Ey Hayat; Sen mi BÜYÜKSÜN, yoksa!

Çocukken, daha hayal gücümüzün 18 yaş ile sınırlı olduğu dönemlerde, hayal etmeye bile tenezzül etmediğimiz, 40’lı, 50’li hatta 60’lı yaşları hızla devirmeye başladığımız şu zamanda, durup bir düşünmekte fayda var. Bu yaşlara gelirken sizinle sürüklenen safralar neler, kimler? Sizi nasıl ve ne şekilde etkiliyor?

Ne derdi çok bilmiş büyüklerimiz? 

“Hayat çok kısa, zamanın nasıl akıp gittiğini anlamazsın, aklını başına topla, zamanını boşa harcama, bir bakmışsın her şey için çok geç kalmışsın” üç aşağı beş yukarı bu ve benzeri şeyleri duymayan yoktur.

Önceden “spoiler” da verildi yani. 

Ama, hayal gücü 18 yaş sınırını geçmeyen ergene, 30 yaşı erişilmesi zor gibi gören kanı kaynayan gence, 40’lı yaşları herşey için geç kaldım gözüyle gören insana, 50’li ve 60’lı yaşların orta yaş olduğunu, 70’li ve 80’li yaşların ikinci bahar olduğunu, 90 ve sonrasının da emeklilik olduğunu anlatamazsın.

Bırakacaksın kendi yaşam döngüsünde yaşayarak görecek.

Çocuklukta zaman geçmek bilmezdi, yaş ilerledikçe geçen zamana yetişemez olduk, nefesimiz kesildi, kondisyonumuz yetmez oldu. Yaş alırken, ruhunu ve bedenini hazırlamamakla alakalı bunlar hep.

İstesek de fırsat vermediler ki,

Bir taraftan sana;

“amaaan yaş da neymiş? İnsan hissettiği yaştadır” dediler. 

Hissettiğin yaşı yaşamaya kalktığın zaman da

“YAŞININ ADAMI OL” dediler oturttular aşağıya, bütün hevesini kırdılar.

Sabahları aynadaki yansımanda, içi parıldayan bir çift göz gülümseyerek göz kırpıyorsa, hala umut var demektir. İçindeki çocuk yaşlanmamış, umutların tükenmemiştir.

Gözlerindeki parıltıyı kaybetmeden önlemini alacaksın.

Geçmişi geçmişte bırakacaksın. 

Sadece yaşanmışlıklar değil, varlığı ile huzursuzluk vereni, enerjini tüketeni, seni yoranı, geri tutanı, herşeye gerekli gereksiz bir lafı olanı, dinlemek yerine akıl vermeye çalışanı, desteklemek yerine köstek olmaya çalışanı, her söylediğine AMA diye başlayan cümleler kuranı, ne varsa, kim varsa ait oldukları yere gömeceksin.

GEÇMİŞİNE…

Sonra,

sonra yaşamaya başlayacaksın. 

Safraların olmadan hayatın daha güzel, daha sade, daha az yoran, daha çok mutluluk ve huzur verdiğini göreceksin. Daha çok güleceksin, güldükçe yüzünde güller açacak, gençleşeceksin. Hayatında ilk kez başkası için değil kendin için yaşayacaksın.

Çoluk, çocuk varken nasıl olacak bunlar demeyin, bahane üretmeyin. Bunların hepsi “AMA” ile başlayan cümledir.

Sizinle aynı hayalleri paylaşan insanla beraber olmak kadar mutluluk verici bir şey olamaz. 

Bir fincan kahve için buluştuğunuz dostunuzla farkına varmadan saatlerce gelecekten, hayallerden konuşabiliyorsanız, derdinizi sözünüzü kesmeden can kulağı ile dinleyen biri varsa çevrenizde  bırakmayın o insanları, dört elle sarılın onlara.

Meryl Streep’in hayata dair güzel bir açıklaması vardı. Sizler için tercüme edip koyacaktım, baktım birileri tercüme etmiş. Okurken anladığım şekliyle tercüme edilmemiş ama olsun, üç aşağı beş yukarı söyledikleri çevrilebilmiş. 

“Bazı şeyler için artık sabrım yok; ukala biri haline geldiğim için değil, aksine hayatımda artık beni mutsuz eden ya da üzen şeyler ile vaktimi daha fazla kaybetmek istemediğim bir noktaya ulaştığım için…

Laf sokmalara, haddinden fazla eleştirilere ve hangi türden olursa olsun talep ve beklentilere artık sabrım yok.

Benden hoşlanmayan insanları memnun etmeye, beni sevmeyen insanları sevmeye ve bana gülümsemeyen insanlara gülümsemeye yönelik arzumu kaybettim.

Artık yalan söyleyen ve beni yönetmek isteyen insanlara bir tek dakika bile harcamak istemiyorum. 

Oyunların, ikiyüzlülüğün, sahtekarlıkların ve ucuz övgülerin olduğu ortamlarda bulunmak istemiyorum.

Çok bilmişliğe ve akademik ukalalığa tahammülüm yok. Aynı şekilde boş dedikodulara da bulaşmak istemiyorum.

Uyuşmazlıklardan ve karşılaştırmalardan nefret ediyorum.

Farklılıklardan, hatta zıtlıklardan oluşan bir dünyaya inanıyorum, bu nedenle katı ve toleransı olmayan insanlardan kaçınıyorum.

Arkadaşlıkta sadakatsizlikten ve ihanetten hoşlanmıyorum.

Birisine nasıl iltifat edileceğini ya da cesaretlendirmek için ne diyeceğini bilmeyen insanlarla bir arada olamıyorum.

Abartılar beni sıkıyor ve hayvanları sevmeyenleri kabullenmekte zorlanıyorum.

Ve her şeyin de üzerinde, sabrımı hak etmeyen hiç kimseye sabrım yok”. Çeviri: Dilara ERDEM

Bir fincan kahve yapın kendinize, alın elinize kağıt kalemi ve safralarınızı yazın.

Sonra başa dönün ve yazının görseline bir daha bakın. 

Hayattan, yaşamdan, umutlarınızdan, hayallerinizden sizi alıkoyan, üstünlük taslayan, aşağılayan, mutsuz eden, enerjinizi tüketen vs. vs. vs. kim varsa çıkarın hayatınızdan. 

Mutluluğun ve gençliğin iksiri de sırrı da budur

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı. Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı. 2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını  okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.