KOMPOZİSYON SINAVI

GİRİŞ :
Kalkmış oturuyor bütün duygularım gece gece
Fonda yüreğimi sıkan yıpranmış bir şarkı
İçimde yüksek tonlu şair ağrısı
Gökte Dolunayın gövde gösterisi
ve ben acemiyim hiçbir duayı yerinde okuyamıyorum
Yerinde konuşamıyorum hiçbir cevabı
Acemilik gerçi bilmişlikten güzel, sade ve sevimli

Birdenbire dönen hüzün
Kalbe yerleşen taş gibi bir ağrı
Yeniden başlayan kar
ve ben şiirlerin hüzünlü ve yamuk gülümsemesiyle baş başayım
yalnızım
lakin ada yalnızlığı veya özgürlüğü benimkisi.

Üstelik
Daha yaz gelmeden biteceği korkusu…

madem ki etin korkusu bu
gidip bir duvara taş olayım bari… taş, duvarda yaşayabilir ancak

ya da yazarak kalbimi kurtarabilir miyim uçurumun kenarından
korkulanın olmasından korkulan

bu arada gece söz verdi, gündüze çıkacak.

GELİŞME :
Kendim! Sen beni bilirsin, yani sen seni bilirsin, aşk’sız bir kalbim, aşk’sız bir yazım yoktur…
Kalemim! Sen de beni bilirsin. Bir ben var bende benden içerû… satırlar ucunu göstermişken, buyur… Bu işin kıblesi aşk… Aşk dediysem; her türlüsü var bende. Börtü böcek, eş dost, çoluk çocuk, ana-baba

Yazı gelişsin diye çırpınıyorum. Sadece oku hoca, bakabilmenin, görebilmenin keyfini çıkar.
İçimdeki kesirli mutluluğu aşağı yuvarlama, bırak öyle kalsın…
üç buçuktan dört de verme, üç buçuk korkulardır yazdıran nihayetinde.

Güneşe doğru yağmaya niyetlenmiş bir yağmurum artık. Güneşi söndürüp küle döndürebilecek gücüm var. Yeşil uçlu kalemle “mavi” yazabildiğime göre…

Kanka, akşamın kabuğunu soydum
İçinden gece çıktı
İçimden gece çıktı
Sınırsız çocukluk, sabırsız gençlik, çabucak yaşlılık
Aralarda tozutan (tozan) kırgınlık
Ayrılığa (ayrılığın şerefine) kadeh kaldırıyorum.
Her fani bunu tadacaktır.

İKİNCİ GELİŞME:
Çocuktu, güzel gözleri, kirpikleri vardı, burnu akardı sürekli
Bağırarak konuşurdu, hem kavga çıkaracak gibi… hem de nasıl becerirdi sakin ve güzel yürekli olabilmeyi
Hiç kırılmaz diye bilinirdi, anlamazdık, hareli gözleri de olmasa…

Her şey çok değişti, burada, dünyada,
Kankardeşim (özetle Kanka) bence dönme geriye
Hazır gitmişken, gidebilmişken…
Sen şimdi benden daha çok şey biliyorsun.
Dünya-ahiret kardeşisin herkesin…

ÜÇÜNCÜ GELİŞME : (BAŞKA BİR ÇOCUK)
Gururuyla gurur duyuyordu
Aklıyla gurur duyuyordu
Cümlelerin tozunu almadan konuşuyordu, eski püskü cümlelerinin. Zamana ayak uyduramayan, eski moda düşlerinin esiriydi. Renklerinin uyumlu olmasına özen gösterdiği giyim tarzı çoktan demode olmuştu. Artık zaman “uyumsuzluğun uyumu” zamanıydı… Zamanın gereğini yerine getiremiyordu. Çok sadıktı önceki bildiklerine. Oysa zaman satır atlamıştı.

Öyle iri laflar edince kendini haklı mı sanıyorsun demiştim ona… İyi b.k yemiştim.

İLK GELİŞMEDEKİ ÇOCUK; “bana ıslık çalmayı öğretsene” demiştin.
Ben ıslık çalıyordum, sen çalıyormuşsun gibi yapıyorduk,
Kız arkadaşına hava atmak için.
Kocaman adamdın kırk yaşında, bir çocuk gibi küsüp gittiğinde,
Bu sefer sen kazandın, ben bilemedim…
Döner dedim, dönmedin Kanka!

Kim bilir belki de birini bulmuşsundur yanına yandaş, çocukluk yapan birini. Zillerini çalıp kaçıyorsunuzdur cennetteki tüm kapıların.

GECEYARISI(NDA) SON GELİŞME:
Çocuklarımın kirpiklerini seyretmek gibi garipçe bir huyum var. Kirpik seyretmek benim en iflah olmaz tarafımdır. Kirpik önemli. Gözlerin başkaldırısı… Kirpik… (Bu kısım iyice anlaşılsın)

Çocuklar annelerine her zaman iyi gelirler. Kirpikleriyle taşıdıkları rüzgarın kokusunu ciğerlerime doldurup, etraflarını saran bu aşkı içime…
Oyuncaklarını toplamadan uyuduğu gibi küçüklüklerinde, şimdi de bütün kıyafetler yerlere saçılmışsa, olsun ben toplarım sevgisi içinizdedir.

İLK VE İKİNCİ GELİŞMEDEKİ KONUYA (ÇOCUĞA) ANİ BİR DÖNÜŞ:
Uzmanı dönene kadar şiir böyle yazılır demiştin,
Pusu kurması yok bu çocuğun, dümdüz
Bana laf sokmuştu.
Cümlelerin karnını deşip…
Ben birkaç kelime koyayım ortaya, sen birleştir, dikiş at demiştim.

Beceriksizce kitap okurdu, tertemizdi kitapları

Geri gelecek olsan, yerin hazırdı
Kumandayı uzatmana, çekip gitmene, küsmene (kırılmana) gerek yoktu.
Şiir kitaplarını, okumamış gibi okuduğun kitaplarını
İzninle çiziyorum.

SONUCA YAKIN:
Bir sıfır öndesin şimdi sen
Gittin ya resmen
Oralar nedir nasıldır, ah bir de konuşabilsen

Koridorlar
geçişlerin yolu, bomboşluk duygusu

Arkana bakmadan yürüdüğün koridorların uzayan dalgınlığı kaldı burada

Nisan’ı çok seviyordun aklıma geldi, yağmurda koşmuştuk, hastalanmak istiyorduk, kahramanca, hastalanmadık diye üzülmüştük. (Nisan; yeşilin gençlik çağı)

Aylar; bu dünyanın uydurduğu geçişler. Geçip gittin hatırlıyor musun: aylar vardı, yıllar vardı. İçinde dilim dilim saatler vs.

Ayrı evlerde büyümüş iki kardeş
Şimdi ayrı dünyalarda. Sahi oraya dünya dersem ayıp olur mu? Senin gelme şansın yok da, galiba (galiba mı?) biz geleceğiz o dünyaya, değer mi? Ne dersin?
Sahi sen nesin orada. Hala 40 yaşında mısın? Ben yaşlanıp dururken…
40 kere ölmedi desem, ölmez misin?
on beş sene önce ölmez misin lütfen!

Abone Olun
Bildir
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
0
Yorumlarınızı merak ediyoruz.x
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.