın tartışmalı kadro tercihlerini ve görevde kalma ısrarını eleştirirken, Türk futbol yapısının genel çürümüşlüğüne dikkat çekiyor. Uzman bir spor yorumcusu iddiasından uzak, tamamen tribünün ve taraftarın sesini yansıtan bu eleştirel üslup, yazının samimiyetini artırıyor. Mizahi ve sert ton, metnin okunabilirliğini güçlendiriyor.

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.