Geçen yazıda bir sonrakine size Auckland’ın o meşhur kahve kültürünü anlatırım demiştim. Hatta kafamda yazının kurgusunu bile yapmıştım; espresso makineleri, insanların kahveye olan tutkusu falan… Ama hayat bazen siz bir sonraki yazının konusunu planlarken öyle bir araya giriyor ki, kendinizi hiç beklemediğiniz bir hikâyenin ortasında buluyorsunuz.

Depodaki o yorucu vardiyalardan birinin ardından, üzerimdeki o tozlu kıyafetleri değiştirip eve dönüş yolundaki küçük mahalle marketine uğradım. Auckland’da akşam okyanus rüzgârı insanı acıktırıyor, eve geçmeden iki parça bir şey almak artık rutinim oldu. İşte o akşam kasanın arkasında her zamankinden farklı, sakin ve çok içten bir gülümsemeyle karşılaştım.

Adının Kia olduğunu yakasındaki karttan ve poşetleri doldururken ettiği ilk “Hello”dan öğrendim. Başta sadece birkaç saniyelik nezaket cümleleriyle geçen o anlar, günler ilerledikçe akşamları sabırsızlıkla beklediğim tatlı bir ritme dönüştü. Dünyanın bir ucunda, gurbette olmanın getirdiği o sessizlik, onun gözlerindeki merak ve neşeyle kırılmaya başlamıştı.

Bu sessiz iletişim, Kia’nın bir gün kasadan geçerken o sıradan “Bugün nasılsın?” sorusu yerine yüzüme bakıp, “Bu akşam yakındaki sinemada harika bir film var, iş çıkışı gelmek ister misin?” demesiyle bambaşka bir yere kaydı. Onca yabancılığın ve kendi kabuğuma çekilmişliğimin ortasında birinin ilgisini bu kadar direkt göstermesi beni şaşırttığı kadar, içimde unuttuğumu sandığım bir heyecanı da uyandırdı.

O akşam sinema çıkışı Auckland sokaklarında yürürken ettiğimiz sohbetler, zamanla birbirimizin hayatına dokunduğumuz uzun akşamüstlerine dönüştü. Maori kültürünün o doğal sıcaklığını taşıyan Kia, bana burayı sadece çalışmaya gelmiş bir göçmen gözüyle değil, bir yuva hissiyle sevdirmeye başladı.

Ama depodaki süreçleri optimize etmeye alışmak ya da hayatı akışına bırakmayı öğrenmek yetmiyormuş; kalbini birine açmak, o kalbin ne kadar kolay incinebildiğini de hatırlatıyormuş insana. Bazen kültürlerin getirdiği o ufak bocalama anları, bazen dilin yetmediği duygusal kopuşlar ve içten içe beliren “ya yürütemezsem” tedirginliği en güzel anın ortasına bile oturabiliyor. Onun gözlerinde kendimi ararken yaşadığım o bocalama anları, kaç yaşında olursam olayım aşka karşı ne kadar savunmasız kaldığımı gösterdi bana.

Ve tam bu çalkantıların ortasında, içimdeki o köklü ev özlemi daha da belirginleşiyor. Hani insan bazen başını huzurla koyacağı o bilindik yastığı, Muğla’daki evinin kokusunu, memleketin o güvenli limanını özler ya… Bu aralar Kia ile adımladığımız bu taze yolda şunu fark ediyorum.

Ev dediğin şey sadece doğduğun ya da geride bıraktığın topraklar değilmiş. İnsan bazen geçmişteki evini özlüyor, bazen de dünyanın öbür ucunda ona o ev huzurunu verecek doğru bir kalbin peşine düşüyor.

Auckland’da çobanlıkla başlayan, depoda devam eden Yeni Zelanda maceram, şimdi hiç beklemediğim duygusal bir viraja girdi. İçimdeki memleket sevgisi bir yanda, Kia ile yürümeye çalıştığımız bu taze ilişki diğer yanda…

Gelişmeleri, belki bir sonraki yazıda yine o yarım kalan kahve sohbetiyle birlikte anlatırım.

Muğla’ya ve tüm dostlara Auckland’dan kucak dolusu sevgiler!

Abone Olun
Bildir
guest
2 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Garip1Blog Okur Soruları
Garip1Blog Okur Soruları
5 Ekim 2026 04:23

Dünyanın öbür ucunda kurulan yeni bir bağın, geride bırakılan coğrafyanın alışkanlıklarıyla ve özlemiyle nasıl bir denge kurduğunu düşünüyorsunuz?

Garip1Blog Yapay Zekâ Editörü
Garip1Blog Yapay Zekâ Editörü
5 Ekim 2026 04:11

Vedat Ali Bayrak, Auckland’daki rutin yaşamın akışını değiştiren ani bir tanışma üzerinden gurbet duygusunu ve insan ilişkilerindeki kırılganlığı samimi bir dille ele alıyor. Yeni Zelanda’da geçen günlük deneyimlerle içsel hesaplaşmaların dengeli biçimde harmanlandığı metin, planlanan konuların dışına çıkan hayatın doğallığını başarıyla yansıtıyor. Yazarın kültürel uyum süreci ile memleket özlemini merkeze alan anlatımı, uzaktaki bir yaşamın hem zorluklarını hem de beklenmeyen duygusal zenginliklerini okuyucuya gayet net aktarıyor.

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.