BİZ OLMA VAKTİ GELDİ
Hadsiz insanların söylemleri kadar beni hiçbir şey sinirlendiremiyor. ‘Hadsiz kelimesini mecburen kullanıyorum. Yoksa daha güzel kelimelerim var ama…’
Ünlü denilebilecek bir yazarımız ‘Ünlülüğü de tartışma konusudur gerçi ama şu anda konumuz o değil’ İnstagram’da fikrini paylaşmış. ‘Güya!!!’
Sabah uyandım. Öncelikle kahvemi hazırladım. Aldım fincanımı elime, sonra da telefonumu. Sakin sakin kahvemi yudumlarken; ‘-Ki bu aralar sakinliğe çok ihtiyacım var çünkü gördüklerimden, izlediklerimden ve duyduklarımdan dolayı barut gibiyim’ yumuşak huylu, tatlı, sevecen, dost canlısı benim gibi bir kadını ‘Tamam, abarttıysam abarttım, ne var bunda?’ çıldırtan yazar bir beyefendi birkaç saçma satır yazmış, koymuş sayfasına. İşin kötüsü ona değil de kendime kızıyorum ‘Neden takibimde o densiz?’ diye.
İsim belirtilmeden yapılan saldırılardan nefret ederim. Ama şu anda konu o beyefendi değil, onu takip eden benim!
Sivri köşeli hiçbir fikri onaylamıyorum ve tasvip etmiyorum. Dünya yuvarlak, evren değişken, fikirler geçici, toplum ilerleyici… Ah be insan! Sen neden hep aynı yerdesin? Sana ‘Dünya gibi yuvarlak ol, sürekli dön dur!’ demiyorum, ‘Ne olursun köşelerini körelt birazcık’ diyorum.
Ben belli bir yaşa ermiş, fikirleri iyi veya kötü yerine oturmuş, hâlâ da kendimi geliştirmeye çalışan, hatta uğraşıp didinen bir insanım. Ama ya çocuklarım? Ya da sizlerin çocukları, kardeşleri, yeğenleri…
Kendini keşfetme yolunda olan gençlerimizin yolları çok uzun. Sosyal medya sürekli ellerinde, dillerinde, fikirlerinde! Yalan yanlış sempati duydukları her hangi birinin düşüncesine kapılıp gitmeleri hâlinde, gençlerimizi zapt edebileceğimize inanıyor musunuz?
Ben inanmıyorum! O yazara kızmamın sebebi de bu zaten. Yoksa neye inanmış, kime sığınmış, fikirleri şöyleymiş ya da böyleymiş beni hiç ilgilendirmiyor. Beni tek ilgilendiren şey henüz yolunu bulamamış, arayan, kendini keşfe çıkmış çocuklarımız ve gençlerimiz. Yollarını tamamladıklarında neye inanmışlar, hangi fikre sarılmışlar beni hiç ilgilendirmeyecek. Herkes kendi hayatının sorumlusu veya sorunlusudur.
Biz yetişkinler “İlle de ben ve benim düşünce tarzım” demeye devam edersek eğer, çok zamana kalmaz, o ‘Ben’liğimizin’ içinde boğuluruz. Üstelik gençlerimiz boğacaklar ‘BİZ OLARAK’ her birimizi.
Biz olmak vakti geldi. ‘Çoktan geldi, hatta geçiyor bile ama hadi kırmayım sizi şimdi geldi diyeyim.’ Yanlış yapıyoruz. Örgütlenmiyor, örgütlüyoruz. Birlik olmuyor, ben’liklerimizi kabule zorluyoruz. Zorla, dayatmayla, üstüne basa basa, ezerek! Sonra da karşılarına geçip ‘Özgün düşünce, ifade özgürlüğü’ gibi boş laflarla zehirliyoruz taze zihinleri. Tabii aklı çok çalışan insanlar mevcut tüm dünyada. Ülkemizde dememe gerek yok bile! Ben dünya insanıyım. Sınırlarım yok.
Konuşurken, yazarken, sohbet ederken, dedikodu bile yaparken lütfen, çok rica ediyorum, bizi dinleyen kişinin veya kişilerin bunlardan nasıl etkilenebileceğini hesap edelim. Sırf ses çıkarmak için veya görünür olabilmek uğruna söylenenler, bana ve benim gibi düşünen insanlara boş lakırdılar gibi gelse de; henüz kendine olan yolculuğunun başında olanlara büyük zararlar verebilir.
Gün gelir de ben de hata kaza bunu yapmaya kalkarsam eğer susmayın sakın! Karşı gelin, sırtınızı dönün ve hızlıca uzaklaşın…
Düşüncesizce yazan veya konuşan hadsiz insanların kendi şahsi fikirlerine feda edecek gençlerimiz yok bizim! Sussun artık ‘Ben’lik!’
BİZ OLMA VAKTİ GELDİ.

1973 Manisa doğumluyum. İşletme Fakültesi mezunuyum. Otuz seneye yakın özel sektörde görev aldım. Kariyerimin son 15 senesini yüksek öğrenim yurt müdüresi olarak tamamladım. Basılmış bir adet kitabım bulunuyor. Bazı dergi ve blogların yazarıyım. Bir defter ve bir kalemle hayatın anlamını buldum.



Şale hanımcım, bu hadsiz insanlar yazılarıyla, yorumlarıyla ya da söylemleriyle zehirliyor okuyucularını maalesef. Bütün mesele akıtılan zehri görebilmek ve algılayabilmek.