Yarım Kalan
Bazı aşklar içine ölümü de sığdırır. Her ânı güzel geçen bir ömrün ayrılıkta da beraberiz kısmı vardır bir de.
Birisi biraz daha önce terkeder mekanı. Aşka zarar vermez bu. Atilla İlhan’ın dediği gibi “Ayrılık da sevdaya dahildir”.
Ölüm; yaşam kadar uzatmaz bazı şeyleri. Kısaltır hatta. Bir varmış bir yokmuş dedirtir. Kahkaha atarken bir anda yüzünde donar hayat.
Birbirine bağlanmayı aşktan da öteye taşıyanlar, geride kalmayı bir türlü beceremezler. Acı içlerine bir çukur kazar ve bütün yağmur suları burada birikir. Çamurlaşır hayat. Birlikte geçilen tüm yollarda yalnızlığın kol gezer artık. Hiçbir şeyin tadını alamazsın. Sadece “hayat devam ediyor” sözüne eşlik edersin.
Ölümlerin en acı olanı, geride bir aşk bırakanıdır bana göre. Aşkla geçen bir ömür, aşkla doğan bir evlat, aşkla başlayan ve aşkla devam eden konuşmalar, aşkla sarılmalar…. aşkla bir eve sığınmalar…
Aşkla gülen bir adamın ardından bakakalmak, en güzel yerinde şarkının, orkestra susmuş gibi kalakalmak, onunla kurduğun dünyanın başına yıkılması, sanki evrendeki bütün yıldızların sönüp, gözlerin kör olması…. ona dair ne varsa ağlatması….. geride kalanın payına düşen hisse olsa gerek….

Mevsimlerin kızı Eylül…
Eylül’ün ise en bebek saati…
Ankara’da…
Bir Seher Vakti doğmuşum…
Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim,
Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım,
Hayatı sevmişim herşeye rağmen,
Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm…
Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim..
Ne yaparsam yapayım aşk’la yapmayı seçmişim… dil’den değil kalp’ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim.
Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk’ta takılıp kalmışım… evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim… İstanbul’a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim…
Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım…


