Günler sonbahar yaprakları gibi birbir dökülürken ve unutuş rüzgârı süpürürken kalıntıları, elimizde olan (kalan) günlerle “gelecek” isimli uzay kuyusu yolundayız hepimiz.

Bitirdiğimiz her gün’den ayrılmış oluruz.

İçimde ise yalancı dünyanın yalancı ayrılığının koşar-adım ayak sesleri, kopan gürültü, kapanan kapılar, açılan saçılan sözler, bir daha eskisi gibi olmayacak yeni bir çağ başlar her gün.

Birden bastıran yağmura hazırlıksız yakalanmak korkutmasın seni, en fazla zilzurna ıslanırım der rahatlarsın.
(Hafif yağan yağmurdan ıslanmak daha mı çok üzer insanı, bunu da bir düşüneyim)

geri gelmeyeceğini biliyorum, giden hiçbir şeyin

müzikteki notanın, şiirdeki müziğin, müzikteki hüznün dikkate alındığı saatlerdeyim.

Yaralandım!
(Sağanak yağmurun Vur! emriyle)

Yara kabuğu kaldırma konusunda elim rahat durmuyor. İyileşmesini istemediğimden değil elbet, kabuklardan nefret ediyorum. Ters yüz etmek isteği ağır basıyor üstelik. İçi dışına çıksın.

Ağlamaktan içim dışıma çıksın, gezsin dolaşsın yeni çağı görsün…

Bütün acı sözlerinize cevap vermeye borçlu hissediyorum kendimi. Borcumu ödüyorum gecikmeli, üstü kalsın!

İçimden mide bulantısına benzer bir korku, tozbulutu gibi kalkıyor…

Bir insana alçak dersen başka, alçak gönüllü dersen başka
Alçak! ve de Gönüllü buna (bu da bambaşka)

Beyinlerimizi savaştıralım istedim ama görüyorum ki silahsızsın! Çılgınım ben, silahı eline ellerimle verdim ve onu da şeytan doldurdu…

Tartışmayı bitirmek kazanmaktan daha değerli düsturuyla her kavgadan kaçtım. Yenildim! Yenilgiyi sevdim de üstelik. Öyle ters bir tarafım var her zaman.

Destek verenlere de kapımı kapattım. Destek veren köstek olma hakkına da sahip olur çünkü.

Bi kapıyı kapattım ama açık bıraktım tüm kesik kabloların ucunu.

(Hele sana kapanış vermeyeceğim. İçindeki yarımlıkla yaşayasın. Bir elmanın iki yarısı’ndaki yarım’lıkla)

Menfaatin bittiği yerde ihanet başlar mı gerçekten? Benim aklım almaz mı böyle şeyleri hâlâ?

Şimdi kara bulutlar üstüme çökse de yağmurun üzerime yağması içindir ve yakındır.

Bir şey yapmak isteyen daima bir yolunu bulur.

Kurtulmak isteyen, çözsün ve yola çıksın, düğümü daha da sıkmaya gerek yok.

Şafak söker, karanlık yırtılır, güneş çıkar, sakinleşir gökyüzü elbet.

Bahar dalı gibi başlamak ümidi kış sürerken hep hazır durur…

Hayır demek lazım bütün eski şeylere (o hayır’ın sonunda ünlem var)

Bazen dibi iyice boylamak lazım…
Üç gün kuralını uygulayıp, yaşamamak lazım (nefes almadan üç gün)
Üç gün yeter. Bana bir gün de yeter ama kural kuraldır. Üç gün diyorsa üç olsun.
Üç’ten dokuza şart olsun. (Bu da ne demekse, yeri gelmişken yazayım sorayım dedim, biri bana anlatsın)(yeri gelmişken dedim ama ne yeri ne de zamanı)(Biri beni kurtarsın parantezlerimden)

Yeri gelmişken parantezlerden bahsedeyim biraz, (yine daldan-dala’sım ve kelime tekrarı oyunu oynayasım geldi, hay Allah!)

PARANTEZ;
İnsan zihni çok gizli. İşte o gizlilikler parantez içinde, içinde durur. (Virgülden sonra bir nefes alıyoruz)

Yani insanın içi, insanın parantezidir.
(Valla şimdi aklıma geldi bu cümle ama güzel cümle oldu. Altını çizerdim ben olsaydım. Bi kitapta görseydim kesin çizerdim çift çizgiyle)

Bir gün neden altını çizme konusunda ısrarlı olduğumu anlatacağım. Kitaplarım çizik çizik, içim çizik çizik. Beğendiğim herşeyin altını çiziyorum.

