Organize işler…

On beş gündür İstanbul ile yatıp İstanbul ile kalkıyoruz. İmamoğlu mu yoksa adı olup kendi ortada olmayan Yıldırım mı? Daha böyle seçim görmedim.

Cumhurbaşkanlığı ve ondan önceki iki seçim de bir fiil Ankarada, Ankara’nın Oyları Grubu ile seçim güvenliği için sabahın altısıdan gecenin bir vaktine kadar çalıştık, yetmedi YSK ve YSK İlçe binaları önünde sabahladık. Sandıkları korumasını becermiştik ama muhalefet partilerinin bizim topladığımız ıslak imzalı tutanakları zamanında sistemlerine girememeleri, usülsüzlüklere zamanında itiraz etmemeleri yüzünden, kazanılan seçimler hep kaybedilmişti.

Bu sefer ne oldu bilemiyorum. Sandıklara sahip çıkan gene oy kullanan seçmenlerdi ama Muhalefet bu  sefer daha bir organizeydi, ıslak imzalı tutanaklar zamanında kendi sistemlerine girildi, itiraz varsa zamanında yapıldı, seçim bitti kazandık diye gevşemediler, hala mücadele ediyorlar.

İSTANBUL

Uğruna ne şiirlerin, şarkıların yazıldığı koca İstanbul. Uzaktan baktığında ışıl ışıl, rengarenk, hayat dolu, yaşamın hiç ara vermeden devam ettiği gündüzünün ayrı gecesinin ayrı güzel olduğu şehir. 

Sade vatandaş için İstanbul tanımı tam olmasa da yaklaşık olarak budur.

Peki siyasi açıdan nedir İstanbul?

Seçimin hala sonuçlanamamış olması, sürekli yeniden sayım yapılıyor olması, İBB için çıkan söylentiler, ortadan kaybolan dosyalar ve bilmediklerimiz…

60.000 kişidir İstanbul.

Bu sebepten dolayı önemlidir. Sadece seçimi kaybetmek değil, 60.000 kişiyle beraber bütün ülkeyi kaybetmektir İstanbul. 

Yani Kelebek Etkisidir İstanbul.

Korku büyüktür.

Bu yüzdendir belirsizlik. Bu yüzdendir insanın aklıyla dalga geçmek. Kendi seçmeni için aptal diyen zihniyetin, oy kullanan herkesi kendi seçmeni gibi görmesinin nedenidir bugün yaşananlar.    

Kısa bir hikaye ile ince bir mesaj…

Vaktiyle bir derviş berbere gidip:

– Vur usturayı berber efendi, der.
+ Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar ve diğer tarafa usturayı vuracakken, mahallenin kabadayısı içeri girer. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış tarafına sert bir tokat atarak:

– Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye bağırır.

‘Dövene elsiz, sövene dilsiz’ olan, halktan gelen her şeyin Hak’tan geldiğine inanan derviş, sabreder. Fakat kabadayının tıraş esnasında da dili durmaz, sürekli alay eder derviş ile: ‘Kabak aşağı, kabak yukarı.’

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkandan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, kontrolden çıkan bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelerek kabadayıyı altına alıp sürükler. Kabadayı oracıkta feci şekilde can verir. Berber dervişe bakar, sorar:

– Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

Derviş düşünceli bir şekilde cevap verir:

+ Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!

Ne demiş Yunus Emre;
Olsun be aldırma Yaradan yardır…
Sanmaki zalimin ettiği kârdır…
Mazlumun ahı indirir şâhı…
HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR…

Profesyonel baba, amatör yazar, sorgulayan, araştıran, teknoloji düşkünü, düne takılmayıp yarını yaşamayı seven doğuştan Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı. Eşimle beraber kaleme aldığımız yazılarımızı bir arada tutabileceğimiz, bir nevi arşiv olarak kullanabileceğimiz ve paylaşabileceğimiz bir site kurma kararı aldığımızda Garip1Blog ortaya çıktı. 2018 de iki kişiyle başlayan yolculuğunuza zaman içerisinde aramıza katılan dostlarımızla yolumuza devam ediyoruz Gelir kaygısı olmadan kendi yağıyla kavrulan sitemizde, sinir bozucu reklamlarla boğuşmadan, kahvenizi veya çayınızı alıp, bir birinden güçlü ve değerli kalemlerin yazılarını  okurken keyifle vakit geçirebilirsiniz.

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.