Pembe Gözlükler
Hayat herkes için farklı akar. Kimisi eğreti pembe bir gözlük takar, kimisi karalara sarılır. Kimisi de benim gibi sadece umuda…
Gökyüzü maviyse, toprak kahverengidir.
Kuşlar uçabiliyorken, yılan sürünebilir.
Saklı bir göl dinginse, okyanus hırçın olabilir.
Ne yağmur güneşten daha bereketlidir ne de ilkbahar kıştan daha kıymetlidir.
İnsan, insandan değerli; insan diğer insandan aşağıdadır.
Hayata bakış açılarımızdır bizi farklılaştıran. ‘Hangimizinki doğrudur, kiminki yanlıştır?’ sorusu ancak, cehaletiyle henüz baş edememiş insanın kurcalar aklını. Ne sizin yönünüze kimse yanlış diyebilir, ne de size böyle bir hak verilmiştir.
Başkalarının hayatına zarar vermediği müddetçe, yargılamak hiç birimizin haddi değildir. Haddimizi bilmediğimizde cevap vermeyen ‘veremeyen demiyorum bakın, vermeyen diyorum’ insanlar olabilir. Bu bizlerden korktukları için değil; seviyemizi görüp, geri çekildikleri içindir.
Ama evren bizim kadar anlayışlı olmaz hiçbir zaman. Hak edene hakkını mutlaka verir.
Fikirlerimiz, duygularımız, yaşantılarımız, hayata bakışımız, umutlarımız, hayallerimiz, öfkemiz, kızgınlıklarımız, sevinçlerimiz, geçmişten getirdiklerimiz farklı ise aynı toprakta, aynı izi bırakmamız mümkün müdür?
Toprak ana bile göğsünde çeşit çeşit yavru barındırır. Hangisini bir diğerinden ayırt eder?
Bir böceği, bir papatyadan ayırt eder mi mesela? Bilir ki fayda hepsindendir.
Kara da kucak açar, kavurucu güneşe de…
Ayrışan, ayrıştırılan, ayrışmak zorunda bırakılan ya da bunu gerekli gören tek canlı insanoğludur.
Doğa ile bütünleşemememizin en büyük sebebi de budur.
Aşık Veysel’in de dediği gibi “Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa”
Herkesin yolu kendisine doğrudur. Herkesin hayatı kendisine münhasırdır. Ve herkesin hayatı… Devamını belki de siz getirmek istersiniz.
İnsanlar iyisiyle, kötüsüyle, doğru veya yanlışıyla bir şekilde savaşını veriyor. Daha çok zorlaştırmayalım hayatları. Dünyada çocuklar açlıktan, savaştan, sefaletten, bakımsızlıktan ölüyor. Anneler evlatları için ağlıyor, evlatlar “annem nerede?” diye çığlıklar atıyor.
Benim pembe gözlüklerim yok.
Ama umudum var!
Hem de öyle bitmek, tükenmek bilmez bir umut ki bu; tüm kötülükleri yok edebileceğime bile inanıyorum.
Yolum belli! Yolculuğum belli! Kimse kimsenin önünde durmasın yeter.
Hepimizin bu dünyaya bir borcu var. Bırakın herkes istediği gibi ödesin.
Umutla kalın…
Pes etmeyin!
Kimseye de ederinden fazla prim vermeyin.
Yolunuz hep açık olsun.

1973 Manisa doğumluyum. İşletme Fakültesi mezunuyum. Otuz seneye yakın özel sektörde görev aldım. Kariyerimin son 15 senesini yüksek öğrenim yurt müdüresi olarak tamamladım. Basılmış bir adet kitabım bulunuyor. Bazı dergi ve blogların yazarıyım. Bir defter ve bir kalemle hayatın anlamını buldum.



Pembe gözlükler olmasa da gönül gözümüz açık olsun, umudumuz hep var olsun. Emeğinize sağlık
Yazıyı okuduğumda ilk aklımdan geçen şu dizeler oldu Şale’cim:
Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya
Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar…
Ellerine fikrine sağlık.