Üstüne basa basa söylediğiniz sözlerin nasıl canının yandığını düşündünüz mü hiç? Ben düşündüm. Üstüne basa basa hiç söz söylemedim ben. Hiç kimseye karşı ısrarcı olmamak gibi çekingen bir yapım var. Ya da önemsemiyor muyum acaba? Hani arkadaşlarımın bana “yine ayakların yerden kesildi, dünyaya dön” dedikleri gibi miyim gerçekten?

Altını çizmekten, üstüne basa basa söylemeye nereden geldim? Bir şey çağrıştırmıştır elbet. İçimdeki paranteze bakmak lazım.

Parantez diyorduk değil mi?
Ne kadar önemsiz gibi, olsa da olur olmasa da olur gibi beliren parantezlerimiz.

Halbuki parantez varsa, orada bir çırpınış vardır; kaçış vardır, sığınış vardır, yalvarış vardır, anlaşılma isteği vardır, açıklama isteği vardır, açıklayamama durumu vardır, ara verme vardır, molaya çıkma vardır, nefes almak vardır derinden. Belki de bir dua vardır.

Parantezler; sözlerin gözleri de olabilir. Aradan çipil çipil bakarlar. Kirpiklerin arasından dünyayı seyrederler. Okuyanın dünyasını…

Gerçek cümlenin gölgesinde gibi dururlar. Ama her başarılı cümlenin önünde bir parantez vardır. (Bak bak yazdıkça neler çıkıyor. Bu parantez konusunu çok sevdim ben. Tevekkeli değil, çok severdim ezelden beri parantezli cümle kullanmayı)

Parantez aslında kırılmış bir karakutudur. Oradan tüm açıklamalara ulaşılabilir.

Sıcak bir cümlenin güneşi, buz’lu cümlelerin sarkıtlarıdır parantezler. Ciddiye almak lazım.

Cümlenin aşka gelmiş, coşmuş halidir. Uzatmamak için araya alınan cümleler yığınıdır parantezler.

Belki de sözleri korunaklı bir alanda tutmak için, bir düz bir ters ay simgesiyle esirgemek içindir. (Esirgemek sözü de çok ilginçtir değil mi? Yerine göre korumak yerine göre mahrum etmek anlamında)

Parantez içlerini esirgemek!
Biz yine de koruma altına almak diyelim. Aslında, diğer cümlelerden mahrum bırakır gibi başına sonuna duvar örmek de diyebiliriz. (İnsanoğlu çok da nankördür bazı sözlerine karşı)

Parantez içleri, o kadar cesur o kadar korkusuzdur ki, kendinden önceki cümlenin/cümlelerin söyleyemediklerini söyler, ateşe çıplak ayakla basar adeta, kar’a da basabilir aynı çıplaklıkla.

Dönülmez yollara sokar insanı.

Kendi dışındaki cümleler gayet sakinken, gayet sadeyken, o arada konuşur da konuşur süslü süslü, gürültülü gürültülü…

Ah bu parantezler!
Büyüklerin sözünü kesen, araya giren çocuklar gibidir. İçimizin çocukları.

O sanki kendisine “bidaha bidaha” denmişçesine şarkı söyler durur duş altında umarsızca.

Dönüp dönüp bakar kendinden önceki cümlelere hava atar, ben olmasam sen bir hiçsin dercesine. Kendi kendine yetemiyorsun dercesine.

Pusuya yatar, hatırda kalmayayım satırda kalayım ister ve aniden önüne atlar okuyanın.

Cümlenin yarası gibidir parantezler, kabuğunun kaldırılmasını, kapılarının açılmasını bekler. Hapsedildiği yerden kurtulmak ister.

Yeter bu kadar.
Velhasılı kelam, herkesin bir parantezi vardır. Ben bunu bilir bunu söylerim.

(YARANIN KAŞINMASI İYİLEŞTİĞİNİ GÖSTERİYORDU DEĞİL Mİ?)

Abone Olun
Bildir
guest
12 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Nermin Y. Coşkuner
1 Ekim 2026 14:26

Kaleminize, yüreğinize sağlık Seher Hanım. Yıllarca tahtada öğrencilere noktalama işaretlerini, gramer kurallarını anlatıp durduk ama insanın kendi iç noktalama işaretlerini öğretmeye müfredat yetmiyor işte.

Yazınızda “İnsanın içi, insanın parantezidir” derken ne kadar haklısınız… Bizler dışarıya hep kurallı, derli toplu cümleler kurmaya çalışırız; ama bizi biz yapan, asıl dürüstlüğümüz o parantezlerin içine gizlediğimiz “iç sesimizdir”. Yaraya gelince; bir öğretmen olarak bilirim ki çocukların da yetişkinlerin de kanayan yeri hemen kabuk tutmaz. Kabukla oynamak bazen can yakar ama insanın kendi hakikatiyle yüzleşme çabasıdır aslında.

