GECE

GECE
Pencerenin dışında bir İstanbul
En sevdiğim saat;
    merhaba gece

herşeyin misliyle ölçüldüğü kıymetli zamanlar… insana dair ne varsa haşerat gibi ortaya döküldüğü…
    el ayak çekilince bazıları sahneye çıkar çünkü…

gecenin Allah’la bir işbirliği olmalı…
    dil coşar, kalp coşar, beden coşar, akıl coşar, gözyaşı coşar, içinde kahkaha coşar…

İnsana sonsuzmuş gibi gelen gece
    üşüdüğünü sandığın uzun geceler
        kalemimin ucuna kadar gelen anılar

Bazı evlerin kucağı vardır. Anne kucağı gibi sarmalayıverir seni
Perdeleri çekince evde zaman durur sanki,
    zamanı hapsedersin…

Bazı parçalarını atamazsın hayatının
Özgürlüğe çıkan merdiveni hayatın
    sen ise,
    tercihen birinin tam hayatının ortasına iniverirsin…

    Gece bastırır şehre,
        Bir daha seversin…
Işıkları hiç sönmez sokakların,
    bahçelere hüzün çöker oysa…

Düşüncenin gün doğumudur gecenin  başlangıcı…
herşeyi bir kenara bırakırsın…
İnsana yorgunluk veren insanları…    
    (Gözlerine çöker ilk önce insanın insana verdiği yorgunluk)
kovarsın
bi ara dönüp arkaya bakarsın,
    Arkaya dönüp bakmak çok soylu bir resim…
Bakışlarında iyilik olur…
Bakışlarında tatlı bir kabulleniş…
O saatler,
    erimek istersin,
        karışmak İstanbul’un içine…
İstanbul’un içinde olmak…

Cümlenin zirvesine çıkarsın,
    yazma’nın

Kainatın bedeninde ne varsa, bizim bedenimizde de aynısı var bilirsin,
kainatla insanı bir tutarsın…

Bazı insanları daha çok seversin bu vakitler,
    çağırırsın…

Kalbiyle girer mekana bazıları…

Geceye girersin ve uyumak istemezsin,
Güneşin doğuşunda ayakta olmak ve saygıyla karşılamak için…

Oldum olası sabahları severim
Güneşin doğuş anını kendime hediye edip, uyumayan gözlerimi ufka dikerim…

ve
gecede bir sır vardır
beden kalbin etrafında döner,
    sırlar açığa çıkar,
        laf’lar açığa çıkar,
            bir örümcek ağı örer gibi, kaplarsın gökyüzünü

Gece!

Sen mi içindeki çocuğun elinden tutarsın
Çocukluğun mu tutar senin elinden?

Kalplerde bir alan hazır bekler aşk için
    Zaman bazen bazı şeyleri geri getirir…

İçindeki ses, sadece nefes olarak çıkar dışarı,
    ve bir tek gece için konuşur…

Günün son dönemecidir bu vakit
    koynuna girmek için sabırsızca…
        gece’nin
yazar yazar yazarsın…
    ve girersin…
    ve…
zifiri mutluluk…

    arzın merkezine yolculuk gibi…

mağma…
dünyanın zirvesidir… inersin, inersin ve geceye ulaşırsın

günün şahdamarıdır gece
    ya dünyaya sataşırsın ya da susarsın gürül gürül…

sessizliğe bağırır gibi yazı yazmak,
    döne döne sema ederce kendinden geçmek,
        gökyüzüne süzülmek,
derviş misali hüzünle…
Dünya durur, sen yola çıkarsın,
    hazırlıksız,
        elinde sözler,
            dilinde bir melodi
başın biraz dumanlı…

kayıtsız şartsız
    şükür

gökyüzünde çiçek açmış… yıldızlar…

    yağmur yağabilir
        kar yağabilir,
        çığ düşebilir… ben yine de yola çıkacağım…
    hatta gökyüzü inebilir ayaklarımın dibine…

yüreğe sığmaz gece,
    yola çıkmak gerek…

gece gökyüzüne daha yakındır…
    Ben aşk’a aşıktım, gecenin hiçbir suçu yoktur…
kimbilir belki de vardır…

Kelimelerin arasındaki sessizlikleri deşifre etmek için gecenin ortasına minder atıp oturdum…
Perde açılsın
gecenin geri kalanı için

Sakin ol!
Mührü yavaşça kır
Umudunu koru ve yola devam et

İstanbul gibi…
    doludizgin bir günün ardından…
        nefes almak için beklediğin geceyi selamla!

Telaş yapma… herşey
olması gerektiği gibi-dir mutlaka

Sadece
anılar birden hücum edebilir kalp bölgesine
yâr gibi,
    yara gibi…
        aç kapıları, herşeyi oku ve herşeyi yaz
        şafak sökene kadar iflah olmak yok…
    eğer illa gece diyorsan…
        hadi ışıkları söndür…
            ve başla…

Mevsimlerin kızı Eylül... Eylül'ün ise en bebek saati... Ankara'da... Bir Seher Vakti doğmuşum... Çok seher vakitleri görüp günler devirmişim, Büyümüşüm, büyürken düşüp kalkmışım, Hayatı sevmişim herşeye rağmen, Hayatın bir okul olduğunu, sevinçler, kederler, başarılar, başarısızlıklarla dolu, ama herşeyin geçici olduğunu görmüşüm... Geçici olan bir çok şeyi yazarak kalıcı kılmışım, yazmayı ve okumayı çok sevmişim.. Ne yaparsam yapayım aşk'la yapmayı seçmişim... dil'den değil kalp'ten olsun diye cümlelerime çok özen göstermişim. Sevmişim, sevilmişim, en çok aşk'ta takılıp kalmışım... evlat tatmışım, iyi evlat olmaya çalışmışım, vatanımı, bayrağımı çok sevmişim... İstanbul'a hayran kalmışım, böylece şehirlerin en güzelinde yaşamayı seçmişim... Halen dostalarımın ve ezelden beri var olduklarını düşündüğüm dostluklarımın tadını çıkarmaktayım...

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.