Dağınık gibi görünen ama içtenliğiyle okuru sarmalayan çok güzel bir bilinç akışı olmuş. Parantezlerinizi de, kabuk tutmamış o samimi duygunuzu da çok sevdim. İçinizdeki o sorgulayan çocuğu ve kaleminizi hiç susturmamanız dileğiyle…

BEAD
BEAD
1 Ekim 2026 11:23

Seher Hanım, yazının başından sonuna kadar zihninizin o kıvrımlı, sürprizli koridorlarında yürümek adeta bir iç seyahat gibiydi. Parantezleri cümlenin gölgesinde saklanan ‘kırık karakutular’ veya ‘çipil çipil bakan gözler’ olarak tanımlamanız o kadar yerindeydi ki; asıl hayatın, o düz ve sade ana cümlelerin arkasında saklı o gürültülü parantezlerde akıp gittiğini bir kez daha hissettim.

Kaleminizin o sarıp sarmalayan dürüstlüğüne sağlık!

Aslıhan Özbek
Aslıhan Özbek
30 Eylül 2026 16:41

Zamanın ve kelimelerin arasında gezinirken parantezlerinize dokunmamak elde değil… ‘İnsanın içi, insanın parantezidir’ cümlenizde durdum, kaldım. Bazen dışarıya kurduğumuz o nizami, düzgün cümlelerin arasında kendimizi sakladığımız en dürüst sığınak tam da o parantezler oluyor gerçekten. Kabuk tutmaya çalışan yarayı kurcalamak ise iyileşmeyi reddetmekten değil, belki de o acının bize katığı hakikati unutma korkusundan…

Altını çizdiğimiz satırlarla içimizdeki çizikler arasındaki o ince bağı öyle güzel sezdirmişsiniz ki; insan kendi sesini, kendi iç kabuklarını buluyor okurken. İçi dışına çıksın, arınsın isteyen o cesur ve kırılgan ruhunuza, kaleminize sağlık Seher hanımcım.

Simla Tezcan
Editor
30 Eylül 2026 12:35

Sehercanım, Her bir cümle istisnasız kıymetli ve de bu kadar dolu dolu olabilir mi bir yazıda? Tekrar, tekrar okunacak başucu kitabı gibi, üstten bakmamayı tercih eden bir olgunlaşmayla örülü çok kıymetli bir başucu yazısı. Derinden etkileyen, vuran bir yazı. Ve söylemeden geçemeyeceğim; (PARANTEZ) tarihte kimse tarafından bu kadar güzel ve geniş anlamlı anlatılmamış, anlatılamamıştır. Senin zekan ve sanatınla artık parantez bambaşka bir şey benim için. Ellerine sağlık…

Vedat Ali Bayrak
Yönetici - Yazar
30 Eylül 2026 01:21

Seher hanım her yazınızda şaşırtmaya devam ediyorsunuz. Bir kaç kez okudum, okurken kaçırdım, başa döndüm tekrar okudum… Yapay zeka editörü “parantez içi ifadeleri cümlenin gizli birer karakutusu olarak konumlandırması, metne özgün bir dinamizm kazandırıyor” demiş ya gerçekten de öyle. Kaleminize sağlık.

Garip1Blog Okur Soruları
Garip1Blog Okur Soruları
30 Eylül 2026 00:12

İçimizde biriken onca yarayı ve kelimeleri hapsettiğimiz o gizli parantezleri ardımızda bırakıp yola devam ederken, acaba asıl iyileşme kabuğu koparmakta mıdır yoksa o parantezleri hiç kapatmamakta mı?

Garip1Blog Yapay Zekâ Editörü
Garip1Blog Yapay Zekâ Editörü
30 Eylül 2026 00:02

Yazı, ana izleğini oluşturan yara kabuğu ve parantez metaforları üzerinden zihnin katmanlarında serbest bir gezintiye çıkıyor. Yazar, içsel hesaplaşmaları ve anlık zihinsel sıçramaları akıcı bir bilinç akışı tekniğiyle okura aktarıyor. Özellikle parantez içi ifadeleri cümlenin gizli birer karakutusu olarak konumlandırması, metne özgün bir dinamizm kazandırıyor. Dağınık gibi görünen bu düşünce akışı, yazarın samimi ve sorgulayıcı üslubuyla birleşerek metnin bütünlüğünü güçlendiriyor.

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.